12 Aralık 2018 Çarşamba 18:33:53
» 03/06/2018 sosyal faşizmi olgusundaki parti! Oyları bölmekle görevlendirilen bir parti günümüzde...

03/06/2018 sosyal faşizmi olgusundaki parti! Oyları bölmekle görevlendirilen bir parti günümüzde...

Rogg & Nok: Lütfen haberi okumadan ön tanıtımı okuduktan sonra gözlerinizi kapatıp düşünü bu sözleri bu tepkiyi Hangi parti verir ve amacı gayesi ne olabilir. hangi tehdit ile oyları bölmeye uğraşmaktadır. sosyal faşizmi şimdiki zaman diliminde hangi parti üslendi. bu talimatı nereden ve kimden aldı. İşte "Muharrem İnce'nin 2. Ordu Komutanı Korgeneral İsmail Metin Temel'e yönelik ifadelerine ilişkin, "CHP tabanı eğer altı oktan yanaysa İnce'nin bu açıklamalarını kabul etmemelidir" diye bir haber yayıldı... İşte gizi ajanda dersiniz bu gün bu olsun...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
03/06/2018 sosyal faşizmi olgusundaki parti! Oyları bölmekle görevlendirilen bir parti günümüzde...
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Siyaset - 23 Haziran 2018, Cumartesi 16:28:22
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

Reyhan, Vatan Partisi Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında,  İnce'nin Korgeneral Temel'e yönelik "Cumhurbaşkanı olduğumda o paşanın apoletlerini sökeceğim" ifadesine tepki gösterdi.

 

 

Cumhurbaşkanının apolet sökme yetkisi olmadığına işaret eden Reyhan, "Eğer ABD veya PKK'ya bir Türk subayının apoletini sökme yetkisi verilseydi bu subay Korgeneral Temel olurdu" dedi. 

 

İnce'nin, "Kırmızı çizgileri bir yana bırakmak gerekir" ifadesini de eleştiren Reyhan, İnce'nin bu söylemiyle üniter devlet yapısı da dahil, her türlü 'kırmızı çizgiyi' tartışmaya açabileceğini gösterdiğini savundu.

 

Bir gazetecinin, İnce'nin açıklamalarının milliyetçi, ulusalcı seçmene etkisinin nasıl olacağına yönelik sorusu üzerine Reyhan, şöyle konuştu: "CHP tabanı eğer altı oktan yanaysa İnce'nin bu açıklamalarını kabul etmemelidir. Çünkü milliyetçi birisi PKK'ya karşı mücadele etmiş bir komutanı hedef almaz. Türkiye'yi seven bir siyasetçi bu stratejik hataları yapmaz, yapmamalıdır. Zira İsmail Metin Temel hem FETÖ hem de PKK terör örgütleri ile mücadelede aldığı rol açısından sembol bir kişidir."

 

Şimdi geçen sene Genel Yayın Yönetmenimizin Yazdığı bir yazıdan bir kısa örnek vererek bu haberi sizlerin yorumuna bırakalım, şimdi haberin bir bölümünü verdiğimiz bu haberden sonra  alakası olmadığı halde önce mesajlar ile tehdit daha sonra hukuksal olarak Genel yayın yönetmenimiz hakkında anlamsız baskılar, sitemiz hakkında suçlamalar başlamıştı....

 

"Sosyal faşist kimdir ve ne iş yapar?….

 

Önce araştırsanız sizlerin de açıkça bulacağınız bazı seçtiğim internetteki çıkan tanımlara yorum ve analiz yaparak bir bakalım;

 

Sosyal; Toplumla ilgili, toplumsal, içtimai. Yazıklarımı anlamayanlar için Sosyal kelimesinin İngilizcesi: “adj. social, sociable, clubby, clubbable, clubable,” demekmiş. Biraz daha açık olarak; Bir toplum bilimi terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe ‘de sıfat olarak kullanılır. Kökeni Fransızca dilinden gelmektedir.

 

Hani bizleri eleştirdikleri Sosyalizm var ya oda, Sosyalizm; bir toplum bilimi terimidir. Onunda kökeni Fransız’ca dilinden gelmektedir. Felsefi anlamı: İktisat alanındaki kelime anlamı: Nasy diye açıklanıyor. Birde bizler din olgusuna bakmadan bilimsel yönden olgulara bakıyoruz ya, işte Bilimsel yönden sosyalizm, tanımı; Bilimsel sosyalizm; İktisat alanında kullanılan bir terimdir. İktisat terim anlamı: Marksist doktrini ütopik sosyalizmden ayırmakmış... Ütopik sosyalizm; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir. İktisat terim anlamı: Eşitlikçi bir toplum yaratmak amacıyla özel mülki demekmiş. Biraz daha bilgi verelim Ütopik; Dil bilgisi yönünden Türkçe ‘de sıfat olarak kullanılır. Yine kökeni Fransızca dilinden gelmektedir. Ütopya, aslında olmayan, tasar; peki Tasar nedir, Yerel Türkçe anlamı: Saban oku, boyunduruk ve benzeri şeyler yapmak için yontularak biçimlendirilen odun. Tasar bölgesi nedir derseniz Tasar bölgesi; Şehir alanında kullanılan bir terimdir. Teknik terim anlamı: Gelişmesini tasarlı bir çalışmanın konusu yapmak amacı olarak internette tanımlanıyor… Araştırma yapanlar internette daha geniş olarak araştıra bilirler…

 

Faşizm; Bir idare sistemidir diye bilinir. Komünist aleyhtarlığı ve totaliter siyasetiyle önceden böyle tanınmıştır. Eskiden “Faşizm ‘de devlet daima ön plandadır.” Tanımları geçerliydi şimdi bu tanımlar değişikliğe uğrayarak. Günümüzde faşizm kendi çıkarları için devleti kullananlar sözde devleti ön plana alanlar için kullanılıyor. Tabii olarak her tanım kendi başına bir olgudur fakat bu tanımda insan faktörü hayvansal iç güdü olarak oluştuğu için bu tanım böyle gösteriliyor… 

 

Geçmişte Devlet hem milletin hayat ve menfaatlerini korur, hem de ahlaki ve dini bir müessesedir. Diye bilinse de bu olgu dinin kullanarak çıkar odaklarını besleyenler ve bunu ön plana alanlar için günümüzde kullanılıyor. Eskiden bu sistemde Ekonomi de tamamen devlete bağlıdır. Diye bilinse de şimdi çıkar guruplarına bağlı olarak gelişen bir olgu olduğu biliniyor, Faşizm'in kurucusu Mussolini'dir.  Eğer Mussolini şu aşamada yaşasaydı inanın Erdoğan’dan ders alırdı… Mussolini Teoremlerini bu kadar kendi çıkarları için kullan bir şeytanın o çocuğuna şapka çıkarırdı. Bakın   Faşizm sözü «fasces» den gelir. Bu söz «demet» demektir ki, Eski Romalılar devrinde kudreti belirten bir işaret olarak kullanılırdı. Mussolini'nin kurduğu faşist partisi, İtalya'da iktidara geldikten sonra Faşizm'in prensiplerini kurmuştu… Eskiden AK parti yokken bu şekilde veriliyordu. Ama tanımama uygun olarak AK parti kurulduktan sonra bu olgunundaki terimin  değişti biliniyor….

 

Eskiden bu faşizmin başlıca amacı boişevizm'le mücadele etmekti. Şimdi ki olguda ise Kemalizm ile savaş veren bir parti Türkiye’de iş başında. Normal düşünen ve analiz eden kişiler bunu böyle olduğunu görüyor ve uyarmaya devam ederken bu partinin oluşturdukları hukuk düzeni ile herkesi susturdukları, bu olguları görüp kendi öz çıkarları için susanları veya kendi çıkarları için siyaset yapanları ülkemizde görüyoruz…

 

Bu yukarıda belirtiğimiz kişi ve guruplar altta biraza daha değineceğim…

 

Eski tanımlar göre 2. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetten sonra faşizm iyiden iyiye geriledi. Ama kökleri kurutulmadı işte bu olgunun genetik yapıları ile oynanıp karşımıza AKP çıkarıldı… Eski tanımlara göre ve çoğunlukla Günümüzde faşizm, totaliter bir otorite rejimi olarak tanınmaktadır. Diye açıklamıyor… Bu tanımların arasında Devlet idaresinde diktatörlük anlamını taşıyan bir kavram olmuştur.  Diye söyleniyordu bu şimdiki partili diktatör olan Erdoğan ile birebir uyuştuğu görülüyor. Eski tanımlarda Faşizm, 1942-1945 yıllarında İtalya’da Benito Mussolini tarafından kurulan rejimde geniş bir uygulama alanı bulmuş. Bilgileri veriliyor… Bunu yanı sıra, bu rejim, yukarıda söz ettiğimiz sosyalizme ve özellikle Marksizme karşı bir tepki olarak doğmuştur. Bilgileri eskiden verilirdi fakat sosyal hayatı ve halkını daha özgür bağımsız ve eşit şartlarda her türlü imkândan faydalanmasını öngören Marksizme ve yurdumuzdaki Türk gelenek ve göreneklerine göre yeni baştan Türk halkı için canı dişine takan Mustafa Kemal Atatürk’ün şimdiki biline anlamı ile Kemalizm’e karşı kurulan AKP ve bu Türkiye’deki yapılanma durumu ile birebir örtüştüğünü ve de kurutulmayan genetik yapılarını değişik boyutlarda görebiliriz…

 

Yine eski tanımlarda yer alan bilgilere göre; Ancak bazı müellifler faşizm kökünü 19. yüzyıl başlarına kadar indirmektedirler. Bunlar; Fransız İhtilali ile başlamış, solcu radikal hareketlere eski hakim sınıfların gösterdikleri mukavemeti de faşizm kelimesinin manası içine almışlardır. Faşizm, önceleri belli bir doktrinden tamamen mahrum bir hareket olarak ortaya çıkmıştır. İşte genetik yapıları ile oynanan bu olmayan doktrinin Türkiye’deki adı ise çoğu zaman söylenen ama üzerinde fazla konuşulmayan Erdoğanizm doktrini olarak bilimsel yönden karşılığı olmadan dağıtılmaya başlanmıştır ve bu doktrinde doktrin olmadığı aynı eski Faşizm genetik yapısında olduğu gibi binmektedir…  

 

Eski tanımlara faşist olan İktidarı ele geçirdikten sonra da, uzun yıllar bu fikir ve doktrin yoksulluğu devam etmiştir. Aynı AKP iktidarı ile birebir örtüştüğünü de bu tanımla görebiliriz. Daha sonraları Mussolini’nin, faşizmi bir doktrin üzerine oturtmak istediği görülmüştür. Aynı Erdoğan’ın yaptıkları olgular gibi tarihte genetik yapı bazında görülen olgularla şimdiki durumu daha net görebiliriz…

 

Mussolini’nin faşizmde devlet görüşü ve anlayışı şu tek cümlede özetlenmiştir: "Devlete karşı hiçbir şey olmaz. Devletin dışında hiçbir şey olmaz." Bu kelimeleri aynısını şimdiki genetik yapıları ile söyleyen Erdoğan olunca bu olgular daha yerini buluyor…

 

Eski tanımlara göre yine Demokrasi kaidelerine aykırı bir sistem olan faşizmin esasını devletçilik anlayışı teşkil etmektedir. Devletin üstünde hiçbir kuvvet yoktur. İnsan ve hakları devlet içinde bulundukça önem taşır. Felsefi görüş olarak Georges Sorep’in şiddet doktrininden ve milliyetçilik görüşü olarak da Charles Mourros ve D’annunzio’nun fikirlerinden etkilenen faşizmin, din ve ahlaka değer vermesi, nüfus çoğalmasına çalışması, dışa göçün kısıtlanması, aşırı silahlanmaya önem vermesi ve milli ekonomi gibi prensipleri vardır.

 

Eskiden ve günümüzde de Faşizm, şahsı cemiyet menfaatinin sağlanmasında sadece bir vasıta olarak görür. Tanımları yapılıyor aynı süreç de ilerde bu tanımların benzerleri Erdoğanizm içinde kullanılacaktır…  

 

Tanımlara bakarsak; Kişi gayeye hizmet için işe yaradığı sürece kullanılan, işe yaramadığı zaman da bir kenara bırakılan bir alettir. Bu tür tanım kime uygun? Olduğunu ben söylemiyorum onu da siz bulun…

 

Tanımda hukuk ve yasalar için; Kişi ancak devletin müsaadesi ölçüsünde hürriyete sahip olabilir.  Deniyor.

 

Evet, 

 

Bu günümüzde hangi partinin uyguladığı politikaya ve işleve denk geliyor? Bunu da size bırakıyorum…

 

Eskiden Faşizmde siyasi hayata tek bir parti hakimdir. Şimdi Türkiye’deki durum ne acaba genetik yapıları uyuyor mu? Dersiniz.

 

Faşizmde Mülkiyet hakkı ve kapitalizm devam etmekle beraber iktisadi organlar siyasi iktidarın mutlak kontrolü altındadır. İlginç benzerlikler ve cemaat ile kurulan paralel yapı bu tanıma uyuyor mu dersiniz?

 

Faşizimde Ekonominin bünyesi kooperatizm esaslarına göre şekillendirilmiştir. İtalya’da Mussolini’nin, İspanya’da Franco’nun, Portekiz’de Salazar’ın, Avusturya’da Dolfuss’ün temsil ettikleri rejimlerde, kooperatizm ve faşizm prensiplerine değişik derecelerde rastlanmıştır. Bunların topunun şimdi birleştiği alan Erdoğanizm olarak dünyaya yayılıyor…

 

Güney-Amerika ülkelerinde faşizm benzeri diktatörlükler zaman zaman belirmiştir. Ama günümüzde cemaat olgusunu yanına alarak en uzun ve kanlı olarak devleti yöneten iktidarda kalan çıkarı için bolca gizli ilişkileri altına yatan ve en fazla oranda halkına zarar veren şeytanın o çocuğu olarak da bilinen  Erdoğan olarak günümüzde biliniyor…

 

Eski tanımlara göre İkinci Dünya Savaşından sonra, faşizm kelimesi daha geniş bir anlamda kullanılmıştır. Nasyonal sosyalizme de, kooperatizm karakteri taşımamasına rağmen, faşizm etiketi yapıştırılmıştır. Diye belirtiliyor….

 

Solcularla aktif mücadele halindeki bütün gruplara bu ismi yakıştıranlar çıkmış. Tanımı veriliyor…

 

Eskilerde ve günümüzde yapılan tanımlarda, İtalya’da faşizmi yeniden kurmak isteyenlere "neo faşist" Almanya’dakilere ise "neo nazi" denmektedir. Bilgileri verilirken Türkiye’de belki ilk duyacağını “neo Erdoğanizm” tanımları dolaşmaya başladı….

 

Sizleri bu bayram gününde yordum fakat derler ya “deliye her gün bayram” Türkiye’de akıllı kalmadığı için bu bayram günde biraz daha Faşizmin sebepleri araştırmalarım sonucunda yazacağım…

 

Tanımlarda Faşizm'in ortaya çıkışı ve gelişmesinde Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkmış pek çok faktörün etkisi vardır. Örneğin, Demokrasi. Tıpkı İnönü sonrası Türkiye'de olduğu gibi hükümetler genellikle kendi çıkarlarını düşünen, dışarıya yaranmak için ulusal çıkarlardan taviz veren, yeteneksiz ve basiretsiz politikacılardan oluşmaktaydı. Bu tanım ne kadar doğru olsa da yanına bir süper boş bakanların dolduğu ve bunlar boş ilerle bakanların olduğu, bunu yanında boş olarak bakmayı bekleyen sözde vekilleri olduğunun söylemek gerekir. Tabii olarak bu benim şahsi düşüncem ve fikrim…

 

Milleti oluşturan çeşitli kesimlerin çıkarlarını temsil etmek ve millete hizmet etmek için seçilmiş parlamenterler (milletvekilleri) sefa içinde yaşamaya başlamış ve millete hizmet etmeleri gerektiğini unutmuşlardı. Tanımı da doğru olması yanı sıra günümüzde Süper ibaresinin konulması gerekir kaatindeyim…

 

Eski tanımlar devam edelim; Özelikle Almanya büyük güçlerin oyuncağı durumuna düşmüştü. Şimdiki tanımlarda ise Türkiye dış güçlerin oyuncağı oldu deniyor…

 

Tanımın Devamında  Versay Antlaşması ile 80 milyonluk bir milletin 20 binden fazla askeri olması, tank, uçak büyük gemi ve toplara sahip olması yasaklanmış, Alman halkı “Tamirat Borçları” adı altında haraca bağlanarak bugünün parasıyla on milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda bırakılmıştı. Milliyetçilik ve Almanlık her yerde aşağılanır hale gelmişti. Bu rezaletin sorumlusu ise işbirlikçi ve beceriksiz politikacılardı.

 

Gerek Almanya'da, gerekse İtalya'da millet ve devlet aleyhtarı kampanyalar hız kazanmış, bunun sonucunda ise terör yayılmış, her iki ülkede parçalanma ve kaosun eşiğine gelmişti.

 

Bu tanım size günümüzde olan olayları hatırlatmıyorsa devamını okumayın çünkü hem zamanınıza hem de vaktinize yazık olur… sizler bu günü yaşayarak mutlu olun gerisi siz ilgilendirmesin….

 

Tanımda; Giderek güçlenen kapitalist liberalizm ile komünizm arasında sıkışan halk, üçüncü bir alternatif o zamanlar arıyormuş.

 

Zaten diktatörler ve dış güçler bu zamanlar da halka musallat olurlar…

 

Aynı eski faşizm örneğinde görülen genetiklerinden üretimmiş Erdoğanizm de olduğu gibi…

 

Buna nazaran eski tanımlarda Orta direk diye adlandırılan memur ve üstorta sınıfı oluşturan küçük işletme sahipleri ile milliyetçi işçiler, Faşist yapılanmaların çekirdeğini oluşturdu deniyor. Buda cemaat ile ortak proje yapan Erdoğan ve yalakalarının dini faşizmi Türkiye’de yaydıklarını gösteren genetik yapılarını bizlere gösteriyor kısaca;  Özal döneminden günümüze kadar bu dini kökenli faşizmin geliş öyküsünü bizlere anlatmıyor mu acaba dersiniz?

 

Birde tanımlarda yer alan Faşizmin düşünsel kökenleri var…

 

Geçmişte yapılan tanımlarda ve Bugüne yansıyan tanımda sanki büyük sermayenin ideolojisiymiş gibi takdim edilen faşizm, şu anda oluşan Türkiye’deki dini faşizm  aslında Orta Sınıfların ideolojisi diye yansıtılıyor… Faşist düşünürler, komünizmden olduğu kadar büyük sermayeden de hoşlanmazlar.  Olgusu da bu tanımda yer alıyor. Kapitalist/liberal politikaların, Milletin büyük çoğunluğu için zararlı olduğu ve geniş kesimleri yoksulluğa mahkum ettiği gerçeğinden hareketle ve önemli olanın bütün toplumun refahı olduğu düşüncesini sözde  savunarak, sadece sermaye sınıfının çıkarlarını savunan Kapitalizme karşı çıkarlarmış...

 

İşte görünen yüzü bu olmasına karşın çıkarları savunanları dayanağı faşizm olgusunu yumuşatmak amacı ile milliyetçilik olarak kendilerini tanıttığı günümüzde görülüyor…

 

Eski tanıma göre ve Erbanak’ dan bugüne dini Faşistlere göre Liberalizm "ahlak dışı" bir ideolojidir.  Diye gösteriliyor. Genetik yapıları ile oynamayan daha sonra bölgesel bazda genetik yapıları ile oynan dini Faşizmin bir başka önemli özelliğidende söz edilen bu tanımda insanların eşit yaratılmadığı gerçeğini kabul edildiği gerçeği yansıtılıyor.

 

Burada dini faşizme giriş olarak kabul edeceğimiz tanımda Allah'ın Kuranı Kerimde buyurduğu gibi “Bilenle bilmeyen bir olmaz” düsturundan hareketle seçkinci bir yönetim anlayışını benimsedikleri tanımda belirtiliyor…

 

Genetiği bozulmadan önce ve sonra faşistler devamlı kullanılırlar bun göre dini faşist olan kesimin öğretilen olguya göre Faşist görüşe göre: “İnsanlar doğuştan eşit değildir”. Tezi öğretilir. Bunu yanında faşizme giriş olarak öğretilen başka bir olguda “Bazıları yönetmek, bazıları ise yönetilmek için yaratılmıştır” olgusu dinini kuramlar ön plana atılarak ufak yaştan itibaren faşizm öretişine başlanır. İşte günümüzde laik eğitim ve dinin eğitimin arasındaki ince çizgi budur laik eğitimde sorgulama dini eğitimde biat kültürü öretilir yani öğreten dini eğitimde sorgulanamaz, yanlışı söylenemez, laik eğitimde öreten ve örenen aynı düzeyde akıl ve fikre sahip oldukları yalnız tecrübe olarak bilim ışı altında öğretilerin sunulduğu bilinir…  Bu dini faşizmimin ve genetiği bozulmadan yapay sanal olarak üretilen faşist olmaya inanan kişiler boş ideolojisi denilen olguda “Kötü ve yetersiz olan kitleler, seçkinlerin ya da çok üstün yaratılmış tek bir seçkinin yönetimini kabul etmeleri sağlanır” İşte partili diktatör böyle yönetimin başına geçirildi…  Cemaat lideri olan şimdi FETÖ olarak bilinen örgüt lideri ile oluşan olguda yapılan projeler sayesinde şimdiki faşist düzen oluşmuştur… Öğretilen kuruma göre “Eşit olmayan inanlara eşit oy hakkı tanıyan seçim bir saçmalıktır.” Kuramı öğretilmeye devam edilirken bir yanda öreten ve örenenler arasındaki fark gün geçtikçe açılır. Bu açı duruma göre değişse de çıkarı olan kişi bu açıyı geniş tutmaya çalışır….

 

Faşist lider ve yönetimde yer alan kişiler kendilerini akıllı ve bilgili olarak görür ve kendilerini ona göre lanse eder veya ettirir. Buna göre bizim partili diktatörümüz bu tanıma tıpa tıp uyduğu görülen bir geçektir. Buna göre tapılan tanımda şu bilgiler yer alıyor “Aptalla akıllı, bilgisizle bilgili, eşit olamazlar.” Öğretisi kuramı faşist toplumlarda öretilen kuramları başında geliyor. Halk yığın olarak tarif edilen bu faşist düzende başka bir öretilen kuram “Yığınlar, kısa vadeli, ve basit isteklerinin üzerine çıkamazlar.” ,  “Devlet yönetmeyi bilmeyen ancak demokratik yollarla seçilmiş Liderler yerine işinin ehli olan otoriter Liderler tarafından yönetilmek, yönetilenlerin de çıkarınadır.”, “İnsanlar eşit yaratılmadıkları gibi, ırklar da eşit yaratılmamışlardır.” , “Üstün ırkların aşağı ırkları yönetmeleri, onların ve tüm insanlığın yararınadır.” Kuramları içi boş bilimsel gerçeklerden uzak bir biçimde kurumsal olarak öğretilir. Bunun yanında Parlamenter demokrasi ise "sorumsuzluk ve güçsüzlük" rejimidir. Kuramı herkese empoze edilen bir eski tanımlarda yer alırken yeni düzene bu tanımlar birebir uyduğu söylenebilir… Hitler'e göre; "Vaktini ahmak parlamenterleri ikna etmekle geçiren bir bakan iş göremez". Demiştir. Buna benzer nicelerini bizim Erdoğan söylemiştir. Bu haberlerin çoğu bizim şimdi kullandığımız sitede mevcuttur… Araştırmak isteyen araştıra bilir…

 

Faşizm, sınıflar arasındaki çelişkileri ortadan kaldırmayı öngörür. "Tek şef, tek parti, tek devlet" anlayışı içinde, bütün toplum kesimleri sömürülmeye hazırlanır…  Tek bir örgütte temsil edilecek, tüm istekler orada dile getirilecek ve devlet de bunları gerçekleştirecektir.” İşte eski tanım böyle aynısı yeni düzendeki dini faşizm düzeninde Türkiye ’dede  değişik versiyonlar ile uygulandığı gözle görülür bir gerçektir…

 

Geçmişteki tanıma devam edecek olursak Gerek Almanya'da gerekse İtalya'da Faşistler, parlamenter sistemin değersizliğini savunmuşlar bilgileri verilirken, şimdiki TBMM çatısındaki olguları düşüneniniz var mı acaba… Acaba beyin fırtınası geçiriyor musunuz? Yoksa hadi orda mı diyorsunuz…  Eski tanımlarda Eğitim sistemi devlete saygı temeli üzerine kurulmalı, orta sınıflar yeniden güçlendirilmeliydi. Tekeller kamulaştırılmalı, refah paylaşılmalı ve üretime katkı yapmadan kazanç sağlayan "mali kapitalizme" karşı önlem alınmalıydı. Tanımları yapılırken bu tanımlar dini ögeler sokulunca dindar olmayan kesim ile sömürü için dini kullanan faşist odaklar arasında olan çekişme işte genetiği bozulmuş dini faşizmde günümüzde çözülmeye çalışılan bir başka konudur, bu konular ayrı bir yazıda ele almayı planlıyorum.  

 

Eski tanımlarda şu göze çarpıyor “Sınıflar arası çatışmanın yerini ulusal birliğin alması ve her kesimin çıkarlarının gözetilmesi için gerek Nazi Almanya'sında gerekse Faşist İtalya'da Korporasyonlar kurulmuş. Tanımları veriliyor burada dikkat edilecek konu günümüzde Türkiye’nin Arap ülkeleri   arasında da bu tür veya olası Korporasyonların olduğudur… örneğin “Katar”, “Irak-İran-Suriye Kürtleri” “Rusya ilişkileri” arasında Türk yönetimini ilişkileri…  Tanınım devamında Korporasyonlarda, işçi de işveren de sermaye sahibi de emekçi de "Üretimciler Birliği" içinde bir aradaydılar. Görevi toplumun bütün kesimlerinin menfaatini gözetmek olan Devlet ise hakem rolünde imiş. Pekala Türkiye’de işler nasıl şimdiki zaman diliminde yürütülüyor? Şöyle ki işçi ve çalışan emekli olanların menfaatlerini sözde devlet  hakemlik ederek koruyor imajı veriliyor. Ama tek imaj içi boş bir çerçeveden ibaret bir olgu…

 

Eski Tanımın devamında Faşist rejimler sırasında gerek Almanya'da, gerekse İtalya'da işçi ücretleri yükselmiş, keyfi işten çıkarmaların önüne geçilmiş ve bütün çalışanlara sosyal sigorta güvencesi sağlanmıştır. Ayrıca Almanya'da çıkan toprak yasasıyla köylülerin topraklarının ipotek yoluyla ellerinden alınmasının önüne geçilmiş ve fırsatçı sermayenin köylüyü sömürmesi engellenmiştir. Bilgileri veriliyor. Dini faşizmde her olgu dine bağlandığı için halk daha iyi ve sorunsuz olarak kandırılıyor Şimdiki genetiği bozulmuş faşizmin oluşumu genler nedeni ile böyle olmamakla birlikte sadaka ve mağdur politikaları ön plana çıkatılmıştır…

 

Sözlükte "faşizm" ne demek?

 

1. Demokratik düzenin yerine aşırı, çarpıtılmış bir ulusçuluk ve baskı düzeni kurmayı amaçlayan öğreti.

 

2. İtalya'da 1922-1943 yılları arasında etkinliğini sürdüren, meslek kuruluşlarına dayanan, devlet sınırlarını genişletmeyi amaçlayan, yetkinin tek partinin elinde toplandığı düzen.

 

Faşizm kelimesinin İngilizcesi :fascism Köken: Fransızca

 

İşte Sosyal faşist kimdir ve ne iş yapar?

 

Bu kadar olgudan sonra bu sorusunun cevabını biliyorsunuz...

 

Ama söylemekten kaçınmanızı tavsiye ediyorum...

 

Susmayın konuşun anlatın dostlar….

 

 

Saygılarımla…

Cessur Demirali Gürsu" 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:
E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir