HOŞ GELDİN 2026
HOŞ GELDİN 2026
Her sabah merhaba deriz yeni bir güne. Uyku mahmurluğunu terk edince gözlerimiz, yeni bir gün daha başlamış demektir. Yeni bir 24 saat; yeni bir 1440 dakika yeni bir 25330 nefes alışı ya da 90990 kalp atışı… Kısaca zamanın omuzlayıp da bir daha geri getirmemek üzere bizden uzaklaştıracağı yeni bir gün, hayatımızın bir yeni dilimi…
Zaman; başka güne aktaramayacağımız, o günün sonuna kadar kullanmak zorunda olduğumuz bir sermayedir. Evet, evet bir sermaye… Sağlıklıysak, vücudumuzda bir ağrımız bir sızımız yoksa hele de başkaları tarafından ipotek altına alınmamışsa özgürlüğümüz. Ne para ne altın, ne inci, ne mücevherle alınması mümkün olmayan bir sermayedir zaman. Bu kıymeti ölçülemeyen, tek saniyesinin dahi büyük önemi olan sermayeyi çok ama çok iyi değerlendirmek gerekir. Onu, kalıcı hale dönüştürmek; kıymetlendirmek, bezemek, doyasıya yaşamak gerekir.
Başlayan her yeni günün payımıza düşen her anını değerlendirmek ya da harcamak elimizdedir. İstersek; sırtımızı güne döner, yorganı başımıza çeker, bir bölümünü yine uyku boyutunda harcarız. İstersek, fırlayıp kalkarız yerimizden o gün yapacağımız işleri nasıl değerlendirsem kalıcı kılarım diye kafa yorar, plan yapar sonra da gerçekleştirmek için düşüncelerimizi bir gayretle sarılırız ipine zamanın. Durdurmak elimizde değildir zamanı; ancak onu değerlendirerek geleceğe taşımak elimizdedir. Atalarımız boşuna, “vakit nakittir” dememişler ya!
Bir kuş olup uçan; bir su gibi yaz güneşinde buharlaşıp uzaklaşan; yeniden birlikte yaşanması mümkün olamayacak bu sevgili ile geçireceğimiz her saniyenin önemini bilmeli ve ona göre davranmalıyız. Peki, nasıl değerlendirebiliriz zamanı? Öncelikle kendi payımıza düşen kısmını kontrol altına alarak… Kendi payımıza düşeni diyorum zira zamanın irademiz dışında gelişen kısmına hükmedebilme tasarrufuna sahip değiliz.
Meşhur hikâyedir kavanoz ile çakıl taşları; Faninin birine küçük kaya parçacıklarının yanı sıra çakıl taşları vermişler, kum vermişler, su vermişler; bir de kavanoz tutuşturmuşlar eline; sonra da dönüp haydi bütün bunları, bu kavanozun içerisine yerleştir demişler. Ne yapabilir kişi bu durumda? Kavanoz su ile doldursa, içine başka bir şey koyamayacak; koymak istese taşacak. Kavanoz kum ile doldursa çakıl taşlarına yer kalmayacak. Küçük kaya parçacıklarını koysa… Düşünmüş akıl gibi bir büyük nimete sahip kişi. Önce kaya parçacıklarını yerleştirmiş kavanoza, kalan boşlukları çakıl taşları ile doldurmuş; çakıl taşları arasında kalan boşluklara da kum dökmüş. Kum tanecikleri arasında kalan boşlukları da su ile doldurarak işlemi tamamlamış.
İşte, merhaba dediğimiz her günü, elimize tutuşturulan içerisi boş bir kavanoz gibi görmeli, onu nasıl en iyi bir biçimde doldurabilirim diye düşünerek işe koyulmalıyız. Günün bitiminde dönüp de ah keşke dememek, için kavanozumuza neleri, hangi önceliklerle, nasıl yerleştireceğimizi iyi hesaplamalı ve planlamalıyız. Bu ince hesabın içerisine geleceğimizin en büyük yatırımı olacak iyiliklere, güzelliklere, şükre ve tefekküre de mutlaka yer ayırmalıyız.
Zamanın bize her gün bir lütuf olarak bahşettiği 25330 nefes alışı yahut 86400 saniyelik krediyi en verimli ve en faydalı bir biçimde değerlendirmeliyiz. Öyle ki gün bitip de ömür rafında önceden sıraladığımız kavanozlarımızın yanına koyduğumuz bu yeni kavanozumuz da ileride bize sermaye olsun.
Boş veya gereksiz şeylerle doldurulan kavanozlarla zamana borçlu kalırız. Bu ise en önemli özelliği dönüşsüzlük ve uçuculuk olan zamana borçlu kalmanın yanı sıra kendimize ve geleceğimize yapabileceğimiz en büyük kötülüktür. Unutulmamalıdır ki gelecek, zamanın kıymetini bilenlere gülümser.
Zamanı iyi değerlendirmeniz dileği ile 2026 yılının size, ailenize, ülkemize, gönül ve kültür coğrafyamıza e bütün insanlığa barış, huzur ve esenlikler getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederim.
Hadi ÖNAL/ 01Ocak 2026/ ELAZIĞ
Okuyucu Yorumları
Bakmadan Geçme
Bu web sitesi, en iyi deneyimi sağlamak için çerezleri kullanır. Daha fazla bilgi için lütfen Gizlilik Politikamızı Ve Yayın İlkelerimizi okuyunuz.


