24 Ekim 2019 Perşembe 08:40:52
» Casus gazetecilerden haberler: Tutuklandılar 31. günü oldu. ODTÜ ve de öfke, öfke kontrolü...

Casus gazetecilerden haberler: Tutuklandılar 31. günü oldu. ODTÜ ve de öfke, öfke kontrolü...

Dün bu gün yarın ve de öbür gün hayvansal öfke ile ODTÜ’ne niye saldırıldı ve saldırılacak? Kimin direktifi ile olaylar başladı? İstekleri ne idi, isteyen kim? Ası amaç niye saklanıyor, Türkiye’nin internet ağına sahip olmak isteyen kimler? İletişimi kontrol altına almak için bir diz senaryo niye uygulandı ve uygulanacak?, Bilime ve öğretime dün bu gün öbür gün niye saldırı yapıldı, yapılacak? Bu arada Cumhuriyet Bilim dergisi mali sorunlar üzerine mi kapatıldı, Türkiye bir önü kesilmez çılgınlığın içine niye sokuldu? Öfkeye Karşı oluşan öfke niye oluştu? Son 31 güne bir bakalım… yarın arkadaşlarımızın yıl başı, biz onları geriden takip ettiğimizden bizim yıl başımız 3 gün sonra olacak bunu fakında olan var mı bizler geride kalanlar evimizde eyleneceğiz fakat onlar bize bakıp hafif bir tebessüm edeler, işte içerdekiler ve dışarıdakilerin halleri...
Paylas
Casus gazetecilerden haberler: Tutuklandılar 31. günü oldu. ODTÜ ve de öfke, öfke kontrolü...
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Hapisten Yazan Yazarlarımız - 27 Aralık 2015, Pazar 21:02:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

Saygın okurlarımız,

 

Öfke insanın doğasında vardır ve içinde şişirilmeyi bekleyen bir balon olarak durur…

 

Bu balon şişirildikçe genleşir ve büyük bir patlamaya yol açar…

 

İşte toplumları oluşturan insan ve onun öfke ve öfke kontrolünü biraz uzun olmasına rağmen bugün irdeleyeceğiz…

 

Çünkü bu bizim ve geçlerimizi yakından ilgilendiriyor…

 

Türkiye’de her olay birbirine bağlı olarak gelişiyor, bu bağları bilmememiz gerekir.

 

Son 31 günde neneler oldu…  

 

İnsan ve yaşadığı toplum üzerinden yapılan araştırmalar sonucu öfke olgusu; Kızgınlık ya da Öfke insanların veya hayvanların algıladıkları bir tehdit veya hakaret karşısında sergiledikleri düşmanlık duygusudur. Sonucuna varıldı..

 

Pekala bunu topluma indirgersek; tehdit veya hakaret edilen insandır ve İnsanları toplandığı yere ulusları denir ve de bu bir toplumdur…

 

İnsanların çıkarları için seçtikleri kişiler onların namına onları yönetme biçimine veya uygulama biçimine siyaset denir…

 

Kızgınlık vücutta bir takım fiziksel değişikliklere neden olur.

 

Örneğin tansiyon ve nabız yükselir,vücuttaki adrenalin ve noradrenalin düzeylerinde artma gözlenir.

 

Yüz ifadesi bunları açıkça gösterir…

 

Bu kızgınlık olgusu bireysel olarak yapıldığı anda bireysel tepki ve etkiler karşı taraftarda hayvansal düşmanlık biçiminde yansır…

 

Böylelikle öfke duyan ve duyduran kişiler arasında arbede çıkar…

 

Bu bir toplum üzerinde baskı ve zülüm biçimde devamlı hakaret edilirse bu yukarda kısaca anlattığımız biçimde toplumda etki ve tepkite yol açar… 

  

Kızgınlık insanlar ve hayvanlarda dışarıdan gözlenebilen değişikliklere de yol açar.

 

İşte biz casus nitelendirmesinde olan kişiler, gazeteci ve yazarlar toplumun bu değişikliklerine dikkat ederiz… 

 

Anti tepkileri uyandırmamaya dikkat ettiğimiz kadar gelecek tepkilere de her zaman hazırlıklı oluruz…

 

Bu uyandırmamak demek bazı bilgileri saklamak demekle eş değer görülmemelidir…

 

Kızgın insanlar bazen bağırırlar, kabarırlar, yumruklarını sıkarlar, dişlerini gösterirler veya tehditkar bir yüz ifadesi sergilerler.

 

Bu ifadelere bakarak o insan hakkında bilgi sahibi olabiliriz…

 

Bunun yanında bu insanlar çevrelerine ve yönetimde ise yönettiği topluma aynı veya değişik oranlarda bu öfkeyi aşılar…

 

 

Genellikle böyle ortamları hazırlayan olgularda kavgaların çoğu kavgacılardan en azından birinin kızgınlığını ifade etmesi sonucu ortaya çıkar.

 

 

Bu kavga ortamında düşünen hayvan olan insanın hayvansal içgüdüleri ortada görünür…

 

 

Etki ve tepki yüzünden öfke duyan veya bu öfkeye maruz kalan insan veya toplumlar kendini savunmak için çeşitli yönlerde savunmaya geçer.

  

 

Birde bu olgular belli amaçlar saklanarak belli senaryo üzerinden yalan düzeyinde olursa öfke ve kızgınlık daha fazla olur, toplum kendini savunmaya alır ve karşı öfke ve kızgınlık ortaya çıkar…

 

 

ODTÜ’de olduğu gibi Kızgınlığın amacı insanların kendilerine tehdit olarak algıladıkları davranışı durdurma çabasıdır.

 

Ancak psikologlara göre kızgın insanlar olayları tarafsız bir şekilde değerlendirme ve davranışlarını kontrol etme yeteneklerini kaybederler.

 

Evet,

 

Kontrol etmek zor bir olgudur “öfkeyle kalkan zararla oturur” diye bizde özlü sözlerimizde bunu ifade eder…

 

O yüzden de kızgınlık genellikle sorunların çözümünü kolaylaştırmak yerine daha da sorunların zorlaşmasına neden olduğu görülmektedir…

 

İşte yapılan senaryonun asıl amacı budur, bu amaç gizi olarak yürütülürken bir yandan kamufle edecek senaryolar gündeme getirmek için bu öfke olgusu kullanılarak karşı öfke yaratılır, bunu sayesinde asıl amaca adi şerefsiz oyunlarla daha çabuk ulaşılır…

 

Bu öfke konusunda yukarıda belirtiğimiz olgu bilimsel bir gerçektir...

 

Zaten o yüzden bilim yuvalarına saldırı yapılıyor, bilim yok edilerek biyat eden gençlik yetiştirmek için, ümmet toplumu yaratılmaya bazı kesimler çıkarları için çalışılıyor, üniversiteler özgür düşüncenin ve davranışların özgürce tartışıldığı yer olmaktan çıkarılıyor, özgürlük demek tek bir özgürlük anlayışın savunmak demek değildir her düşünce her fikir ve beraberinde gelen davranışlar tartışılarak çözüme ulaşan üniversitelere saldırı bu anlamda yapılan senaryoları biz daha önceden değişik versiyonlarını görerek yaşadık o yüzden bu öfke yaratılmasına neden olan faşizan yönetimin amaçlarını bizler daha net görebiliyoruz…

 

İşte çeşitli pangarlarla bu olgu besleniyor ve ünivesiteler yayılan oluşumlarda oluşan faşist baskılar 30 günde doruğa çıktı iki gün önce şimdi ele geçirmek istedikleri internet ağımızda oluşan saldırılara karşı koyamadık, aslında özgür ve bağımsız olarak bırakılsa idi karşı koyacak bilgiye sahip teknik yönden çok ilerde olan bir kuruma bu şekilde saldırının sonuçları vahim olacaktır…   

 

 

Bilimselliği tanımak veya tanımamak dün bu gün yarın öbür gün ODTÜ olan olaylarla bağlantılı olarak görebilirsiniz, buda öfkenin bilime kaşı olan olgusunu gösterir…

 

Bu günlerin yanında olduğunu hatırlayalım, konumuzda Cumhuriyet Gazetesi ve onun iki gazetecisini ve yazarın tutuklanması olduğu bu olguların araştırılmamasına neden olacak olguların başlangıcını oluşturdu, dediğimiz gibi her olgu birbirini tetikleyen olgulardan oluşuyor ayrı gibi görüşe de hepsi bir ana senaryonun bir parçası olarak görmememiz gerek…

 

Bu ortamda Cumhuriyet Gazetesi Bilim dergisini kapatılması ne kadar mali sorunlar olduğu söylense de bu sorun mali sorun olmadığı bilinmelidir.

 

Çünkü bilime eskiden değer verirken din olgusu son 15 yılda bilimin önüne geçerek bilimi bir kaşı öfke konusu olmuştur…

 

Bu öfkeyi yaratan ve aşılayan şerefsiz ve şerefsizleri de düşünmenizde bu ortamda fayda var…

 

Toplumun ve normal olan insanları Bunun yanında kontrol edemedikleri Öfke kontrolü nedir? 

 

Öfke çoğu zaman kötü anlama gelse de aslında öfke kontrolü, öfkeyi doğru ve yerinde ifade edebilme becerisini kullanmayı bilerek bu bilinci kazanmaktır.

 

Bu beceriyi kazanmanı yolu bilimsel yönden beyninizi kullanmanızı ve etki altında kalmadan düşünmenizi gerektirir…

 

Amaç, öfkelenen kişinin verdiği tepkileri yumuşatmak ve kişiye kaşı öfke duyan saldırganlıktan uzak, şiddet içermeyen iletişim becerisi kazandırmaktır.

 

Bu beceride günümüzde olumlu veya olumsuz yönde internet yolu ile yapılıyor, kaşı bilime öfke duyan kesim bilim ile başa çıkamayacağını fark ettiği anda önce bilim içinde var olan iletişim ağını ele geçirmek istiyor, ve bugünkü kamuflaj öfke ve saldırının amacı bu…

 

Faşizan emelleri ile birlikte bu emellerini ele geçirme operasyonu…

 

Bu ortamda öfkemizin beceri düzeyini somut olarak algılanmalı ve yapılmalıyız…

 

Soyut kavramlar ise düşünmeye yol açar, öfke anında düşünmek ve karşısındaki fikri düşünceyi yok etmek için yapılır çünkü hiçbir etkisi somut olarak elde edilmez işte karşı öfkenin yaptığı uygulama kısaca bu boyutta irdelenmelidir…

 

Eğer bu olgu böyle irdelenmez ise daha büyük sorunlara yol açar çünkü öfke ve kızgınlık anında düşünceler tek yok etmek için kullanılır, yapıcı düşünceler bu öfke anında yok olur…

 

Öfke kontrolü ile kişi özel ve iş yaşamında olumsuz yaşanan olaylara karşı daha tarafsız tepkiler vererek olayları doğru bir süzgeçten geçirecek ve ön yargılarından kurtulmanı yolu olaylara somut bir gözle bakmakla olabilir…

 

Bilişsel, duyusal ve ele geçirmek istedikleri iletişim, duygusal ve davranışsal boyutlarda yapılan değişikliklerle öfke kontrol yöntemleri konusunda zorda olsa günümüzde uygulanmaktadır.

 

İşte uygulana yöntemlerin bazılar:

 

Düşünme tarzını değiştirmek, mantıklı somut olarak düşüncelere yapılan ve yapılacak senaryolara odaklanmak…

 

Öfkeye neden olan duruma somut olarak bakmak ve mantıklı öfke yaratmak…

 

Yapıcı çözüme yönelik şekilde yaklaşmak ve problemi belirlemek, bunu yanında yine bir somut kavram olarak öfkeyi bilinçli olarak ortaya çıkarmak…

 

Somut çözüm yollarının bulmak ve bunu hayata geçirmek ve bu öfkeyi topluma bilinçli olarak yaymak…

 

Farklı ve farklılıkları somut seçeneklerin neler olduğunu gözden geçirmek…

 

Yine somut işlevsel bir özgür bilimsel öfke planı yapmak…

 

İşte yukarıda belirtilen somut öfkeyi kontrol etmekte yararlı olacak bir somut öfke yönetimlerinden bazıları bunu kullanmayı bilirsek karşı öfke yaratan kesimleri yenebiliriz…

 

Öfke kontrolü ile öfke yok edilebilir mi? Diye düşünenler olabilir, işte bilimsel açıdan somut düşünmeni bir yolu da bunu sormaktır…

 

Öfkenin inkâr edilmesi ya da bastırılması kişi için sağlıklı yollar olmadığı bilinir oto kontrol yapan vücudumuzla kavga etmek öfkemizi inkâr etmemiz demektir, buda kendi ruh sağlığımız açısından önerilmeyen bir somut bilimsel geçektir…

 

Çünkü öfkenin kişiyi uyarıcı etkisi de vardır bu uyarıcı etkiyi bastırmak veya yok etmek ilerdeki yaşam düzeyimizi etkiler…

 

Farklı ortamlarda koruyucu veya kendini ve yaşadığı toplumu harekete geçirici bir sürede işlevi çok yüksek oranda oluru, zaten var oluşun bir nedeni de öfkeyi yönetmektir…

 

Bu işlev devlet yönetimde doğru kullanıldığı sürece gerçekliliğini korur yalnız bu öfke olgusu beli bir çıkar için ve kendine yönelik olursa bu karşı tepkiler yol açar. Ve de bu tepkiler öfke ve çılgınlık olarak topluma yansır…

 

Bir ölçüde biz casus gazeteci ve yazarların uyguladığı sistem gibi; Öfke, bir tehlike anında kişiyi uyarır ve kendisine zarar verici davranışlardan bireyin haberdar olmasını sağlar.

 

Toplumda ise uyarıcı görevini, işte casus olarak nitelendirilen gazeteci ve yazlar yapar, bunu bizler yaparken somut bilim ışığında yapıcı olmaya gayret ederiz.

 

Bu yapıcı olgudan rahatsız olan kesimler bize yönelik öfkelerini bilim dışına taşıyarak uygulamaya koyar.

 

Bunun yanında bu gün olduğu gibi yine bilim yuvalarına saldırı emrini verir…

 

Öfkenin sağlıklı şekilde yaşanıp, doğru şekilde kontrol edilebilmesi için öncelikle bu duygunun ;

 

Kabul edilmesi şarttır…

 

Nedenlerinin somut bir şekilde araştırılmalıdır…

 

Sonuçlarının somut anlaşılır şekilde anlaşılmasından sonra tepkilerin saldırgan şekilde ifade edilmesinin engellenmesi gerekir…

 

Öfke kontrolünde amaç öfkeyi tamamen yok etmek değildir. Öfkeyi uygun yerlerde uygun zaman dilimlerinde kullanmaktır…

 

Öfkeyi kişinin normal ve sağlıklı sınırlarda hissetmesini sağlamak ve buna bağlı olarak davranışlarını daha kontrollü hale getirmesi son derece önemli bir olgudur…

 

Bir ülkede bilinçli yazar ve toplum bilincine saygılı gazeteciler siyasi anlamda aslında bu kontrolü sağlamakla görevlidir…

 

Görevleri olguları bilimsel yönden yaklaşıp kanıtları bulduktan sonra haber yaparak halkı uyarmaktır…

 

Bizler bireysel olarak öfke kontrol problemi üzerinde çalışırken, duygusal ve davranışsal düzeyde değişikliği amaçlıyoruz.

 

Fakat devlet yönetimde bu duygusal davranışların yönetime geçmemesi sağlanmalıdır…

 

Bireysel yönden duygular diğer bireysel yönden toplumu oluşturan kesimlere kendi duygu ve düşünceleri olduğu için bu duygular yönetime yansır ise; yönetenlere karşı ters tepki yaratır…

 

Bu tepkide öfkenin yukarıda biraz bahsettiğimiz gibi çılgınlığa dönüşmesini sağlar.

 

Bu çılgınlık kontrol edilmez boyutlar gelince yok etmek için ölüm ve öldürme olgusu ortaya çıkar…

 

Somut düşüncenin yerini kulaktan dolma soyut düşünceler aldığında insan insanı öldürme hayvansal içgüdüleri ortaya çıkar.

 

Günümüzde Üniversitelerimizde ve dün bu gün yarın öbür gün ODTÜ yapılan öğrencilere olan olgu aynen budur...

 

Bir taraftan bu olgularda da çıkan sonuçları değerlendirmek bir bilimse uzman alanıdır; uzmana tarafından gerçekleştirilen psikoterapi yöntemiyle bazı yaşan olumsuz veya olumlu olgular bildiriliyor…

 

Uzmanlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda da öfke kontrolü, kişiye göre değişim gösterdiği bilimsel yönden söyleniyor ve olumlu sonuçlar da öfkeyi yaratanlara karşı öfke duyanların oranı öfke yaratanların oranı ile kıyaslanınca öfkeyi doğru kullananların oranı olumlu bir olguda artığı ortaya çıkmıştır.

 

Toplumsal ölçülerde genç neslimizi ve kendimizi kontrollü bir öfke kontrolünü sağlamak için neler yapılabilir?

 

Öncelikle toplumsal sorularımız içinde birde genç nesli ve kendimizi bilmemiz ve bunu öfke olgusunu nasıl çözeceğimizi kabul etmemiz gerekir ki;

 

İnsanın insan olarak öfkesin kontrol etmesinin ana hatları:

 

Öfke bir problem çözme aracı...

 

Devlet yönetimde ve bireysel olarak İntikam alma yolu…

 

Her hangi sorunda, haklı çıkma gerekçesi olarak kullanılmaması... 

 

Toplumu ve yönetimde bulunduğunuz iktidarı korku imparatorluğu yaratarak, kendiniz dışında kalan kişileri kontrol etme aracı gibi günümüzde görülen şerefsiz şerefli gibi öfke kusmak…

 

Devlet yönetimi dâhil hiçbir konuda hukuku ve diğer bağlı organlar etkileyerek yukarıda belirtiğimiz şerefsiz gibi kişiler kişileri öfke ile suçlama unsuru veya mazereti olarak kullanmak....

 

Bir suç işleme nedeni olduğunu bilmemiz suçu örmek için de öfkeyi kullanmanız…

 

Ve bunları geçlerimize öğretmemiz geleceğimiz açısından önemli bir faktör olduğun unutmamız kendimiz bilmemiz ve tanımamız açışında önemlidir…

  

Öfkesini kontrol etmek isteyen kişi sinirlendiğinde tepki vermeden önce olayı hızlı bir şekilde somut olarak olaylara bakarak bu olguyu kedi lehine değerlendirebilir.

 

Ve bulunduğu ortamdan uzaklaşarak olayın büyümesini engelleyebilir.

 

Yukarıda belirtilen uzaklaşma işlevi  tecrübe ve alt yapının sağlamlığına bağlı bir olgudur…

 

Bu tür olgulardan en çabuk etkilene genç nesil bu öfke olgusunda en fazla kullan insanlar olarak da görülür…

 

Çünkü bu öfkenin öfke yaratan için yararları saymakla bitmez, son olayda dün bu gün, yarı, öbür gün ODTÜ’de olacak ve yaşan olgu veya olacaklar, işte bunu artık sizlere ve dünyaya olan göstergesidir, gençleri fikirleri yüzünden yenilemeyince böyle olgular, evet,  böyle sanal olarak yaratılır ve öfke olgusu kullanılır…

 

Bazı olgulardan kaçmak veya uzaklaşmak doğru bir davranış değildir...

 

Sizce bu olgulardaki uzaklaşma  doğru bile görünse de oluşum esnasında haksızlığa, hakarete uğrayan gençler bir söz bir davranış ile mantıklı düşünmeden uzaklaşmayı düşünmezler çünkü uzaklaşmak demek doru bir düşünce ile kaçmak demektir, diye düşünürler ve de haklılar…

 

Çünkü onları bu yola getiren kişilere ve kurumlara güveniyorlar, hangi görüşden olursa olsun yaşları en fazla 20 olan bu gençler bu şerefsiz iktidarda olduğu zaman 5 yaşında idiler 15 sene bu şerefsizin sözleri ile büyüdüler ve aile yapıları sağlam değilse bazı oluşumlara hemen kapıldılar, onları öfke ile suçlamak yerine kendimiz suçlamak daha doru bir öfke olgusudur...

 

Olayları gelişimi mantık ve düşünce açısından artık yarar getirmiyor...

İşte çılgınlık ve nefsi müdafaa öfke olgusu burada da karşımıza çıkıyor...

 

Bu olgu yayıldığı zaman daha acı verici olaylar yaşanacağı bilinmelidir…

 

Kişi ve yaşadığı toplumda olayları aslında olduğu gibi göremiyor, diye de gençlerimizi suçlayabilirsiniz hâlbuki olaylar öfke yaratanlar bakımından yönetiliyor.

 

Abartıyor ya da aşırı tepkiler genelliyor olabilir. Buda olgularda normal karşılanan anti tepkini bir ürünüdür…

 

Bu çarpıtmayı fark ederek olaylara ve oluşumlara daha net bakabilir ve ön yargısız değerlendirme yapabilir. Bunu için resim konduğu zaman o resme geniş açı ile bakmak yeterlidir…

 

İşte casus denilen biz yazarların ve gazetecilerin yaptığı budur doğrular her zaman doğru olmadığını olguları oluşumuna göre bilinçli karşı öfke yaratmak için bu mesleği kullanıyoruz, çünkü mantık ve düşünce yapımız şu aşama içgüdülerimiz ile karşı öfkeyi yaratmak gerekiyor.

 

Bunu olguları anlatırken ve yazarken mümkün olduğunca ılımlı olaylara etik olarak yaklaşıyoruz.

 

Fakat bizim bu yaklaşımımız ne kadar daha sürdürebileceğimizi ve yapıcı yaklaşımları ne kadar daha götürebileceğimiz bu ortamda bilemiyoruz….

 

Aynı zamanda yaşanılan tüm olumsuz olaylar karşısında duygu ve isteklerini zamanında dile getirmelidir.

 

Biz aslında sizleri duygu ve düşünceleriniz şimdilik ılımlı olarak veriyoruz, çünkü bazı olgular bizi ve toplumumuzu zor durumda bırakabilir, işte bilinçli öfke kontrolümüz burada devreye giriyor…

 

Bildiğiniz gibi duygu kavramı göreceli bir kavramdır soyut olmasına rağmen somut olarak da düşünülebiliniz, Somut olarak insanın sağlığı ile ilgili bir kavram olarak da gözlemlememiz ve bu göz ardı edilemez.

 

Bu ölçüler sayesinde insanın bilinçaltında yatan olumsuz duygularında öfke patlamalarına yol açmasını bir ölçüde bizleri sayesinde bu güne kadar engellemiştir.

 

Bilgi vermek Nefes almak gibi terapileri yapabilir, içinizden belli bir süre sayarak kendinizi kontrol altında bu bilgiler tutabilirsiniz. Bu kontrolü yitirdiğimiz anda bir kişinin bildiği bilgi medya olarak ortaya çıkar iletişim çağında bu bilgileri nasıl kullanıp nasıl verdiğimiz asıl önemli etik bir sorudur…

 

Eğer kişi ve beraber yaşadığı toplum öfkesine tam anlamıyla hâkim olamıyorsa mutlaka insanlar bir uzmandan yardım almalı ve psikoterapiye başlamalıdır.

 

Pekâlâ, toplum ne yapmalı?

 

Sorusuna çare yine biz casus olarak nitelendirilen yazar ve gazetecileri olayları nasıl yansıttığımızla bağlantılı olarak görülür…

 

Topluma yön verecek; bu aşamada bilgileri verecek gazeteciler ve yazarlar susturulursa o zaman öfke kontrolü başakların eline geçer. Ve o başkaları başkalık yaratıp ayrımcılık yaparak öfkeyi kendi amaçları için kullanır…    

 

Kişinin ve beraber yaşadığı toplumun kendi öfkesini tanıması ve altta yatan nedenleri fark etmesi öfke kontrolünde önemli faktörlerden de beridir.

 

Bireysel yapılan psikoterapi çalışmalarında kişinin bilinçaltı duygu ve isteklerine iç;

 

Kişinin Duyguları şöyledir…

 

Görü kazanması duygusu….

 

Suçluluk duygusu…

 

Değersizlik duygusu…

 

Yetersizlik duygusu…

 

Gibi duygularını, fark etmesi ve değiştirilmesi için yapılan bilimsel olarak çalışılır.

 

Toplumda da bu psikoterapi bilinçli gazeteciler ve yazarlar toplum için yapar…

 

İşte 31 gün geçti doğru veya yanlış topluma psikoterapi uygulayan iki gazeteci ve yazar casus ve terörist suçlaması ile susturuldular…

 

Öfke kontrolü şu anda başakların elinde ve Türkiye batağa ve önü alınmayacak çılgınlıklara gidiyor, işte buda somut bir geçektir, soyut olarak ise bu duygular medya ortamında tozpembe olarak gösteriliyor…

 

Amaç, olanları göstermeden olguları yöneterek olumsuz senaryoları sanal ortamdan çıkarıp geçek hayata yapmak. Bu konuda iletişimi ele geçirmek, olumsuz bir davranış sergilendiği zaman başta sosyal medyayı mazeret uydurarak kapatmak, işte bugünün asıl görünen ve görünmeyen gündemi yarın bakın haberler nasıl çıkacak…

 

Başlıklar genelde dün bu gün yarın ODTÜ olay, baskın gericiliğe son solcu çeteler, dinci çeteler” gibi öfke manşetleri dün bu gün yarın gözler önünde yayınlanacak olayın iç yüzü araştırılmayacak…

 

[ Bu habere Cessur Demirali Gürsu destek vermiştir ]

 

Saygılarımızla

 

Acemi casusu gazeteciler… 

 

Rogg & Nok  Hapishanedeki Casus Gazeteciler Araştırma Grubu

 

 

 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:
E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir