25 Nisan 2018 Çarşamba 11:52:38
» ÇOK FAZLA VARSAYIMLARIMIZ VAR

ÇOK FAZLA VARSAYIMLARIMIZ VAR - ÖZDEN İLHAN

Paylas
ÇOK FAZLA VARSAYIMLARIMIZ VAR
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
- 07 Nisan 2018, Cumartesi 20:48:10
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ÇOK FAZLA VARSAYIMLARIMIZ VAR

Çok şeye inanıyoruz. Çok fazla varsayımlarımız var. İnançlar doğuştan değil, sonradan edinilmiştir. Öyle değil mi? Tüm dünyada insanların en büyük problemi;  hep haklı olmak istemeleridir. Dünyada en büyük sorunumuz budur.  Dünyada, toplum içinde, ailede,  hep haklı olmak istiyoruz.  Dünyada bütün çatışmaların temeli de bundan ibarettir. Bu sorunu ortadan kaldırmak bu kadar zor mu? 

Müslüman bir ülkede doğmuş iseniz muhtemelen Müslüman olarak dünyaya göz açacaksınız. Avrupa da doğsaydınız;  Hristiyan,  Katolik,  Ortodoks, Protestan olarak dünyaya gelecektiniz.  Hindistan da doğsaydınız;  Hinduizm,  Sihizm’le tanışacaktınız.  Çin'de doğsaydınız,   Budizm dinine sahip olacaktınız,  İsrail gibi bir ülkede doğmuş iseniz, kesinlikle Musevi olacaktınız.

Dünyada toplam 4 bin 300 din ve mezhep var. Her doğan kişi yakınında ki inanca bağlı yaşıyor.  Anne, baba ve büyüklerimiz tarafından dini eğitim almamız sağlanıyor. Onlar da kendi anne ve babaları tarafından dini ve kültürel eğitim aldırıldılar ve nesiller boyu bizlere aktarılmasını sağladılar.

Araştırmalara göre, insanların neredeyse %98’i doğduğu ailenin dini inancı ile hayatı son bulmaktadır. Çok azı Ateist ya da Deizm; “yani dinleri ret eden sadece tanrıya inanan insan olarak” fikir değiştirmektedir. Dinden dine geçiş çok değildir. Aksine yok denecek kadar azdır.

Rontiers in Psychology‘de 2017 yılında   yayımlanan araştırmasında, dindarlığın düşük zekâlılıkla ilişkisi araştırıldı. Önemli bir hipotez, ilgileşim, sezgisel problem çözmeye yönelik davranışsal yanlılıkları yansıttığını ve bunun sezgisel düşünce ile çatıştığı zaman hatalara neden olduğunu ileri sürmektedir.  Bu da dindar insanların IQ testlerinde neden genelde düşük skorlar elde ettiğini açıklamaktadır.

Almanya’daki Saarland University’den araştırmacılar, 63.000’den fazla insanı çevrimiçi ortamda; planlama, akıl yürütme, ilişkilendirme, dikkat ve işler bellek ölçümleri yapan 12 bilişsel görev setini içeren 30 dakikalık bir teste tabi tuttu. Ölçeklerde katılımcılar,  dini inançlarını,  agnostik  “bilinemezcilik” , olarak tanımlamışlardır. Bu felsefi görüşe göre Allah'ın varlığı, peygamberliğin gerekliliği, ahiret hayatının varlığı bilinemez ve şüphelidir. Bu felsefi görüşte olan kişiye “agnostik” denir.”  Ayrıca katılımcılar, ateist olup olmadıklarını da belirttiler.

Sonuçların analiz edildiğinde, ateist katılımcılar, yaş ve eğitim gibi demografik faktörlerden “  ırk, cinsiyet, yerleşim ya da meslek, büyüklük, yoğunluk, nüfus vb”,  bağımsız olarak, dindar katılımcılardan daha iyi performans gösterdikleri görülmüştür.

Her dinin,  kendine özgü, kendine inananları bir arada tutma yöntemleri vardır. Hemen tüm dinler, çocuklara küçük yaştan itibaren dini eğitim vermektedir. Üç büyük dinde, Allah korkusu ile cennet ve cehennem korkusu ön planda tutuluyor. Ölümden sonra başka bir yere gideceğimize inanıyoruz. Bu düşünceler,  bizi çok güçlü inanan haline getirmektedir.

Yine, araştırırken okuduğum bir röportajda Prof. Dr. Mesude Atay ,” 12 yaşından önce din eğitimi hak ihlalidir.”, diyor. Katılmamak mümkün mü? Çünkü çocuğun içselleştirme,  kavramlaştırması ve ezberi bırakıp, sorgulama ve sentezlemesi 12 yaşından sonra başlıyor. 18 yaşından sonra da kendi iradeleriyle yaşadıkları kültürün özelliklerini, kendi okuduklarını ve öğrendiklerini, kazanımlarını, başka kültürlerden öğrendiklerini bir süzgeçten geçirirler ve kendi değerlerini oluştururlar.

18 yaş bilişsel sistemin karmaşık fonksiyonlarının tam olarak kullanılmaya başlandığı dönemdir. Bu nedenle çocuklarda erken verilen din öğretimi gerçek bir öğrenmeyi sağlamaz. Ezbere dayalı eğitim almış oluyor. Küçük yaşta kendimizi devamlı takip eden melekler ve cehennem gibi anlatılan soyut olmayan kavramlarla tanışıyoruz ki, hepimiz ister istemez, anlatılanları süzgeçten geçiremeyeceğimiz yaşta “korku ve baskı” ile tanışıyoruz. Aldığımız dini eğitim ne kadar güçlü ise, o kadar güçlü inanan hale geliyoruz. Dini sorgulamaya başladığımız anda “tövbe tövbe” diye kendimizi hemen baskılamaya alıyoruz. Çünkü dini sorgulamayı, bizlere küçük yaşta “cehennemlik olursun “ diyerek bilinçaltımıza kazıyorlar.

Dindar insanların bir kısmı dini tartışmaya açık değillerdir. Dış anlatımlara kendilerini kapatırlar ve kesinlikle sorgulamak istemezler. Sorgulamanın çok büyük yanlış olduğunu düşünürler. Kendilerini %100 haklı görürler ve sizi ikna etmek için uğraş verirler.  Fanatik dindarlar dine karşı aşırı bağımlılık gösterir ve kendi gibi inanca sahip olmayanlara karşı düşmanca tavır ve saldırgan davranış eğilimi içinde olurlar. Başkalarını kendileri gibi inanmaya zorlayabilirler ve kendileri gibi inanca sahip olmadıklarını düşündükleri zaman, hayatlarına kastedebilirler. 

Zaten varsayımlara sahipseniz, tek yaptığınız kendi varsayımlarınızın onanmasıdır. Bu gerçeği aramak değildir.  Ben sizi onasam, sizi gerçeğe yakınlaştırır mı?  Bu hiçbir şeyi çözmez, öyle değil mi?  Öyleyse inançları onaylamanın anlamı yoktur.

 Eğer gerçeği arıyorsanız, hiçbir şeyi varsayım olarak saymamalıyız.  Sonuç olarak varsaydığımız şeyler gerçek olmayabilir. Fiziksel olanın ötesindeki bir şeyi anlamaya çalışıyorsunuz. Fiziksel şartlarla bunu algılayamayız. Eğer bir dağın yüksekliğini ölçmek istiyorsak doğru ölçü aletler edinmemiz gerekir.  Fiziksel olanın ötesinde bir şeyi bilmek istiyorsan 5 duyunun ötesinde bir algılamaya sahip olmamız gerekiyor.  Eğer sahip değilseniz, sadece inanır veya inanmazsınız, öyle değil mi?

 Neden inançlarımızı onaylatmak ve dikte ettirmek istiyoruz ve bunun için vakit harcıyoruz?  Neden algılarımızı genişletmek istemiyoruz?  Ancak algılayarak bir şeyler bilebiliriz.  Öyle değil mi? Bilmenin başka yolu yoktur. İnanır veya inanmazsın.  İnanç sana güven verir. İnsanın kendine güvenmesi tehlikelidir. Çünkü basitçe bir şeye inandığınız zaman güven duyarsınız ve yüzde yüz kendinizden eminsinizdir.

Neyi biliyorsam onu biliyorum. Neyi bilmiyorsam onu bilmiyorum. Bu noktaya içtenlikle geldiğinizde görecekseniz ki, bilmenizin gerekliliği gün geçtikçe artacaktır. İnandığınız zaman durgunlaşmışınız demektir. Gerçekte inanç ölüdür ve belirsizdir. Marx “din afyondur demiş. Çünkü inançlar insanları uyutur.

Yine araştırmalara göre, ölümden aşırı dinci fanatikler ve ateistler en az korkanlarmış. Dini Fanatiklerde, ölümden sonra cennette kendilerine sunulan bakire kadınların onları beklemesi en büyük etken olması olduğunu düşünüyorum. Hatırlarsanız, bombacının yakalandığı zaman, cinsel organını koruma altına aldığı görülmüştü.

Merhametli ve vicdanlı biriysen etrafına bakarsın. Neyin oradan neyin orada olmadığını görürsün. Ama inanırsak, sadece tanrıya değil birçok şeye inanırız.

Saygı bir inanca veya düşünceye değil, inancın ve düşüncenin sahibi olan insana gösterilir. Kimsenin kimseye, algılayamadığı konularda baskı yapmasının anlamı yoktur.

 


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir