16 Kasım 2019 Cumartesi 01:37:07
» MUSTAFA KEMAL’DE İNSANDIR!

MUSTAFA KEMAL’DE İNSANDIR! - ÖZDEN İLHAN

Paylas
MUSTAFA KEMAL’DE İNSANDIR!
- 26 Ekim 2019, Cumartesi 18:33:49
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

MUSTAFA KEMAL’DE İNSANDIR!

    En zeki insanlar ve güçlü liderler de bazen başkalarının yapmayacağı hataları yapabiliyor. Hepimiz hata yapıyoruz. Her birimizin eksikleri var. Çok sevdiğimiz, toz konduramadığımız kişileri, kimsenin eleştirmesi hoşumuza gitmez.

Ancak insan olmak, yaşamak bu demek değil mi? Huzursuz anlar, mutlu olamama sancısı, özgürlük arayışı, sevme ve sevilme arzusu, üzüntüler, memleket sevdamız, hayallerimiz, hayal kırıklıklarımız hepsi bizim hikâyemiz. Aynı gökyüzünün altında farklı yerlerde, farklı şartlarda birlikte nefes alıyoruz.  Hepimizin bambaşka hikâyeleri var. Yaşamımız boyunca bu hikâyeleri deneyimleyerek, yaşadığımız deneyimlerle yaşamlarımızda ilerliyoruz.

En zeki insanlar ve güçlü liderler de bazen başkalarının yapmayacağı hataları yapabiliyor. Hata yapmak insana mahsustur. İrlandalı yazar ve şair Oscar Wilde, "Deneyim, insanların hatalarına verdikleri isimdir" demiştir.

Ulusal görevlilerin kişilik özelliklerine yakından bakarsanız, özellikle bir tür politik lider veya savaş lideri olmak üzere bu hayata gelenlerin sık sık bu tutumu sergilediğini görürsünüz. Ancak bu hayata geliş nedenleri yazgıları olduğundan, evren onları, yazgılarını izlemek ve görevlerini tamamlamak zorunda kalacakları bir noktaya sürükler.

Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı yapıtında “Atatürk de, kızıp darılır, barışıp gene bozuşur, bazen huysuzluğu, bazen bazı dedikoduların etkisi altında haksızlığa kadar gider, sonra pişmanlık duyar, üstelik alayı, şakayı sever, faniliği size, bana benzer tabii biriydi” diye Atatürk’ü anlatır.

Atatürk’ün devlet ve halk işlerinde torpil yapmadığını, bazı insanlar gibi kendi kendine "Ben olmasaydım" havalarına bürünmüyor ve övünmekten hoşlanmıyor. Kendisine övgüler dizinlere veya çok fazla konuşup, konuyu uzatanlara, “yani” diyerek sözünü kesiyordu.

 Yine Falih Rıfkı Atay “Çankaya” adlı yapıtında “devlet ve halk işlerinde hiç laubaliliği yoktu.  Bir zamanlar akrabasından birini Nafia Vekilline (1920 - 1934 arasında Nafia vekâleti, Osmanlı devletinde, imar-iskân ve bayındırlık işlerinden sorumlu bakan.)  tavsiye etmişti.   Bir müddet sonra Atatürk, “ bende onu su mühendisi sanırdım. Meğer sudan bir mühendismiş”, demişti.  En yakın münasebette olduklarının bile devlet hizmetlerinden uzaklaştırılmasına hiç ses çıkarmamıştır.”  Yazdığı kitabınsatırlarında, Atatürk’ünülke için yararlı olmayan en yakınına bile torpil yapmadığını anlatıyor.

Atatürk çok öngörülü biri olması nedeniyle, kimleri nerede ve nasıl kullanacağını iyi bilen liderdir. Ülke çıkarlarını, dostluk, yakınlık ilişkilerinden daha önde tutmuştur.

Kelime ve kavram zenginliği düşünme sürecinde akılcılığa ve düşünce zenginliğini “Duygusal Zeka” ile birleştiren Atatürk, Ara sıra Rumeli ağzına kayan tatlı bir şivesi, etkileyen ses tonu ile konuşuyordu. Telaffuzu düzgün insan ruhuna dokunan büyülü bir sesi ile etrafındaki insanlara bezginlik vermeyen renkli anlatıma sahipti. İnsanlar cazibesine kolayca kapılıyor ve sohbetinden büyük keyif alıyorlardı.

Hepimizin bildiği bir hikâye vardır.  Atatürk İzmir'e bir gidişinde Valinin Kordon boyundaki evinin salonuna büyük bir sofra kurulur. Davetliler yemek masasını oturduğu an, vali bey, halkın içeriyi görmemesi için perdelerin kapatılmasını emreder.  Atatürk ; “Vali bey, dışarıdaki halk acaba bizim ne yaptığımızı sanıyor? İçki içtiğimizden şüphesi yok. Fakat şimdi masa üstünde kadın da oynattığımızı ve kim bilir daha neler yaptığımızı zannedecekler. İçki içmekten başka bir şey yapmadığımızı görmeleri için perdelerinizi açtırınız.”, der.

İnsan, doğası gereği, sanırım, el âlem tarafından beğenilmek isteğinden, onların dedikodularını önemseyip ister istemez diğer insanlardan etkilenebilir. Bana ilginç gelen toplulukçu kültürlerde görülen, “el âlem ne der?”, den, Atatürk’ün etkilenmesiydi.  Dolayısıyla başkasının ne dediğini ister istemez dedikodularını önemsiyormuş gibi görünse de, aslında onların gözünde “ ben olduğun gibiyim” görüntüsünü direk göstermekti.

 Zaten başarılı olmasının en büyük sırlarından biri de kendisi gibi olmayı başarmasıdır. Özgürce, korkusuzca ileriyi görüp, hedeflerine imzasını atmıştır.  19 Mayıs 1919,  Kemal Atatürk’ ün Samsun’a ayak bastığı tarihi, Türkiye Cumhuriyetinin de temellerinin atıldığı tarih olarak kabul ederiz. Aslında bu tarihten evvel 6 ay boyunca İstanbul’da milli mücadele için izlenecek yolu belirlemiştir. Ve Ulysses Kontratı’yla, milli mücadele kazanılıncaya kadar kendisini gemi direğine bağlıyordu ve diyordu ki,” ben, bilinmeyen sirenlerin şarkılarına karşı gelerek “ülkem, bağımsızlığına kavuşana kadar halktan korunma, destek ve güven” bekliyorum diyerek 19 Mayıs 1919'da Milli mücadeleyi başlatmıştır.

Halk, kısa süreli olayların rüzgârıyla boğuşur ve genelde uzun sürecek planlar yapmaz. Atatürk, bu yolla halkın bu plana bağlı kalmasını sağlıyordu. Halk için bu açıklamanın anlamı farklıydı. İnsanlar,  aylar,  yıllar sonra ne olacağını bilmiyorlardı. Bağımsızlık için bir son tarih oluşturmak oldukça uzun bir süreçtir.

Önemli olan cesaretli olup, kısa ve anlık olan şeyler yerine daha uzun vadeli kendimize faydalı olacak değerler için “karar” alıp, kendimizi, gemiye bağlayabilmemizdir. Tıpkı Baş Komutan; Mustafa Kemal gibi…


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
MANŞETTEKİLER
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir