24 Eylül 2018 Pazartesi 03:40:58
» YAŞAM KOÇLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR

YAŞAM KOÇLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR - ÖZDEN İLHAN

Paylas
YAŞAM KOÇLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
- 02 Eylül 2018, Pazar 16:46:49
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YAŞAM KOÇLARI YANLIŞ YÖNLENDİRİYOR

Prof. Dr. Nevzat Tarhan “Kişilerin hayatına dokunmanın vebali vardır!”

Kapitalist düzen, İnsanları sürekli bireyselleşmeye ve yalnızca kendi cebini-çıkarını düşünmeye sevk ediyor.  Günden güne daha da vahşileşen bir düzen oluşturulmaya başlandı. Bu düzen insana, doğanın ve evrenin bir parçası olduğunu tamamen unutturmak üzeredir. Öncelikle aile iletişimini, daha sonra komşuluk ve toplumsal yakınlaşmayı yok eden düzen oluşturuldu. İnsanlar, yalnızlaştırmaya başlandı.

Eğer bu gerçeği kavrayamazsak, birbirinin acısını anlamayan, korkan, gitgide doğaya ve çevresine barbarlaşan, yalnızlaşan ve nefret eden bireyler haline geleceğiz. Saydığım bu psikolojik faktörler çarpık düzenin insana geri yansımasıdır. Dünyanın, maddi ve manevi yok eden insana verdiği yanıt ise maddi olarak “cebinizdeki para kadar değerli “olduğunuzdur. Manevi olarak yalnızlaştırılmamızdır.

 Evimize giren TV ile komşu ve aile içi ilişkileri zayıfladı Aile içi iletişim azaldı. Herkesin ayrı bir odası varsa iletişim iyice kopmaya başladı.

Aileye, aile içi iletişime zarar veren diğer unsurlar da sosyal medya ve internetin evimize girmesi oldu. En güvensiz ve birbirimize kenetlenmemiz gereken ortamda evlerimizde en güvensiz iletişim araçlarıyla yaşamaya başladık!

  İş yoğunluğundan arda kalan zamanını odasında geçiren ve bilgisayar başında çalışmakla geçiren aile fertleri iletişimsizlik sığlığı, azlığı yaşamaya başladı.  Öncelikle aile arası ilişkileri de yok olmaya başladı.  Bu durum, iletişimi büsbütün bozmakta, aile içi saygı ve bağlılığı zaman içinde aşınmakta, sosyal rolleri sertleştirmektedir.

 Aile içinde kişilerin, birbirlerinden bekledikleri ruhsal beklentiler, düş kırıklıkları, geleceğe ilişkin kaygılar, bireyler arasındaki olumlu ya da olumsuz duygular, günlük iletişim içinde kendine ifade etmekte yer bulmamaktadır. Bu nedenle de ‘mesajlar örtülmekte’, derinlerde bir yerlerde bekletilmeye başlatılmakta, zamanla kin ve öfkeye dönüştürülmektedir. Sonunda, ya öfke patlamasıyla acımasızca eleştirilerle geriye dönülmeyecek sözler sarf ediliyor veya psikolojik yıkım başlıyor ya da tam tersi içe kapanış ile sessizce geçiştirilerek, ortamdan uzaklaşma ve başka kişilere yönlenme ihtiyacı duyuluyor.

Zamanla aile iletişimi yok olmakta, aile içine yabancılaşma başlamaktadır.  Aile içinde sorun çözme yerine, aile dışındaki gruplar içinde çözüm arayışına kaymaya başlanıyor.  Baba işyerindeki arkadaş gruplarıyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla, çocuklar da arkadaş gruplarıyla iletişim kurmayı başlıyor.   Duygu ve düşüncelerin paylaşımı da ev dışına taşınmıyor.

İşte bu arada moda olan “Yaşam Koçu” tehlikesiyle karşı karsıya kalıyoruz. Bu konuda yurtdışı ve yurtiçi bilim adamları dikkatli olmamamız için uyarıyorlar.

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan “ ‘Yaşam koçu’ ya da ‘Kişisel gelişim uzmanı’ adı altında bir insanın hayatına rehberlik yapmak isteyen kişiler aslında mentörlük yapıyorlar. Yani bu kişiler bir insana “Hayat yolunda şu yoldan değil de bu yoldan git” tarzında yönlendirmeler yapıyorlar. Bir insan ehil ya da emin ise ancak yaşam koçluğu yapabilir. İnsanlara rehber olacaksın, kılavuz olacaksın, yol göstereceksin ama bu işi sadece birkaç kitap okuyarak “Ben yaşam koçuyum” diyerek yaparsan ciddi şekilde karşıdakine zarar verirsin! Çünkü yaşam koçluğu yapmak bir insanın hayatına dokunmak demektir. Kişinin hayatına dokunuyorsunuz, hayatıyla ilgili yönlendiriyorsunuz. Bu durumda bu, veballi bir iştir. Bu kişiler, maddi sorumluluklarını belki göremiyorlar ama manevi mesuliyetlerini asla unutmamaları gerekir! Yaşam koçluğu yapan kişilerde en çok gördüğümüz geri bildirimler, boşanmayı ve intiharı artırmalarıdır. Bu yaşanan olaylar suça teşvik edici olaylar ortaya çıkıyor. Bir kimse yanlış yönlendiriliyor ve özellikle hassas ve kırılgan kişiler kendini yanlış yönlendiren yaşam koçuna karşı öfke besliyor. Birikmiş bir öfke sonucunda da cinayet ortaya çıkabiliyor, bu nedenle bir insanın hayatına dokunuyorsanız, ona yol gösteriyorsanız mutlaka o işin uzmanı olmanız gerekiyor. O işin uzmanı değilseniz zarar verirsiniz.” diyerek uyarıyor.

Genelde Yaşam Koçları, kişilik olarak “ sen değerlisin, senden başka değerli yok. Kimsenin sorumluluğu senin üstünde değildir, “ diyerek,  ego şişiriyorlar.

 Daha derinlerde yer alan beklentilerimiz, düş kırıklıklarımız, geleceğe ilişkin duygu ve kaygılarımız, yaşadığımız olumlu ya da olumsuz iletileri günlük iletişim içinde aileyle paylaşımı genelde yapamıyoruz. Bu nedenle de ‘mesajlar örtülmekte’, 'duygular sessizce geçiştirilmektedir’.

Aile içinde yabancılaşma görülmekte, ‘etkin iletişim’ aile dışındaki gruplar arasına kaymaktadır. Baba işyerindeki arkadaş gruplarıyla, anne kadınlar arasındaki gruplarla, çocuklar da arkadaş gruplarıyla etkin iletişim kurmayı yeğlemekte, duygu ve düşüncelerin paylaşımını da ev dışına taşınmaktadırlar.

Yaşam koçu ise psikolog gibi çalışmaz, geçmişle, nedenlerle, niçin ile ilgilenmez! Yaşam koçu, normal bireylerin yaşamları ile ilgili önemli kararlar almalarına ya da zorlu dönemeçlerden geçerken doğru adımları atmalarına yardımcı olmak üzere planlanan profesyonel bir yardımcıdır.

Bazı yaşam koçları bunun dışına çıkarak, aile içi problemler, “bilinçaltı çalışması” adı altında kendince tespitlerle danışanına rehberlik yapıyor.  Verdikleri zarar ise rehberlik yaptığı kişinin kendisine inanma derecesine göre değişiyor.

Psikiyatrist ve psikolog geçmişle ilgilenir. Nedenleri teşhis edilebilir psikolojik durumlarla çalışmak üzere eğitilmiştir ve lisansa sahiptir. 

Bazı yaşam koçları, onların eğitim alanına girip, insanların hayatına dokunarak yanlış yönlendirebiliyorlar.

Manipülasyon en kısa haliyle duygularınızı, zaaflarınızı ve inandığınız değerleri hedef alarak bakış açınızı değiştirmeye ve gerçeği şekillendirmeye yönelik sergilenen eylemlerin genel adıdır. Yani, karşındakine istediğini yaptırabilme sanatıdır.

İkna,  göz boyama, hedef şaşırtma, yüceltme, çamur atma, duygu sömürüsü, inandırma, kamuoyu oluşturma, kendi haline bırakma gibi de teknikleri vardır.  İşin içine bir de psikolojik teknikler girer ki, bu, bir kişiyi duygusal olarak ele geçirmektir. Bir kişiye uygulanabilecek yöntemin en kötüsü “duygusal “manipüle etme metodudur. Duygusal olarak ele geçirilmiş veya tehdit edilmiş birçok kişi asla yapmayacağı şeyleri yapmaya zorlanır.

Arzularınızı bildiği için sürekli onları besleyen kişiler, yaşamınızın kontrolünü ele alıp sizi yönetebilir. Bu durumda özgürlüğünüzü kaybetmiş olursunuz. Ego okşama, ilişkileri bile parçalama yetisine sahiptir. Yalanlarla beslenen egonuz devasa boyutlara ulaşana kadar okşanır, böylece manipülatör sizi bir kuklaya dönüştürür. Kısaca kibir, felaketiniz olabilir. İnsan bu durumdan ancak alçakgönüllü ve insanlar arasında adil bir kişi olmaya çalışarak kurtulabilir. Her insanın bu bahsedilen tezgâhlara ve duygusal tekniklere dikkat etmesi gerekir.

Bencil olma, ego, çıkarcılık, kendini haklı görme, empati yapmama eğilimi genelde tüm insanoğlunda var olan duygudur. Ama insanların yaşı ilerledikçe daha doğrusu olgunlaştıkça sosyal öğrenme davranışları gelişir. İçsel kontrol ve toplum ve kanun tarafından dış kontrol gelişir. Bir şekilde olumsuz var olan duygularımızı frenlemeyi öğreniriz veya frenleriz.

Egoyu beslemek, büyütmek, kendimizi diğer insanlardan olabildiğince ayrı tutmak bize iyi bir şey yaptığımızı hissettirebilir ama büyük egoya sahip olmak insanın hayatına, omuzlarına gereğinden fazla yük bindirir.

Öz güven sağlıklıdır, ego ise yıkıcıdır.  Büyük egoya sahip olan insan karşısındakilere güvenmez ve onlardan her zaman en kötüsünü beklerler.  Devamlı savunma pozisyonundadır ve yalnızca kendisine odaklı bir yaşam sürdüğü için çoğu zaman büyük resmi göremez veya görmek istemez. Büyük bir ego, merhametli bir insan olmanızı imkânsız kılar. Genelde en yakınlarını yargılarlar, incitirler ve doğru olan insanları etrafından uzaklaştırırlar. İnsanların büyük çoğunluğu kendilerini yanında iyi hissettikleri kişilerle birlikte olmak isterler. Eğer yanınızda yer alan birileri olacaksa da bunlar büyük ihtimalle sizin için yanlış insanlar olacaktır.

Büyük egolu bir insan etrafındakileri daima yargılar. Kendisinin onlardan daha iyi olduğunu kanıtlamaya çalışır ve sevgi ya da dostluk gibi kavramları algılamakla alakalı ciddi sıkıntılar yaşar.

PEKİ, NEDEN BİRBİRİMİZİ ANLAMAK İSTEMEYİZ?

  Çünkü ön yargılarımız vardır. Kişinin ne söyleyeceği veya söylemeyeceği, nasıl davranış içine gireceği konusunda ön yargı oluştururuz. Yaşadığımız deneyimler bizde ön yargıyı oluşturur. Bu da karşıdaki kişiyi dinlemeyip veya nezaket gösterip, dinler gibi yapıp aslında dinlemeye yol açar. Bu durum en çok ev içindeki bireylerin birbirleri ile olan ilişkilerinde, işyerlerindeki ilişkilerde, arkadaş ilişkilerinde görünür olur. Bu önyargıların temelindeki önemli yanlış ise, “durumun değişmezliğine ilişkin bir genellemedir. “”O hep aynı ”,”O hep böyle yapar”, “onun ne yapacağı, ne diyeceği bellidir” ya da “şimdi gene şunu isteyecektir” “yine mızmızlanıp, şikâyet edecektir” gibi önyargılı tutumlar birbirimizi anlamayı engeller. Bu yüzden de birbirimizi anlama özürlüsü durumuna düşeriz.

EMPATİK DİNLEME NE DEMEKTİR?

 ‘Can kulağı ile dinlemek’, empatik dinlemenin tanımıdır. ‘Can kulağı’, yüreğimizin gönül gözüyle onun yerine kendimizi koyarak, eleştirmeden, söylediği her kelimesini kulak arkasına atmadan hissetmektir. Anlamak için dinlediğimizi belirtmek, iletişimin çok değerli bir anahtar davranışıdır. İletişim kurmak, birbirimizi anlamak için mutlaka birbirimizi ‘empatik dinleme’ ile dinlemeyi başarmalıyız. Bunun yolu da ‘karşımızdakini anlamak için dinlemeliyiz. İçten, samimi, sırdaş, her şeyden çok anlayışlı olmalıyız. Önyargından uzak olmalıyız. Çünkü önyargı, öncelikle iletişimimizi keser, bizi çoğunlukla yanıltma ihtimalini Önyargından uzak olmalıyız. Çünkü  öncelikli iletişimizi keser, bizi çoğunlukla yanıltma ihtimalini ihtiva ederler.


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

1 Yorum Yapildi
Yorum
Sadettin süreyya özdemir - 04 Eylül 2018, Salı 12:31:03
Okudum tebrik ediyorum çok güzel olmuş
Begendim 0 Oy
Begendim
Begenmedim 0 Oy
Begenmedim
UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir