17 Ağustos 2019 Cumartesi 16:54:09
» ATATÜRKSÜZ ÇANAKKALE SAVAŞI DÜŞÜNÜLEMEZ

ATATÜRKSÜZ ÇANAKKALE SAVAŞI DÜŞÜNÜLEMEZ

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
ATATÜRKSÜZ ÇANAKKALE SAVAŞI DÜŞÜNÜLEMEZ
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 28 Nisan 2019, Pazar 15:54:13
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çanakkale Zaferinde Atatürk'ün payı kimi İslamcı ve liberal kesimce inkar edilir. Deniz Savaşları öne çıkarılarak adeta Kara Savaşları ve bu savaşlarda kahramanlaşan Atatürk görmezden gelinir.Oysaki Atatürk Çanakkale cephesinde görev isteyerek kendi arzusu Sofya Ateşemiliterliği'nden ayrılmıştır.

İtilaf Devletleri, deniz harekâtının son çarpışmasının yaşandığı 18 Mart 1915'te kesin bir yenilgiye uğradıktan denizden başarılı olamayacaklarını anlamışlardı. Çanakkale Denizini geçemeyen düşman ordusu 25 Nisan'da Gelibolu yarımadasına asker çıkarır. Amaç, Gelibolu Yarımadası'ndaki topçu bataryalarını susturmak ve müttefik donanmasının Marmara Denizi'ne geçmesini sağlamaktır. İşte Çanakkale Kara Savaşları bu tarihte başlar.

25 Nisan tarihi geldi ama devlet katında ve adını belirttiğim kesimlerde büyük savaşların olduğu Kara Savaşlarında ve bu savaşlarda payı olan Atatürk anılmıyor. O halde Kara Savaşlarında Atatürk'ün payını gösterelim.

Liman von Sanders düşmanın karaya çıktıktan sonra derinliklere çekilerek imhasını düşünüyordu. Atatürk ise, düşmanın karaya çıkarılmasına izin vermeden kıyıda karşılanması fikrindeydi. Ona göre düşman çıkartması Kabatepe-Arıburnu bölgesinde olacaktı. Olaylar Atatürk'ü haklı çıkarmıştır.

Kara Savaşları başladığı esnada yarbay Atatürk, başında Liman von Sanders'in olduğu 5. Orduya bağlı 19. Tümen'in Komutanıdır. Bu tümen Ece Limanı-Seddülbahir kıyılarının savunmasıyla görevlendirilmiş, daha sonra da 5. Ordu'nun ihtiyat kuvveti yapılmıştır.

          ATATÜRK'ÜN ÇANAKKALE'Yİ VE BAŞKENTİ İLK KURTARIŞI

Çıkartma başladığında karargahı Bigalı Köyü  Değirmenlik mevkiinde bulunan Atatürk, düşmana taarruz edilmesi gerektiğini düşünür ve Kolordu Komutanı Esat Paşa'dan izin ister; ancak Kolordu komutanı "ordu komutanına danışalım" diyerek, ordu komutanının olduğu Saros Bölgesi'ne gider. 40 kmlik mesafe gidiş geliş 4-5 saati bulabilecektir. Haber gelmesini beklemeden inisiyatif kullanarak, 57. Alay ve bir dağ bataryası ile 07:45'te çıkartma bölgesine hareket eder. Oysaki bu kuvvetler ordunun elindeki tek yedek kuvvettir ve düşman başka bir noktaya daha çıkarma yaparsa düşman üzerine gönderecek kuvvet kalmayacaktır. Atatürk, bu riskin farkındadır ama düşman da çıkartma yapmıştır. [1] 

2 saatlik bir yürüyüşten sonra Saat 09:40'da Kocaçimen'e varır. Askerlerini dinlenmeye bırakan Atatürk, düşmanın durumunu anlamak için Conkbayırı'na gider. Arıburnu'ndan karaya çıkan düşman Conkbayırı'na ilerlemektedir. Türk askerinin kaçmakta olduğunu görünce askerin önüne çıkarak şu cümleleri sarfeder:

"— Niçin kaçıyorsunuz? dedim.

— Efendim düşman! dediler.

— Nerede?

— İşte, diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve kemal-i serbesti ile (tamamen serbest olarak) ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün: Ben kuvvetlerimi bırakmışım, efrat (asker) on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş... Demek ki, düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman, benim bulunduğum yere gelse kuvvetlerim pek fena vaziyete duçar olacaktı (düşecekti). O zaman artık bunu bilmiyorum, bir muhakeme-i mantıkiye (mantıki durum tartışması) midir, yoksa şevki tabiî (içgüdü) ile midir, bilmiyorum; kaçan efrada:

— Düşmandan kaçılmaz, dedim.

— Cephanemiz kalmadı, dediler.

— Cephaneniz yoksa, süngünüz var, dedim. Bu efrat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Kazandığımız an bu andır."

"BEN SİZE TAARRUZU EMRETMİYORUM, ÖLMEYİ EMREDİYORUM!"

Kendi birliğinden olmayan bu askerlere komutanlık yaparak süngü taktırır ve yere yatırarak düşmanla çarpıştırır. Yanındaki asker aracılığıyla dinlenmekte olan 57. Alayın yanına gelmesini sağlar. Atatürk verdiği emirde şunu demiştir:

"Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum! Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir!"

Düşmanı kıyıya sürer. Bu taarruzdaki başarısından dolayı Atatürk Arıburnu Kuvvetler Komutanlığı'na getirilir30 Nisan 1915'te Gümüş İmtiyaz Madalyası, daha sonraları da Altın ve Gümüş Liyakat Madalyaları almıştır.

14 Mayıs'ta İngilizler Bombasırtı'nı ele geçirmek için taarruza kalkar. Atatürk, Bombasırtı'ndaki savaşı anlatırken Türk askerinin fedakarlığını şöyle belirtir:

"Biz kişisel kahramanlıklarla uğraşmıyoruz. Yalnız size, Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe sekiz, on metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına düşüyor, ikinci siperdekiler onların yerine geliyor, fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini de biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler Kuran'ı Kerim okuyor ve Cennet'e gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i Şahadet çekerek yürüyorlar. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur."

Atatürk 17 Mayıs'ta Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı'ndan ayrılarak 19. Tümen Komutanlığı'ndaki görevine döner. 23 Mayıs'ta  Alman İmparatoru tarafından kendisine "Demir Haç" nişanı verilir.[2] 1 Haziran 1915'te albaylığa terfi eder.

ATATÜRK'ÜN ÖNGÖRÜSÜ

Atatürk'ün devleti kurtarmada Önemli tarihlerden biri de 7 Ağustos'tur. Kolordu Komutanı Esat Paşa bir gün Atatürk'e düşmanın nereden geleceğini sorduğunda Atatürk, Arıburnu'nu gösterir. Kolordu komutanı ise "Merak etme beyefendi, gelemez!" der.[3] Oysaki düşman buradan çıkartma yapar. 8 Ağustos 1915'te, Conkbayırı düşmanın eline geçer.   Conkbayırı'ndaki durumun sıkıntıya düşmesi karşısında 5. Ordu Komutanı Liman von Sanders adına Kurmay Başkanı Albay Kazım (İnanç), Atatürk'e telefonda durumu sorar. Atatürk'ün, "bütün mevcut kuvvetlerin, komutam altına verilmesinden başka çare kalmamıştır!" şeklinde yanıtı üzerine Kazım Bey "çok gelmez mi?" der. Atatürk, "az gelir!" diye karşılık verir. Böyle hassas bir anda 8 Ağustos akşamı Anafartalar Grubu Komutanlığı'na getirilir. Atatürk bu görevi neden kabul ettiğini şöyle açıklar:

"Böyle bir mesuliyeti deruhte etmek, basit bir keyfiyet değildir. Fakat ben, vatanım mahvolduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için kemali iftiharla bu mesuliyeti kabul ettim."

9 Ağustos sabahında askeri taarruza kaldırarak Birinci Anafartalar Zaferi'ni kazanır.

Atatürk sonraki gün düşmanın Conkbayırı'na taarruz edeceğini hesaplayarak onlardan önce taarruz etmeyi düşünür ama emrindeki komutanlar bu kararı doğru bulmaz ve yeni bir taarruzun çok kayıplara neden olacağını belirtirler. Atatürk, bu uyarıları önemli bulduğunu, ancak taarruzu gerekli gördüğünü şöyle açıklamıştır:

"Söylenenler gerçekten durumu ve kıtaların halini olduğu gibi tasvir ediyordu. Fakat bu değerlendirmeyi kararımı değiştirecek nitelikte bul­madım. Çünkü ben düşmanı şiddetli ve ani bir baskın ile mağlup ede­bileceğimize kanaat hâsıl etmiştim. Bunun için çok kuvvetten ziyade, çok dikkatli ve fedakârane bir sevk ve idarenin maksadı temin edeceğine hükmetmiştim."[4]

10 Ağustos günü, düşmanı uykuda yakalar ve düzeni bozulan düşman kaçar. İşte bu esnada Atatürk sağ göğsünden bir şarapnel parçası ile yaralanır; fakat cep saati sayesinde kurtulur. Mustafa Kemal Paşa, bu savaştan sonra artık "Anafartalar kahramanı" olarak tanınmaya başladı. Bu sebeple Anadolu'da milli mücadeleyi başlattığında yadırganmadan liderliği kabul görmüştür.

Bu taarruza dair Fahrettin Altay'ın şu cümleleri Atatürk'ün rolünü görmek istemeyenlere önemli bir yanıttır:

 "Mustafa Kemal, 10 Ağustos'ta yalnız İstanbul'un değil, bütün bir memleketin işgalini önlemişti. Artık ümitleri kalmayan İngilizler, iki ay sonra Gelibolu Yarımadasını boşaltıp çekilip gitmeye mecbur kalıyorlardı."[5]

Atatürk'ün devleti ve milleti kurtardığı bir başka savaş da 21 Ağustos günü yaşanır. Düşman 70 bin kişi ile Anafartalar Ovası'na taarruz eder. Bizim kuvvetimiz ise 18 bindir. Gerideki tümenin cepheye yetişmesini beklemesi halinde düşmanın cepheyi yarmasına neden olabileceğini düşünerek inisiyatif alır. Türk askerinin gelmesini beklemez ve savaşır. İkinci Anafartalar Zaferi'ni kazanır.

1 Eylül 1915'te Atatürk'e, Gümüş Liyakat Madalyası verilir.[6] 11 Aralık 1915'te Atatürk, rahatsızlığını gerekçe göstererek İstanbul'a gelirken 19 Aralık 1915'te İngilizler, Çanakkale'den çekilmeye başlamışlardır.[7]

ATATÜRK İÇİN NE DEDİLER?

Atatürk'ün başarısını İngiliz General Aspinal Oglander, bu durumu, İngiltere İngiliz Resmi Harp Tarihi dile getirmektedir:

"Liman von Sanders'in bugün Türkiye'yi idare etmekte olan ve o zaman bir tümen komutanlığında bulunan mukadderatın adamından aldığı kuvvet ve ilhamın yüksek kıymetine paha biçmek imkânsızdır.

Anzak Kolordusunun 25 Nisan'da ilk ihraç gününde hedefini zaptetmeye muvaffak olamayışının en birinci âmili bu subayın bizzat mevcudiyeti ve vaziyete hâkim olmasıdır. Müşarünileyhin (adı geçen yüksek kişinin) 9 Ağustos'ta bir an içinde şimal mıntıka komutanlığına tayin edilerek burada gösterdiği yüksek cesaretli hareketlerdir ki, 9ncu Kolordunun ilerlemesine mani olmuş ve bunu durdurmuştur. Yirmidört saat sonra müşarünileyhin bizzat yaptığı bir keşiften sonra Conkbayırı'nda yaptığı çok parlak bir mukabil taarruz neticesinde Türkler Sarıbayır Sırtları üzerinde gayrı kabili zapt bir mevziye yerleştiler. Tarihte, bir tümen komutanının üç muhtelif yerde vaziyete nüfuz ederek yalnız bir muharebenin gidişine değil, aynı zamanda bir seferin akıbetine ve belki bir milletin mukadderatına tesir yapacak vaziyet ihdas etmesine nadiren tesadüf edilir."[8]

"KADERİN ADAMI"

Dördüncü ordunun Kurmay Başkanı Ali Fuad Erden ''Çanakkale'de en buhranlı anda, en lüzumlu adam bulundu. Harbin seyrini çeldi." demiştir. Hatta Erden, Denizcilik Bakanı Sir Winston Churchill'in Atatürk'ü "kaderin adamı" olarak değerlendirdiğini aktarır.[9] Rauf Orbay'ın da Atatürk için şunu söylediğini belirtir:

''Bizi Asya'ya atarak müttefiklerimizden ayırdıktan sonra Ruslarla birleşmek isteyen İngiliz plânına, doğru kararı ve başarılı saldırıları ile ilk engel olan şüphesiz Mustafa Kemal Bey'dir.'' [10]

Osmanlı Genelkurmayı, Arap kökenli askerlerin cephede moralini düzeltmek ve onları kullanarak Suriye'de gelişen Arap milliyetçiliğine karşı mücadele etmek amacıyla propaganda turu düzenler. Heyetin başkanı Uryanizade Ali Vahid Efendi'dir. Cemal Paşa'nın amacı, Çanakkale Cephesi'nde savaşan Arapların hikâyelerinin Arap basınında çıkmasını sağlayarak, bölgedeki yerli halk arasında sürdürülen Osmanlıların savaşı kaybettiğine ilişkin İngiliz propagandasına yanıt vermektir. Uryanizade anılarında, 21 Ekim 1915 günü heyetin Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal Bey'i ziyaretini şöyle anlatmaktadır:

"Bu [Anafartalar] grubun kahramanı Mustafa Kemal Bey'e bu büyük kumandana bütün İslamlar ve müttefiklerimiz medyun-u şükrandır. Anafartalar'ın en nazik bir zamanında Mustafa Kemal Bey'in aldığı tertibat ve tertip ettiği bir hücum sayesinde Boğaz büyük bir tehlikeden kurtulmuştur."[11]

 Hatta Şeyh Bedreddin En-Naasanî Mustafa Kemal'in başarılarını öven parlak bir kaside okumuş ve bu kaside Heyet Başkanı Esad Eş-Şukayri tarafından Mustafa Kemal Bey'e tercüme edilmiştir. Heyet Başkanı daha sonra Türkçe bir konuşma yaparak ordunun Gelibolu'daki başarısına ve onlarla birlikte bu başarıda en büyük payın Anafartalar Kahramanı Büyük Kumandan Mustafa Kemal'e ait olduğunu belirtmiştir.[12]

ÖLÜMÜ KÜÇÜMSEYEN CESARETİ

Atatürk, savaş anında bir gün yoğun top ateşinin arasında kalır. Top mermileri sağına soluna düşer. Emrindeki subaylar o bölgeden uzaklaşması için kendisini uyarırlar ama O yerinden kımıldamaz ve "artık çok geç, kaçarak askere kötü örnek olamam"[13] der.

Siperdekilerin top atışlarını nefeslerini tutarak izlediği bir anda savaşın gidişatını düşünerek ölümü küçümseyen bir cesaret sergiler.[14]

Şimdi soralım:

Atatürksüz Çanakkale savaşı düşünülebilir mi?

TARİHÇİ

MUSTAFA SOLAK

 

DİPNOT

[1] İsmet Görgülü, On Yıllık Harbin Kadrosu (1912-1922), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1993, s.83.

[2] Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1999,s.48,49.

[3] Erol Mütercimler, Fikrimizin Rehberi, Alfa Yayınları, İstanbul, 2008, s.299-301.

[4] İsmet Görgülü, Kurtarıcının Doğduğu Yer Çanakkale, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Ankara, 2014, s.39. 

[5] Mütercimler, age, s.317.

[6] Age, s.61.

[7] Age, s.67.

[8] General C.F. Aspinall-Oglander, Çeviren Dz. Yzb. M. Hulusi, Büyük Harbin Tarihi, Çanakkale Gelibolu Askerî Harekâtı, Genelkurmay Yayınları, Askerî Matbaa, 1940, Cilt II, s. 471.

[9] Falih Rıfkı Atay, Çankaya, Sena Matbaası, İstanbul, 1980, s.92.

[10] Age, 92.

[11] Yüzbaşı Sarkis Torosyan, Çanakkale'den Filistin Cephesi'ne, Yay. Haz. Ayhan Aktar, İletişim Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2012, s.26.

[12] Age, s.29.

[13] Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, 1.Cilt, Remzi Kitabevi, 9.Basım, İstanbul, 1983, s..256.

[14] Age, s.257.


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir