19 Ağustos 2019 Pazartesi 18:09:34
» Zafer Toprak: Şehir ve Tiyatro - ya da - Darü'l-Bedai 1914

Zafer Toprak: Şehir ve Tiyatro - ya da - Darü'l-Bedai 1914

Türk Tiyatrosu, sayı 448, s. 74-76.
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Zafer Toprak: Şehir ve Tiyatro - ya da - Darü'l-Bedai 1914
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Kültür-Sanat - 03 Nisan 2017, Pazartesi 00:19:56
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Şehir ve Tiyatro ya da

 

Darü’l-Bedai 1914

 

                                                                           

Çağdaş kent dokularının ortaya çıkışı 18. Yüzyılda başlar. Tiyatronun ise geçmişi en azından Eski Yunan’a kadar uzanır. Yaşamın değişik evrelerinin, boyutlarının, duygu derinliklerinin izleyiciler önünde kurgulaması belki de ilk insan topluluklarına kadar uzanır. Ancak çağdaş kentin doğuşu ile çağdaş tiyatro anlayışının sahne diye nitelenen ortak alanı paylaşımı estetik öğelerin ötesinde toplumsal boyut taşır. Tiyatro bir anlamda çağdaş kentin estetik değerlerinin ifade biçimi olduğu kadar toplumsal gerçeklerinin de bir yansımasıdır. 

 

Tiyatro çağdaş kentte bir etkileşim alanıdır. Toplumsallaşmanın belki de en güçlü mekanıdır. İletişim araçlarının elektronikleştiği yakın bir döneme kadar tiyatro en etkin medialardan biri olmuştur. Çağdaş kentin nabzı sahnede atar. Sorunlar, sorunsallar, öneriler, çözümler, duygular, hasletler değişik ifade biçimleriyle sahnede yer alır. Tiyatro kent insanında ortak payda yaratır. Bireyi yalnızlıktan kurtarır; toplumla bütünler; kişinin toplumsal-siyasal sorunlarının, gerçeklerinin, düşlerinin dışı aktarımının ya da dışa vurumunun en etkin araçlarından biridir.

 

Kent tiyatrosu özünde oyuncuların sahnede yer aldığı bir mekan değil kent insanının soluklandığı, soluduğu,  kendini oyuncular aracılığıyla ifade ettiği bir mekandır. Bir başka deyişle tiyatro toplumsalın ta kendisidir; bireyi toplumsallaştıran, ona paylaşmayı öğreten bir mekandır. 

 

Kent yaşamının toplumsal boyutu tiyatroyu kentin ayrılmaz bir parçasına dönüştürmüştür. Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de tiyatro çağdaş yaşamın nabzı işlevi görmüştür. 19. yüzyıldan itibaren kişisel girişimlerle ifadesini bulan tiyatro çağdaş toplumun inşası sürecinde ayrıcalıklı bir konum elde etmiştir. İşte bu nedenle Türk tiyatro tarihi Türkiye’nin bir tür “mikro” tarihidir. Türk tiyatrosunun özgün yapısı ortaya konduğu oranda Türkiye’nin dünü özümlenir, günümüz aydınlanır. 

 

Ancak, tüm kent gerçekleri gibi kurumsallaşma tiyatro için de kaçınılmaz bir evredir. Çağdaşlık, bireylerden ırak kurumsal yapıları gerektirir.

 

Mınakyan’dan Ahmet Fehim’e, Burhaneddin’den, Binemeciyan’a Türk tiyatrosu derin bir birikim oluşturmuşsa da, tüm bu girişimler kişilerle kaimdir. Dar’ül-Bedai işte bu tür bir kurumsallaşmanın ilk nüvesini oluşturmuştur. Bu nedenle 1914 yılı belki de Türk tiyatro tarihinin bir kırılma noktasıdır. Farklı iki evrenin geçiş noktasıdır.

 

Dönemin şehremini Operatör Cemil Bey (Cemil Topuzlu 1868-1958) Fransa’da yaşadığı dönemde tiyatronun kent yaşamındaki işlevini yakından izlemiş ve Meşrutiyet yıllarının reformcu yönetimini de ardına alarak tiyatro gibi bir kurumun dönüştürücü işlevini yerine getirmiştir. Kent insanının kültür ve zevkini başkalaştırmanın ötesinde onu meşrutiyet düzeninin gerektirdiği katılımcı, çoğulcu ortama sevketmek Meşrutiyet tiyatrosunun en güçlü misyonlarından birini oluşturmuştur. Tiyatro bir kamu mekanıdır. İnsanı etkin kılan, ona söz söyleten, onu görevleri altında ezilen “uyruk” konumundan, haklarla donanmış “yurttaş” ya da “birey” konumuna yükselten ortak alandır. Cemaat tiyatro aracılığıyla kamu oyuna dönüşür. Uhrevi ortam tiyatroyla dünyevileşir. 

 

Belediye Meclisi’nin bu doğrultuda kararı ve ödenek ayrılması, Şehzadebaşı’ndaki Rıza Paşa Hanı’nın (sonradan Letafet apartmanı) kiralanması, André Antoine gibi dünyaca tanınmış bir tiyatro adamının bu işe koşulması Türk tiyatro tarihinin dönem noktası olduğu kadar çağdaş bir kent dokusunun ve ulus-devlet inşa sürecinin estetik boyutunu oluşturur. 

 

Operatör Cemil Bey, tiyatroyu kurumsallaştırarak yeni kent insanını inşa sürecine girmiştir. Tiyatro bundan böyle insanların hoş vakit geçirdikleri eski Direklerarası anlayışının ötesinde onlarla ortak değerler oluşturmaya yönelik, kentin dinamik yapısını ve kentlilerin gücünü sahnede sınamayı deneyen bir mekandır. Tiyatro, tüm engebeleriyle kent yaşamının ta kendisidir; kentli kişi bundan böyle kendini görmeye tiyatroya gider, sahneyle bütünleşerek yurttaş kimliğini sınama fırsatı bulur.  Bir başka deyişle, Meşrutiyet tiyatrosu inşa sürecinde olan ulus-devlet bireyinin, yeni yurttaş kimliğinin yansımasıdır. Osmanlı “vatandaşı” tiyatroda, bastırılmış özlemlerini gündeme getirir,  kamuoyu oluşturur; oyuncuların şahsında iyi kötüyü ayırdeder; ülke sorunlarını tiyatroda öğrenir;  yurttaşlık provasını sahnede yapar. 

 

Operatör Cemil Bey’in  tiyatroyu kurumsallaştırma gişimi sahne ile sınırlı kalmaz; ülkeye yetkin sanatkarlar yetiştirecek bir tiyatro okulunun açılışı kurumsallaşmanın bir başka boyutudur. Yeni bir tiyatro anlayışı dönemin fikir hareketleriyle de uyum içersindedir. Amaçlanan “milli” bir tiyatro kurmaktır. André Antoine ve dönemin fikir ve sanat adamlarının şehreminiyle birlikte aldıkları kararlar  çağdaş Türk tiyatrosunun Magna  Carta’sı, kuruluş belgesi niteliğindedir.  “Milli tiyatro” gündemin ilk maddesidir. Tiyatro ve musiki bölümlerinden oluşacak ve tiyatro sanatçısı yetiştirecek bir okul açılacaktır. İki güzel sanat dalını uyum içinde geliştireceği için okula güzel eserler evi anlamına gelen Darü’l-Bedai adı verilecektir. “Milli” tiyatronun repertuarını oluşturacak tiyatro eserlerini yazmak ve yazdırmak için bir edebiyat komitesi kurulacaktır. Tiyatronun ayrılmaz parçası muzik için de benzer bir müsiki komisyonu oluşturulacaktır. André Antoine’ın başkanlığında bir komisyon tiyatro okulunun öğretmenlerini ve öğrencilerini seçecektir. Teknik donanıma sahip tiyatro binasının yaptırılması için bir fen komitesi kurulacaktır. 

 

Darü’l-Bedai toplantıda bulunan şair Kemalzâde Ali Ekrem (Bolayır) tarafından önerilir.  Tam adıyla Darü’l Bedai-i Osmani Fransızca Conservatoire national ottoman’ın karşılığı olarak kullanılmıştır. O günlerde Darü’l-Fünun, Darü’ş-Şafaka; Darü’l-Aceze ev anlamına gelen ‘dar” sözcüğüyle türetilmiş kurum adlarıdır.  

 

Darü’l-Bedai ile Türkiye’de tiyatro eğitimi başlar. Kıraat (okuma), telaffuz (sözü doğru söyleme), tecvit ( diksiyon), inşat (metni anlamına uygun ve dinleyiciyi duygulandırarak okuma), takrir (konuyu ilgi çecek şekilde anlatma), aruz (vezin-söz ölçüsü), haile (trajedi), mudhike (komedi ya da vodvil), raks (dans), adab-ı muaşeret, eskrim, ve işmizaz (mimik) okulda öğretilecek derslerdir. Adaylar 11 Temmuz 1914 gününden itibaren Darü’l-Bedai-i Osmani genel müdürü André Antoine önünde görücüye çıkarlar. Kadın-erkek 197 adaydandan 63’ü sınava kabul edilir. Türk tiyatrosunun yapı taşları işte bu adaylar arasından temayüz eder: Mehmet Behzat (Butak), Ertuğrul Muhsin, İsmail Galip (Arcan) bu ilklerin birkaçıdır.

 

Edebi komite ise Meşrutiyet yıllarının yazın hayatının önde gelen şahsiyetleridir: Abdülhak Hamit, Abdullah Cevdet, Rıza Tevfik, Yakup Kadri, Müfit Ratip, Emin Bülent, Ahmet Haşim, Mehmet Rauf, Tahsin Nahit, Yahya Kemal, Asım ve Hüseyin Rahmi. 

 

Benzer gelişmeler müzik bölümünde de izlenir. Müsiki Bölümü Başkanlığı’na Ali Rıfat Çağatay getirilir. Ali Rıfat’a göre tiyatro musikisi tenor, bariton, saprano gibi yetenekleri gündeme getirir, armoni bilgisini gerektirir. Zati Arca, Zeki Üngör, Tamburi Cemil, Radeglia, Silvelli, Forlani gibi seçkin müzisyenlerden bir heyet oluşturulur. Ayrıca bir alaturka musiki bölümü kurulur. Klasik müziğin unutulmaktan kurtarılması ve ileride tiyatroyla da bağlantılandırılabilmesi ana amaçtır. Rauf Yekta, Sadeddin Arel, Dr. Suphi Ezgi, Baha ve Leon Hancıyan gibi üstadlar alaturka muzik heyetinde yer alırlar. 

 

Darü’l Bedai Türk sahne sanatlarının ve müziğinin  kilit taşıdır. Yeni bir toplum inşa sürecinde Meşrutiyet insanı estetik değerleri göz ardı etmemiş ve tiyatro ve musikiye gereği gibi eğilmiştir. Ancak bu denli kapsamlı girişimin şansızlığı uzun bir savaş döneminin arifesine rastlamasıdır. Darü’l-Bedai’nin açılış töreni bile savaş ortamında yapılmıştır. Bundan böyle Türk sahne sanatları ve musikisi çağdaş bir görünüm kazanmış, kurumsallaşmış, Batı normları doğrultusunda uygar kent anlayışıyla uyumlu bir çizgiye girmiştir. Cumhuriyet’e açılan yolda birçok kurumsal gelişe gibi Darü’l-Bedai de görevini hakkıyla yerine getirmiş ve 20. yüzyıl Çağdaş Türkiye’sine estetiğiyle omuz vermiştir. 

 

 Zafer Toprak

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir