26 Mayıs 2018 Cumartesi 22:51:25
» Dr. Noyan UMRUK: EMEK ve EMEKÇİDEN YANA OLMAK İNSANİ BİR DURUŞTUR...

Dr. Noyan UMRUK: EMEK ve EMEKÇİDEN YANA OLMAK İNSANİ BİR DURUŞTUR...

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Dr. Noyan UMRUK:  EMEK ve EMEKÇİDEN YANA OLMAK İNSANİ BİR DURUŞTUR...
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 01 Mayıs 2018, Salı 14:30:54
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

Amerikan proletaryasının 1886 yılında 8 saatlik iş günü ve insanca bir yaşam sürdürmeyi hedef alan isyan ateşi sermayenin acımasız baskı ve zulmüyle karşılandı... Ancak daha iyi bir dünya ve insanca yaşam için ayağa kalkan emekçilerin sesi ve yankıları tüm dünyaya ve zamanlara,   durgun  suya atılan bir taş etkisi gibi dalga dalga yayıldı...Tüm emekçilerin bayramı ve dayanışma günü olarak evrenselleşti...

 

Ne var ki mevcutsiyasal iktidarın kültürel birikimi, sosyolojik anlayış ve saplantıları, emekçi hareket ve dayanışmasını, sosyal politika alanının öngördüğü çağdaş kurumlaşma ve yapılaşmaları tehlikeli buluyor... Çalışanların, içerisinde özgürce örgütlenerek hak mücadelesine girişecekleri sendikal hareketi soysuzlaştırıp, emekçileri "cemaat" sosyoloji ve dayanışmasına yönelterek tayınlanmalarını, hakkını talep etme yerine lütuf beklentilerini  öngörüyor. (1)

 

Bu yaklaşımı ile sendikal hareketi elinden geldiğince güçten düşürerek, küresel sermaye merkezlerinin ve işbirlikçilerinin karlarını ençoklaştırma amacına hem hizmet ediyor; hem de onlarla bütünleşiyor.

 

Bu arada, görünümü kurtarmak için, her yaptığını olumlu bulup, alkışlayan sarı sendikalar yaratıp destekleyerek "vaziyeti idare ettiğini" sanıyor. Çalışanların birden fazla sendikaya üye olmasını sağlayan anayasal düzenlemenin bir amacı da bu.

 

Ancak, sağlıklı bir sendikal hareket de bu aşamada çok daha etkin olmak, direnmek sorumluluğu ile karşı karşıya. 

 

Çünki bu yaklaşım beyaz ve mavi yakalı emekçileri "kul" olarak görüyor. Bu anlayışın, en tipik ve tarihi örneği, sendikaları ile birlikte kazanılmış haklarına sahip çıkmaya çalışan, kaderleri taşeronlara terk edilmiş TEKEL İŞÇİLERİNE karşı alınan tavırdı. Ancak, bireyi "kul" olarak görme anlayışının, çalışma alanına en trajik yansıması işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında...

 

İşçi sağlığı-iş güvenliği:

 

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi ..."

 

Kanuni'nin bu dizeleri, toplumsal sağlığa, insana ve bu alanda devletin işlevine ne denli önem verilen bir edep ve kültürden gelindiğini gösteriyor.


 
Cumhuriyet daha ilk yıllarından itibaren bu alana büyük bir duyarlılık göstermiştir. İzmir İktisat Kongresinden itibaren karma ekonomi yaklaşımı ile yurdun her köşesinde çiçek açan, bu gün haraç mezat satılan sosyal fabrikalar aynı zamanda ve büyük önem vererek  emekçilerin sağlık, sosyal, eğitim, sanat, kültürel ihtiyaçlarını da karşılıyordu..  

 

Ayrıca 1930 yılında yürürlüğe giren"Umumi Hıfzısıhha Kanunu" ve " Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun" düzenleme ve uygulamaları da, Atatürk döneminin konuya duyarlı yaklaşımının belirgin örnekleri ve sosyal politika belgeleridir. Ereğli maden işçileri ile ilgili yasa, özellikle işçi sağlığı ve iş güvenliğine, zamanın İktisat Vekaleti denetiminde, ne denli önem verildiğini ortaya koyan dikkat çekici hükümler taşımaktadır:(2)

    

 -     "Amelenin (işçinin) temini istirahatları için amele koğuşu, hamam inşa'na  ocak  amilleri  (sorumluları) mecburdur."

 

- Cebren istihdam (zorla çalıştırma), rıza dışı 8 saatten fazla çalıştırma, 18 yaşından dun (aşağıda) olanların istihdamı memnudur.

 

- Bilumum madenciler, hasta ve kazazede olan madenciyi meccanen (parasız)tedavi etmeye, bunu teminen maden civarında hastane, eczane ve şahadetnameli etıbba (hekimler) bulundurmaya mecburdurlar."

    

 -Ocak amilleri bir mescit ve genç ameleye gece dersleri vermek üzere mektep yapmaya ve bir muallim bulundurmaya mecburdurlar."

 

- Amelenin ahvali sıhhıye (sağlık durumu) ve  hayatiyetiyle hukuku umumiyelerine müteallik işbu mevadı (kanunu,yönetmeliği) – diğer kanuni ve cezai  müeyyideler hariç olmak üzere ifa etmeyen madenci ve mültezimlerin ruhsatname ve imtiyazları fesh olunur ."

 

Nereden nereye geldi Türkiye? ILO verilerine göre her 100.000 çalışan başına, 20.5 ölümcül kaza oranı ile dünya klasmanında üçüncü, Avrupada ise birinci. Ne onur, ama ... İsviçre'de bu rakam 1.3 ,  AB ortalaması ise 4 . Ülkede ortalama her 6 dakikada bir iş kazası oluyor, her 5 saate bir ya da her gün 4 emekçi ölüyor.(3)

 

Bu aymazlığın maliyetinin, GSMH 'nın yüzde 3'üne , 4  Milyar TL.ına ulaştığı söyleniyor.

 

Edep yahu...

 

Bu durum karşısında, o dönemdeki ilgili bakanın yolunu bulmakta güçlük çektiği Tuzla tersaneleri, ölüm tersanelerine dönüşürken, tersane emekçileri serçeler gibi birer birer can verip düşerken, bir ilgilinin "Abartmayın, madenlerde onlarca, yüzlerce kişi ölüyor.." "Ama güzel ölüyorlar..." diyebiliyor...

 

2008 yılında grizu patlamasından 43, 2009 yılında 92, 2010 yılında Karadonda ölenlerle birlikte 67 ve nihayet Somada  301 can kaybı, Özellikle maden, tersane inşaatlarda cinayetleri sanki hiçbir şey olmamış gibi sürüyor...  

 

"Gran tuvalet" bakanların, "44.000 ruhsatlı maden ocağının sadece 250 denetçi ile nasıl etkin olarak denetlenebileceğini, özelleştirmenin, iş güvenliği riski çok yüksek olan maden ocaklarında yol açtığı bu korkunç sonuçları önceden algılayamama aymazlığı sürüyor...

 

Bazı yetkili ilgililer ise bu faciaları sadece," işçilerin eğitimsizliğine"  (işçilerin eğitiminden kim sorumluysa)  bağlayabililiyor...

 

Dönemin başbakanı "Sizler bu duruma alışıksınız...Bu işin fıtratında var...Babası ölüyor, oğlu giriyor...Provakatörlere kapılmayın...(san ki bu trajik durumda provokasyona ihtiyaç varmış gibi)" diyebiliyor...

 

Üstüne üstlük Soma katliamının en acılı günlerinde bir emekçiyi koruyucusuna "eşek sudan gelinceye" kadar dövdürebiliyor, tekmeletiyor..

 

Ve nihayet dün bu ülkenin partili cumhurbaşkanı"OHAL sayesinde tüm grevleri engelledik..." demeyi marifet sayabiliyor, yarandığını sandığı işverenlerden bile bu söyleme TÜSİAD başkanı aracılığı ile "Bunu duymamış olalım, grev demokratik ve anayasal bir haktır..." cevabını alıyor...

 

Sonuç:

 

Bütün bünlar yaşamın diğer alanları yanında, bu alanda da Türkiye'nin ne denli bir edep, anlayış ve kültür değişimine uğradığını, toplumsal, insani ve de geleneksel değerlerinin ne denli çürütüldüğünü göstermiyor mu ?

 

Emek Bayramını kutlarken bu insafsız ve vicdansız değişime, bu ilkel dönüşüme direnmek gerekiyor. İnsanlarımıza değer vermemiz gerekiyor... Siz kendi insanınıza değer vermezseniz, başkaları hiç vermiyor...Vermiyorlar da...

 

Bu derin acıları paylaşırken,  canlarını yitiren tüm emek "şehitlerinin" aziz hatıraları önünde saygı ve tazimle eğiliyor, önümüzdeki günlerin tüm bu arsızca aymazlıklara son verilmesine vesile olmasını diliyoruz.

Emekçi  sehitlerimiz tüm vatan şehitleri ile birlikte ışıklar içinde yatsınlar...

  

(1)Umruk, Noyan,"Türkiye'de Sendikal Hareket Ne Yaptı? Ne Yapıyor? Ne Yapmalı?", Teori Dergisi Mart 2010 Sayısı, Sahife:58-70

 

(2) TALAS, Cahit; Sosyal Politika, A.Ü.S.B.F. yayını, 1967,s:182-184

 

 (3)Les statistiques du BIT(ILO) des accidents du travail, pour 2009-2017

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir