20 Eylül 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIĞININ ANLAMI
Ülkede yaşanan sorunlara dair artık susmadılar.... Ve de
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
44
Hayır
943
Çekimser
8
Fikrim yok
7

Toplam Oy:1002

» BİZ İNSANLIKTA NEREDEYİZ?

BİZ İNSANLIKTA NEREDEYİZ? - ÖZDEN İLHAN

Paylas
BİZ İNSANLIKTA NEREDEYİZ?
09 Eylül 2020, Çarşamba 20:18:50
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kapitalizm, insanoğlunun doyumsuzluğunu kullanarak, insanları tüketim hastalığının tuzağına düşürüyor. Yeni ihtiyaçlar yaratarak, satın alma hevesinin canlı tutulmasını sağlayarak, üretim, tüketim çarkını çalıştırarak,  kâr döngüsünü gerçekleştiriyor.

 Tüketim hastalığına yakalanan insanlar, her şeyin en iyisine ve en kalitelisine sahip olmak ister. Bu çarkın içine kendilerini o kadar çok kaptırıyorlar ki, maneviyattan uzaklaşıp, maddi dünyanın esiri haline gelip, zaman içinde artan haz duyguları, merhamet ve acıma duygularını azaltıyor veya köreltiyor.

İnsan, geçmişten bu yana eski yazıtlarda da bahsedildiği gibi doyurması imkansız bir canlıdır.   İnsanlar ne kadar varlıklı olursa olsun, onun daha fazlasını isteme eğiliminde olduğu için kendi kendini mutsuz eden ilginç bir canlı varlıktır.

  İnsanlara sorsanız, ” bir evim, bir arabam ve mutlu yuvam olsun isterim “ der. Bu söylem bunlar elde edilinceye kadardır.  Sonu gelmeyen isteklerin, bitmeyen doyumsuzluğa eğer bir dur denmezse, kişi, yanılgı içinde, gördüğüne sahip olma arzusu içinde oluyor. Üstüne hırslı bir insansa, sadece kendini düşünmeye başlıyor;  başka insanların elindekine göz dikiyor ve tam anlamıyla egoizm girdabının içine düşüyor. Böylece çevresindeki en yakını insanları bile görmemeye başlıyor. 

İnsan her yerde aynı insandır. Bir insanın yaradılışında asalet yoksa kâinatın tacını giyse yine de çıplak kalır –Montaigne’ ın dediği gibi, hep ben demek yerine başkalarını da görmeyi bilmeyi öğrendiğimiz zaman asaletli insan oluruz. Asalet, sadece aileden gelen bir unvan olmayıp, bir duruştur.

İnsan, ‘Neyse o olmayı’ reddeden tek yaratıktır. -Albert Camus’da, çok haklıdır. Söyle bir doğaya bakıp, sorguladığımız zaman Albert Camus’ un ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum.   Her ağaç oksijen veriyor ve biz de soluyoruz. Biz nefes alalım, yaşayalım diye yapmıyor, kendi doğası gereği yapıyor. Arılar bal yaparken, bizleri doyurmak gibi niyetleri yok. Kendi doğası gereği bal yapıyor. Solucan toprağı verimli hale getirmek için toprağın altında yaşamıyor. Doğa da tüm çiçekler, bize güzel kokmak ve güzel bir çiçek gibi gözükmek için açmıyorlar.  Bizim övgülerimizi alma gibi bir dertleri yok. Siz görselliğini görseniz de, görmeseniz de açar, kokusunu içinize çekin veya çekmeyin, çevreye kokusunu verir ve solar.

  Dünyada tüm insan dışındaki varlıklar, kendi doğasını yaşar. Çünkü onlar olduğu gibiler. İyi veya kötü şey yapmak için çabalamazlar. Doğarlar, doğal olarak yaşar ve ölürler.

İnsan olarak doğduğumuz hayat karmakarışıktır. Karnımız tok olsa bile birçok sorunumuz vardır.  Çünkü insanlara, diğer canlılar gibi sadece karnını doyurmak yetmiyor. İnsanlığın en büyük problemlerinden biri, iyi olmaya veya iyi olmamaya çalışmaktadır. Bu işe yaramayacaktır. İnsanoğlunun sorunlarının büyüklüğünü ve yayılmacılığını gördükçe, tek çıkar yolun  insanların fabrika ayarlarına dönmesi olduğunu düşünüyorum.

Mekanikleşen yaşamın oluşturduğu çelişkilerle boğuşan modern insanın ihtiraslarına, sonu gelmeyen isteklerine, bitmeyen doyumsuzluğuna eğer “ dur” denmezse, bu gidişle insanlıktan tümü ile çıkacağız.

İsterseniz usta yönetmen Tarkovsky'nin gözünden bakalım: Solaris | 1972 “Utanç, insanlığı kurtaracak tek duygudur.” Repliği ilgimi çekmişti.

Ne zaman utanma duygumuzu yitirdik? Ne oldu bize, acaba toplum olarak utanma duygumuzu mu yitirdik? Benim bildiğim ülkemizde insanlar eskiden kimseyi dolandırmaz, kibir yapmaz, kendini üstün görmez,  aç komşusu varsa tok uyumazdı. Varlıklı kişiler,  zora düşmüş kişilere yardım ederken, kendileri utanırdı.

Biz toplum olarak maalesef bu duygumuzu yavaş yavaş yitiriyoruz. Utanma duygusunun yitirilmesi aynı zamanda ahlaksızlığın yükselmesine neden oluyor.

Her birimiz, onurumuz için yaşadığımızı her fırsatta söyleriz, ama televizyonlarda meşhur olmak için veya para kazanmak için çıkan kişilerin birbiriyle kavgaları, didişmeleri,  davranışları, söyledikleri uygunsuz sözler insanlığın geldiği noktayı gözler önüne seriyor. Bu acımasız rekabette,  utanma duygusunun nasıl yitirildiğini görüyoruz.

Goethe "İnsanların kötü olduğunu görmek beni şaşırtmıyor ama bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce hayretler içinde kalıyorum. “demiş, ama biz bu devirde hiç şaşırmıyoruz. Tehlikeli olan da bu değil mi zaten? Hiçbir şey bizi şaşırtmıyor.

 Birçok filozof bu utanma duygusunun insanı nasıl düzgün insan yaptığı sorunsalı ile meşgul oldu ama yine kapitalizm galip geldi.

İnsanlığın kurtuluşunu  utanç kurtaracak gibi duruyor. Utanç dışında hiçbir şey, insanın yarattığı yıkımın önüne geçemez. Dönemimizde insanlar, utanma kalkanını yok etmek için kendilerince hafifletici gerekçeler, bahaneler sunarak, utanma halinden çıktığı zaman dünyada 680 milyon aç insanın sayısı git gide artacaktır. 5 saniyede bir çocuk açlıktan ölecektir. Ne kanunlar, ne örf ve ne adetler, ne yasaklar, ne de cezalar koysanız fayda etmez.

Açlık insanlık suçu ve ayıbıdır.  İnsanlık bundan utanç duyuyor mu?  Eğer utanç duymuyorsak, utanma duygumuzu yitirdiğimiz andır.

Utanmayı kurtaramazsanız, birini utanmazlıkla suçlamanızın da bir anlamı kalmaz. Utanma, insanın kendisine dair bir üzüntü duygusu olmaktan çıkar, bahaneler yumağı haline gelir. Bahanelerle kendinizi uyutursanız, sadece kendinizi kandırırsınız. Tahribatlarımızla Doğayı kandırabileceğimizi düşünüyorsak çok yanılırız. Doğa her zaman intikamını alır ve almaya devam edecektir.


Özden İlhan
E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.