16 Kasım 2019 Cumartesi 02:30:29
» (5 - 6,25) + (9 -18) + (23 - 28) = -15,25 Ve de 12 KASIM 2019...

(5 - 6,25) + (9 -18) + (23 - 28) = -15,25 Ve de 12 KASIM 2019...

Ön Görü!
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
(5 - 6,25) + (9 -18) + (23 - 28) = -15,25 Ve de 12 KASIM 2019...
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Özel Haber - 13 Kasım 2019, Çarşamba 00:00:00
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

23-10-2019   

(5- 6,25) + (9- 18) + (23- 28) = -15,25 Ve de 12 KASIM 2019...

Saygın okurlarım,

Haber başlığındaki formül (5- 6,25) + (9- 18) + (23- 28) = -15,25.

Bu formül ne? Diye soracaksınız, teker teker açıklayayım o zaman.

120 saat bu 5 gün eder…

150 saat bu 6 gün 25 dakika eder…

Aradaki fark 1 gün 25 dakikadır… buda 29 Ekim ve 30 Ekim 00,25 dakikaya denk geliyor…

9 Ekim’de başlayan Barış Pınarı Harekâtı…

Batı savaş kolu liderinin isteği ve tehditleri yüzünden 18 Ekim’de sona eren Barış Pınarı Harekâtı...

9 Gün Barış Pınarı Harekâtı yapıldı…

22 Ekim günü Doğu savaş kolunun manifestosu gündeme geldi… Bu Manifestoya göre 23 de başlayarak 28 yine Harekât durdu…

Bu duruşun sonunda 29 Ekim Cumhuriyet bayramı vardı, hatırlarsanız bir 29 Ekim günün törenlerle teröristler sınırlarımızdan geçerek Suriye’ye geçmişlerdi… Daha sonra topraklarımızdan toprak kaybetmiştik… Ve de bunu o teröristlerin yardımı ile şimdiki yönetim yapmıştı ve bunu da bir başarı öyküsü olarak  evet, şimdiki yönetim halkımıza duyurmuştu… Sonradan amaçları doğrultusunda bu teröristlere terörist demeyen yönetim bunlar terörist demeye başladı… Aradan zam geçince ortalık kızışınca bunlar düşman oldu… Eskini dostu şimdi düşman olarak lanse edildi hiçbir anlaşma olamaz dendi… am şu anda anlaşma Batı ve doğu savaş kollarının tehdit ve şantajları yolu ile masaya oturacak Türkiye Yönetimi… Kısaca sahada yıllardır yut içinde ve sınır ötesinde başarı ile yapılan kazanılan savaşta yine masada diplomasi yolu ile Türkiye’nin kaybettiği bir savaş olarak tarih sayfalarına geçti…   Bu Manifestoya göre 23 de başlayarak 28 yine Harekât durdu demiştik… Aradaki fark 6…

Kısaca 9 gün sahada savaştık 11 günde masada kaybeden yine şimdiki Türkiye yönetimi oldu…

Şimdi tekrar formüle bir bakalım (5- 6,25) + (9- 18) + (23- 28) = -15,25.

Sonuç 15,25…

Bunu gün olarak ekler isek 12 KASIM 2019 Salı günün tarihine yaklaşık dek geliyor…

Bildiğiniz üzere eğer olursa TBMM’de partilerin grup toplantıları olacak oralarda o gün neler konuşulacak?

Bunu biliyoruz ama size şimdilik söyleyemeyiz bazı şeyler bilinir ama söylenemez…..

Bu etik bir kuraldır…

Dilerim 10 KASIM’DAN önce ve de sonra sevineceğiniz kötü bir sürpriz ile karşılaşmazsınız. Olmaz, olmaz demeyin burası Türkiye, her şey bir ada olabilir…

Bu sürprizi olumlu veya olumsuz yapmak ve geniş açı ile görmek sizlerin halkımızın elinde….

Sizler Beklediniz biraz daha sabredip bekleyin ve gelecek günleri bugünden görmeye çalışın neler olduğunu biraz farkına varın diyorum…

Bir kişinin bildiği sır iki kişinin bildiği medyadır…

Bu bir satranç oyunu dostlar,

Hedef saptırma yapılabilirler…

30-09-2018 tarihinde ”  İkinci perde de kapandı… “ uyarı mahiyetinde bir yazı yazmıştım…

Ve benim yazmadığım fakat sitemde bulunan bir yazı yüzünden 1 Ekim Salı günü mahkemenin önüne çıkmıştım…

Konu Erdoğan’a hakaret…

Ben kimsenin arkasında durmadım Hep önünde durdum…

Evet,

Ben şahsen kimsenin arkasına sığınmadım herkesin önünde durdum ve de bu seferde hâkimin önünde durdum gözlerine baktım, arkasında “Adalet Mülkün Temelidir” yazıyordu. Ama hâkimin arkasında olduğu için okuyamamış diye düşündüm.  Bunu yanında arkamı devamlı kontrol etmekten yorulduğumu da belirtmek isterim…

 Ben iyi fikirlerin ve düşüncelerin arkasında dururken kötü fikir ve düşünceleri yaymak ve karşı fikir ve düşünceleri belirtmeyi ve o fikir ve düşünceleri yenmeyi sevdiğim kadar silahsız olarak beni fikir ve düşünce yolu ile her kim olursa olsun yene bilirlerse saygı duymayı öğrenmiş bir kişiyim…

Beni sevmeyen kişiler ve gruplar ne yaptığımı bilmeden çoğu zaman suçladılar ve de bu suçu sanal ortamda benim üzerime atarak başarılı olduklarını zannettiler, iyi veya kötü fikirleri yayıyorum diye suçlamaları ardından ben ve benim gibi nice yazarlar ve gazeteciler Ülkemde ceza alıyorlar…

Beni gibi olalar ve ben susayım mı dersiniz?

Bu bizim yazar ve gazetecilerin kaderi olmalı mı? Diye hep kendime sordum ve soracağım sorgulamadan cevap bulunamaz…

Cevabı bulmak için ise bilimsel ve geçek kanıtlar gereklidir…

Sanal olarak kanıtlar toplanamaz ve şu veya bu şekilde sorgu sonucu ceza verilemez…

Bakın ufak bir örnek vereyim…

İki celselik Mahkeme….

Son mahkemeden bir önceki celsede mahkemede hâkime…

Savunmam kısaca şu idi ve buda he zamanki gibi söylediğim halde tutanaklara geçmedi, hakim bıyık altından güldü, ilk celsede karşı tarafın avukatı bayan idi:

Ben savunmamı okuttum. Kime mi; sanal ortamda beni suçladıklarına göre bende sal savunma yapayım dedim. Ve savunmamı hakime telefondan bilgisayara okutarak dinlettim?

Çünkü sanal bir suçlama geçek düzlemde oluyordu hakim anlar diye düşündüm ama anlamadı? Ve beni yagıladı…

[ ] Efendim, anladığım kadarıyla ilk ifadem anlaşılamamış.

[ ] Daha önce verdiğim ifademin arkasındayım.

[ ] Soyut olarak suçlandım.

[ ] somut deliller olmadan suçlama yapılmıştır.

[ ] Ben bu suçlamayı kabul etmiyorum. Bahsi geçen bu yazıyı veya yorumu ben yazmadım.

[ ] Bu söylediklerim lütfen kayıtlara harfi harfine geçmesini arzu ediyorum...

[ ] Şu anda mahkemeye saygımdan karşınızdayım.

[ ] evet,

[ ] Ancak, burada beni bir vatandaş olarak mı, yani başka bir vatandaşın hakkımda açtığı dava mı, yoksa bir gazeteci olarak mı, yani siyasi mi, yoksa bir yazar olarak mı bulunuyorum....

[ ] Zira , ifademi Buna göre yazılı olarak hazırlamak için ek süre talep ediyorum.

[ ] Size kendimi mağdur olarak göstermek istemem.

[ ] Ancak ben bir Türk vatandaşıyım.

[ ] bu ölçülerde kalarak avukat tutacak param olmadığı için ve de konuşma rahatsızlığım olduğu için sizden ek süre talep ediyorum.

[ ] Uygun görürseniz bu savunmamdan sonra verdiğim ek savunmamı inceleyip, bu savunmam çerçevesinde beni suçlu veya suçsuz olarak yargılayabileceğinizden eminim.

[ ] Saygılarımla arz ederim...

Diye okuttum, ( Bir rahatsızlık geçirdiğim için o zamda hızlı konuşamıyordum bazen kendi söylediğimi bile anlayamıyordum o nedenle birazda ondan bilgisayara okuttum. Rahatsızlığım olduğu için rapor falan almadım ve böyle ufak tefek işler benim canımı sıkar o nedenle bu mahkemeleri hiç umursamam çünkü önce kendimi bilirim suçlu olan kendin savunamaz, ve bu kadar anlamsız bir olgu için inanın rapora falan gerek yoktu. Neyse ben hakimin önüne çıktım zaten tanıdıkmış, daha önce bana Binali davasında yine buna benzer bir olayda ceza veren hakimmiş, azımla kuş tutsam da zaten ceza verecekti)

Sıra 1 Ekim 2019 tarihinde 2 celseye sıra geldi.

Burada bana 11 ay ceza verildi.

Buna göre eskiden 1 celsede ceza veren hakim aşama gösterdi, Binali davası için mahkeme açılmıştı. Yine  hakaret davası idi o zamanda bu karşımdaki hakim verdiğim bilgileri yazılı savunmamı okumadan beni suçlamıştı… O yüzünden ceza veren hâkim yine beni bu mahkemede yargıladı. “Ee burası Türkiye olur böyle şeyler” dedim.

Evet,

Yine beni dinlemeden talimat alarak ceza verdi ve şunu ekledi 3. olursa, unutma bir daha bu ceza ertelenemez, sen bu siteyi kapat dedi…

Bende “maalesef kapatamam bu halkın sitesi…” dedim…

“O zaman!” Dedi: “Sonuçlarına katlanırsın…” diyerek beni tehdit etti…

Kararı açıkladı sonuçta Karşı tarafın Avukat masraf 2725 bunu da hemen ver yoksa icraya verilirsin dedi...

Bende eğer bu ay sonu belli bir miktar maaşım olduğundan bankadan borç olarak bu parayı alıp ödeyeceğim… Çünkü bu işle uğraşacak ne boş zamanım nede geçekten avukata verecek  maddi gücüm var…

Ama bilen biliyor ya, bu parayı ona ve bu suçu bana atanlara helal etmiyorum…

Ben iyi veya kötü olsa bile fikirleri yaymaya devam edeceğim….

Eğer karşı fikirleri olursa onu da yayın ilkeleri doğrultusunda o kişinin yazılarını da yayınlarım, ama haberim olmadan böyle ve bezer suçlamalar olduğunda ülkem adına üzülüyorum…

Bu mahkemeden 9 gün sonra Barış Pınarı harekâtı başladı ve şerefsiz bir adam olan Trump, sevsem de sevmesem de namusu ve şerefi üzerine Türk ulusunun gözleri önünde yemin ederek en büyük mertebeye gelen ve bu ulusun vergileri ile yaşayan  bir adama başka bir devletten gelen aşağıdaki ki gibi…

Bu mektubu tasvip etme veya onaylama mümkün değil…

Ama işte bu bir devletten başka bir devlete yapılmış bir hakaret örneğidir…

Fakat yukarıda belirtiğim gibi namusu ve şerefi üzerine Türk ulusunun gözleri önünde yemin ederek en büyük mertebeye gelen milletin vergileri ile yaşayan o adama hiçbir karşı tepki vermedi…

Türk ulusuna şahsında yapılan hakarette her zaman herkese bağıran o adam sustu…

Ve o ülkeden gelen iki köpeği yanına oturtup poz verdi…

İşte benini yaralayan bu…

Türkiye’nin onurunu korumak dışarı da bu kadar zor ve içerde bu kadar basitmiş kantı olduğu halde konuşamayan adam kanıt olmadığı halde ülkesinde dava açabiliyor. Ve de bu davaların sonucu yazar ve gazeteciler dahil halkını cezalandırabiliyor… dedim ya burası Türkiye burada her şey olabilir ama dışarıya karşı suspus  olanlar ülkeyi yönetmeye çalışıyorlar…

 Evet,

Yapılmayan bir suçtan kamu davası açan savcılara soruyorum…

Türkiye’nin onurunu korumayan bu üst makamda oturan kişiye açılacak bir soruşturma yolu yok mu?….

Yoksa yapılmayan ispat edilmeyen sanal sulama ve ceza verdirmek siz cumhuriyet savcıları Türk milleti adına hizmeti veren siz Türk vatandaşlarını suçlamak daha kolayınıza mı geliyor?

Bunu sorgulayın lütfen! Bir vatandaş ve araştırmacı yazar olarak sizden bunu rica ediyorum…

Şimdi önce doğu savaş kolu lideri ile yapılan anlaşmayı hatırlayalı….

 ABD ve Türkiye’nin Suriye’ye yönelik anlaşmasının ardından ortak yazılı açıklama yayınlandı. Anlaşmanın ayrıntıları 13 maddede açıklandı. Bu 13 madde şöyle sıralanıyor:

1. Türkiye ve ABD, iki yakın NATO üyesi olarak bu ilişkilerini teyit eder. ABD, Türkiye’nin güney sınırına dair meşru güvenlik kaygılarını anlar.

2. Türkiye ve ABD, kuzeydoğu Suriye başta olmak üzere sahadaki gelişmelerin, ortak çıkarlar temelinde daha yakın eşgüdüm gerektirdiğini kabul eder.

3. Türkiye ve ABD “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” anlayışıyla, NATO topraklarını ve halklarını tüm tehditlere karşı koruma taahhütlerini muhafaza eder.

4. Her iki ülke, insan hayatı, insan hakları ile dini ve etnik toplulukların korunmasına yönelik taahhütlerini yineler.

5. Türkiye ve ABD, Suriye’nin kuzeydoğusunda DEAŞ’la mücadele faaliyetlerinin devamında kararlıdır. Bu, önceden DEAŞ kontrolünde olan alanlarda yaşayıp yerinden edilen şahıslar ile alıkoyma merkezleri hususlarında uygun şekilde gerçekleştirilecek eşgüdümü de içerir.

6. Türkiye ve ABD, terörle mücadele harekatlarının yalnızca terör unsurları ile bu unsurlara ait barınak, sığınak, mevzi, silah, araç ve gereci hedef alması gerektiği üzerine mutabık kalır.

7. Türk tarafı Türk kuvvetleri tarafından kontrol edilen güvenli bölgedeki tüm meskun mahal (güvenli bölge) sakinlerinin dirliği ve güvenliğini sağlayacağını taahhüt eder, sivillerin ve sivil altyapının zarar görmemesi için azami dikkati göstereceğini vurgular.

8. Her iki ülke Suriye’nin siyasi birliği ile toprak bütünlüğüne ve Suriye ihtilafını Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararına uygun şekilde sonlandırmayı hedefleyen, BM öncülüğündeki siyasi sürece olan bağlılıklarını yineler.

9. Her iki taraf Türkiye’nin, YPG ağır silahlarının toplanması ve YPG tahkimatları ile tüm muharip mevzilerinin kullanılmaz hale getirilmesi dahil, milli güvenlik kaygılarının giderilmesini teminen bir güvenli bölge kurulmasının devam eden önemi ve işlevselliğinde mutabık kalır.

10. Güvenli bölge, evvelemirde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kontrolünde olacak ve her iki taraf, güvenli bölgenin her veçhesiyle uygulanmasında eşgüdümü artıracaktır.

11. Türk tarafı Barış Pınarı Harekatı’na, güvenli bölgeden YPG’nin 120 saat içinde geri çekilmelerini teminen ara verecektir. Barış Pınarı Harekatı, bu geri çekilmenin tamamlanmasını müteakip durdurulacaktır.

12. Barış Pınarı Harekatı’na ara verildiğinde ABD, Blocking Property and Suspending Entry of Certain Persons Contributing to the Situation in Syria başlıklı 14 Ekim 2019 tarihli Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen yaptırımlara ilavelerini getirmeme ve Kongre nezdinde uygun şekilde çalışmalar ve istişareler yürüterek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda Suriye’de barış ve güvenliğin teminine dönük kaydedilen ilerlemenin altını çizmek hususunda mutabık kalır. Barış Pınarı Harekatı 11. paragraf uyarınca durdurulduğunda, yukarıda bahsi geçen Başkanlık Kararnamesi uyarınca hayata geçirilen mevcut yaptırımlar kaldırılacaktır.

13. Her iki taraf bu açıklamada kaydedilen tüm hedeflerin uygulanması için birlikte çalışma taahhüdünde bulunmaktadır.”

Türkiye-ABD ortak açıklamanın ingilizcesi… pic.twitter.com/UFuJOnAlWq

— yurdagül şimşek (@yurdagulsimsek) October 17, 2019

 

Heyetler arası görüşmede, Türk heyetinde  Fuat Oktay,  Mevlüt Çavuşoğlu,  Berat Albayrak,  Hulusi Akar ve Yaşar Güler hazır bulundu.

Batı savaş kolu lideir olan ABD heyetinde, Dışişleri Bakanı Pompeo, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert Charles O’Brien, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Satterfield yer aldı.

Donald Trump'ın Suriye'nin kuzeyinden çekilme kararına tepki olarak sunulan ve ABD Temsilciler Meclisi’nde geçen hafta oy çokluğuyla geçen karar tasarısı ABD Senatosu’na geldi.

‘BUNU DETAYLI BİR ŞEKİLDE KONUŞMALIYIZ’

Oylamayı ikinci kez engelleyen Cumhuriyetçi Senatör Paul, yaptığı açıklamada, "Demokratlar, genç kadın ve erkeklerimizi Suriye'deki iç savaşa göndermek istiyorsa bunu detaylı bir şekilde konuşmalıyız. Hadi bugün Senato'da anayasal bir müzakere yapalım" dedi.

Senato azınlık lideri Chuck Schumer, Paul'un sözlerine tepki göstererek Amerikan halkı ve Senato üyelerinin savaş ilanı konusunda Paul ile çok farklı bir anlayışa sahip olduğunu belirtti.

I just took to the floor to demand again that the Senate, Republicans & Democrats, pass the bipartisan resolution opposing President Trump’s actions in Syria

Because when Republican Senators protest what the president has done, he sometimes acts

But Senator @RandPaul objected pic.twitter.com/xYaIK2WKnL

— Chuck Schumer (@SenSchumer) October 22, 2019

‘ABD, BİR KÜRT DEVLETİ KURMAK İSTİYORSA KESİNLİKLE BU KONUYU TARTIŞMAK ZORUNDAYIZ’

Schumer'e cevap veren Paul ise "ABD, orada bir Kürt devleti kurmak istiyorsa kesinlikle bu konuyu tartışmak zorundayız. Bölge tam anlamıyla kaos ve oradan defolup gitmenin zamanı geldi" ifadelerini kullandı.

ICYMI Today I spoke on the floor about the need for a new AUMF, Syria, and against adding North Macedonia to NATO. Watch here: https://t.co/ueKerUbKXPpic.twitter.com/jggpoOOO2o

— Senator Rand Paul (@RandPaul) October 22, 2019

Paul, ilk karar tasarısını da "bölgedeki sorunlara çözüm bulmadığı" gerekçesiyle engellemişti.

Senato kurallarına göre, her senatör genel kurula karar tasarısı sunabiliyor ancak tasarının oylama faslına geçebilmesi için tüm senatörlerin tasarıyı imzalaması gerekiyor. Bu sebeple tek bir senatör, sunulan tasarıyı engelleyebiliyor.

Söz konusu karar tasarısında, Trump'ın Suriye'den çekilme kararı eleştiriliyor ayrıca Türkiye'ye Suriye'nin kuzeydoğusundaki yaptığı operasyonu durdurma çağrısı yapılıyordu.

 

 

Şimdi de Doğu savaş kolu lideri ile yapılan mutabakatı bir inceleyin….

Vladimir Putin ile Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin kuzeyindeki durumun görüşüldüğü toplantı sonrası kameralar karşısına geçti ve ortak basın açıklamasında bulundu.

İki İnsan evladı yaklaşık 7 saat süren görüşmesinin ardından ilk sözü Putin aldı. Görüşmeye ilişkin olarak "Çok uluslu Suriye halkının parçası olan Kürtlerin hakları ancak böyle savunulabilir. Suriye'de siyasi sürecin ilerlemesi için atacağımız adımları konuştuk" diyen Putin, şöyle devam etti:

'BU KARAR BİR DÖNÜM NİTELİĞİNE SAHİP'

"Suriyeli göçmenlerin olabildiğince hızlı bir şekilde ülkelerine dönmeleri gerekiyor. Suriyelileri kabul eden ülkelerin taşıdıkları yük böylece bir hayli hafifleyecektir. Herhangi bir ayrımcılık ve siyasallaştırma ileriye sürmeden diğer ülkeler destek sağlamalı. İkili iş birliğimizi de ele almış bulunuyoruz. Ticaret hacmimizin arttığını gözlemliyoruz. Askeri-teknik alanda da iş birliği de gelişiyor. Şu konuda memnuniyetimi dile getirmek istiyorum, uzun bir çalışmadan sonra belli bir karar alındı, dışişleri bakanlarımız bu kararları anlatacaklar. Bu karar bir dönüm niteliğine sahip."

'TEL FIRAT VE MÜNBİÇ'TEKİ TÜM YPG'Lİ TERÖRİSTLER BU BÖLGENİN DIŞINA ÇIKARILACAK'

Putin'in ardından sözü, Recep Tayyip Erdoğan aldı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Suriye Milli Ordusu (SMO) ile birlikte düzenlediği Barış Pınarı Harekatı hakkında bilgi veren Erdoğan, "Harekatın ana gayesi bölgeden PKK/YPG terör örgütünü çıkarıp Suriyeli sığınmacıların dönüşünü sağlamaktır. Bizim hiçbir zaman ülkenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur" dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Harekatla güvenli hale getirebileceğimiz alana öncelikli 1 milyon Suriyelinin yerleşeceğini umuyoruz. İnşallah uluslararası toplumun katkı ve desteğiyle bu planı hayata geçireceğiz. Bugün Sayın Putin'le terörle mücadele, Suriye'de toprak bütünlüğü konusunda tarihi bir mutabakata imza attık. Türkiye ve Rusya Suriye Topraklarında ayrılıkçı hiçbir oluşuma izin vermeyecektir. 150 saat içinde YPG unsurları ve silahları sınır dışına çıkarılacaktır. 150 saatin sonunda Barış Pınarı Harekatı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinliğinde Türk Rus devriyeleri başlayacaktır. Tel Fırat ve Münbiç'teki tüm YPG'li teröristler bu bölgenin dışına çıkarılacaktır."

İki liderin ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu mutabık kalınan 10 maddeyi açıkladı.

Vladimir Putin ile Recep Tayyip Erdoğan'ın yaklaşık yedi saat süren görüşmesinin ardından imzaladığı mutabakatın tarihi önemde olduğu vurgulandı.

İki ülkenin Suriye politikası ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Suriye Milli Ordusu (SMO) ile birlikte düzenlediği Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin önemli maddeler içeren mutabakatın tam metni şöyle:

  • Her iki taraf Suriye’nin siyasi birliği ve toprak bütünlüğünün muhafazasına ve Türkiye’nin milli güvenliğinin korunmasına olan bağlılıklarını teyit ederler.
  • Terörizmin tüm şekil ve tezahürleriyle mücadele etme ve Suriye topraklarındaki ayrılıkçı gündemleri boşa çıkarma yönündeki kararlılıklarını vurgularlar.
  • Bu çerçevede, Tel Abyad ve Ras Al Ayn’ı içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecektir.
  • Her iki taraf Adana Anlaşması’nın önemini teyit eder. Rusya Federasyonu mevcut koşullarda Adana Anlaşması’nın uygulanmasını kolaylaştıracaktır.
  • 23 Ekim 2019, öğlen saat 12.00’den itibaren, Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir. Bu işlem 150 saat içinde tamamlanacaktır. Aynı saat itibarıyla, mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır.
  • Münbiç ve Tel Rıfat’tan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.
  • Her iki taraf terörist unsurların sızmalarının önlenmesinin temini için gerekli tedbirleri alacaktır.
  • Mültecilerin güvenli ve gönüllü şekilde geri dönüşlerini kolaylaştırmak maksadıyla ortak çalışma yapılacaktır.
  • Bu muhtıranın uygulanmasını gözetmek ve koordine etmek amacıyla müşterek bir denetim ve doğrulama mekanizması ihdas edilecektir.
  • Taraflar Astana Mekanizması çerçevesinde Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve Anayasa Komitesi’nin faaliyetlerini destekleyecektir.  

ALTUN: ERDOĞAN'IN GÜÇLÜ LİDERLİĞİ SAYESİNDE TARİHİ BİR DİPLOMATİK BAŞARI ELDE EDİLDİ

İletişim Başkanı Fahrettin Altun da, iki liderin ortak basın açıklamasından sonra kişisel Twitter hesabında bir paylaşımda bulundu ve "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği sayesinde tarihi bir diplomatik başarı elde edilmiştir. Terörle mücadelemiz, dost ve müttefik ülkelerin işbirliğiyle sürdürülerek neticelendirilecektir. Bölücü Terör Örgütü’nün devletçik projesi tarih olmuştur" dedi.

Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın güçlü liderliği sayesinde tarihi bir diplomatik başarı elde edilmiştir.

Terörle mücadelemiz, dost ve müttefik ülkelerin işbirliğiyle sürdürülerek neticelendirilecektir.

Bölücü Terör Örgütü’nün devletçik projesi tarih olmuştur.

— Fahrettin Altun (@fahrettinaltun) October 22, 2019

Çavuşoğlu ve Lavrov, mutabık kalınan maddeleri açıkladı

Liderlerin sözlerinin ardından Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu, iki ülke arasında mutabık kalınan maddeleri açıkladı. Mutabakatta şu maddeler öne çıktı:

  • 23 Ekim 2019, öğlen saat 12.00’den itibaren, Rus askeri polisi ve Suriye sınır muhafızları, Barış Pınarı Harekat alanının dışında kalan Türkiye-Suriye sınırının Suriye tarafına, YPG unsurları ve silahlarının Türkiye-Suriye sınırından itibaren 30 km’nin dışına çıkarılmasını temin etmek üzere girecektir. Bu işlem 150 saat içinde tamamlanacaktır. Aynı saat itibarıyla, mevcut Barış Pınarı Harekat alanı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 km derinlikte Kamışlı şehri hariç Türk-Rus ortak devriyeleri başlayacaktır."
  • Münbiç ve Tel Rıfat’tan bütün YPG unsurları silahlarıyla birlikte çıkarılacaktır.

Erdoğan: Türk ve Rus devriyeleri başlayacak

Putin'in ardından sözü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aldı. Erdoğan görüşmenin odağında Suriye'deki gelişmelerin bulunduğunu söyledi ancak bunun yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini de ele aldıklarını kaydetti.

Erdoğan, Akkuyu Nükleer Güç Santrali ve TürkAkım projelerinde iş birliğinin sürdüğünü kaydetti ve S-400'ün belirlenen çerçeveler içerisinde teslimatının sürdüğünü ifade etti. 

Savunma sanayi alanında çok ciddi adımlar attıklarını belirten Erdoğan, "Suriye'de barışın ve istikrarın tesisi için gerek ikili düzeyde gerek Astana formatı kapsamında çok ciddi çaba harcıyoruz. Suriye Muhtırası dahil pek çok önemli karara imza attık" hatırlatmasında bulundu.

Türkiye-Rusya Federasyonu Arasında Mutabakat Muhtırası https://t.co/j1ch2Or2F4 pic.twitter.com/5vwsOvDJ24

— ANADOLU AJANSI (@anadoluajansi) October 22, 2019

"İdlib'de nisbi bir sükunetin tesis edildiğini, saldırılarda bir azalma yaşandığını görmek memnuniyet vericidir" diyen Erdoğan, "Bundan sonraki gayemiz istikrar ortamını kalıcı hale getirmektir" diye konuştu.

"Bugün Sayın Başkan'la görüşmemizde Barış Pınarı Harekatı'ndaki son gelişmeleri ele aldık" bilgisini veren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Harekatın ana gayesi bölgeden PKK/YPG terör örgütünü çıkarıp Suriyeli sığınmacıların dönüşünü sağlamaktır. Bizim hiçbir zaman ülkenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur. Şimdiye kadar sahada attığımız tüm adımları hassasiyetle attık. Biz 350 bini Kürt, 3 milyon 650 bin Suriyeli kardeşine son 8 buçuk yıldır kucak açan bir ülkeyiz. Artık bu kardeşlerimizin vatan hasretini dindirecek adımları atmamız gerekiyor. Bir diğer hedef işte bunu temin etmektir. Harekatla güvenli hale getirebileceğimiz alana öncelikli 1 milyon Suriyelinin yerleşeceğini umuyoruz. İnşallah uluslararası toplumun katkı ve desteğiyle bu planı hayata geçireceğiz. Bugün Sayın Putin'le terörle mücadele, Suriye'de toprak bütünlüğü konusunda tarihi bir mutabakata imza attık. Türkiye ve Rusya Suriye topraklarında ayrılıkçı hiçbir oluşuma izin vermeyecektir. 150 saat içinde YPG unsurları ve  silahları sınır dışına çıkarılacak. 150 saatin sonunda Barış Pınarı Harekatı sınırlarının batısı ve doğusunda 10 kilometre derinliğinde Türk Rus devriyeleri başlayacaktır. Tel Fırat ve Münbiç'teki tüm YPG'li teröristler bu bölgenin dışına çıkarılacaktır. Muhtıranın gözetimi için ortak bir mekanizma kurulacaktır. Türkiye ve Rusya Suriye krizinin siyasi çözüme kavuşması için çabalarını sürderecektir. "

Putin: Bu karar bir dönüm niteliğine sahip

6.5 saat süren görüşmenin ardından iki lider kameralar karşısına geçti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bölgedeki anlaşmazlıkların suni bir şekilde körüklendiğini söyledi. 

"Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtler ve Suriye arasında kapsayıcı bir diyalog başlatılması gerekiyor" diyen Putin, Anayasa Komitesi'nin 29 Ekim'de ilk toplantısını yapacağını kaydetti. Türkiye'nin güvenlik endişelerini anladığını belirten Putin ayrıca, uluslararası toplumun göçmenlerin dönüşünü desteklemesi gerektiğini söyledi.

#Putin and #Erdogan hold joint press conference in #Sochi

WATCH LIVE: https://t.co/bEScpxDSBm pic.twitter.com/cHHyKA600v

— Ruptly (@Ruptly) October 22, 2019

Putin şunları kaydetti:

"Çok uluslu Suriye halkının parçası olan Kürtlerin hakları ancak böyle savunulabilir. Sayın cumhurbaşkanı ile Suriye'de siyasi sürecin ilerlemesi için atacağımız adımları konuştuk. Astana garantör ülkeleri anayasa komitesinin kurulması için uzun süre çalıştılar, sahadaki durumun komitenin kurulmasını engellememesi takdirindeyiz. Suriyeli göçmenlerin olabildiğince hızlı bir şekilde ülkelerine dönmeleri gerekiyor. Suriyelileri kabul eden ülkelerin taşıdıkları yük böylece bir hayli hafifleyecektir. Herhangi bir ayrımcılık ve siyasallaştırma ileriye sürmeden diğer ülkeler destek sağlamalı. İkili iş birliğimizi de ele almış bulunuyoruz. Ticaret hacmimizin arttığını gözlemliyoruz. Sadece karşılıklı ticarette Ruble ve Türk Lirası'nın daha aktif kullanılmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda Rus Mir kartlarının Türkiye'de kabulünün genişletilmesi, ayrıca Türk bankalarının ve şirketlerinin Rusya Merkez Bankası'nın finansal transfer sistemine bağlanması konusunda da önemli bir belge konusunu görüştük. Askeri teknik alanda iş birliği de gelişiyor. Şu konuda memnuniyetimi dile getirmek istiyorum, uzun bir çalışmadan sonra belli bir karar alındı. Bu karar bir dönüm niteliğine sahip."

‘SURİYE DIŞ GÜÇLERİN ASKERİ VARLIĞINDAN ARINDIRILMALI, ÜLKENİN BÜTÜNLÜĞÜ KORUNMALI, TÜRKİYE BU YAKLAŞIMI PAYLAŞIYOR’

Rusya lideri Putin, Suriye’nin dış güçlerin yasalara aykırı olan askeri varlığından arındırılması gerektiğini belirtti.

“Suriye’nin dış güçlerin yasalara aykırı olan askeri varlığından arındırılması gerekiyor” diyen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’de sağlam ve uzun süreli istikrarın sağlanması, bizce sadece bu ülkenin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasıyla mümkün. Bu ilkesel bir duruş ve bunu Türkiye Cumhurbaşkanı ile ayrıntılı bir şekilde ele aldık. Türk partnerlerimizin bu yaklaşımı paylaşmaları önemli.” 

Şentop, Recep Tayip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’deki görüşmeleri sonucunda ortaya çıkan 10 maddelik mutabakat metnini, Avrupa ülkeleri ve Arap Birliği’nin yaklaşımlarını Al Jazeera’ye verdiği canlı yayın röportajda değerlendirdi.

Şentop, Soçi mutabakatıyla ilgili soruyu şöyle yanıtladı:

"ABD’nin yetkilileriyle mutabık kalınan bir metin vardı. O metin içinde bu süreyle ilgili de bir kesin belirli şey tayin edilmişti. Biz Türkiye olarak sadece terör örgütüne karşı bir askeri harekat başlatılmıştı. Terör örgütüyle ilgili bir müzakere veya ifade edildiği gibi bir ateşkes söz konusu değil. Türkiye’nin yaptığı müzakereler neticesinde askeri harekatla ulaşacağı sonucu başka yollarla bir durma. Ara verme idi. Bu süre kesin bir süreydi. Bu süre, üzerinde müzakere edilen ve hedeflenen işlerin yapılabileceği bir süreydi. Bu süre kesin bir süre. Bu sürede mutabakatta ortaya konan hedefler gerçekleşmezse o zaman harekat kaldığı yerden devam edecek. Uzatılması söz konusu değil.

'TÜRKİYE HEDEFLERİNE ULAŞMIŞ DURUMDADIR'

Canlı yayında açıklama yaptı O adamı kastederek, Sayın Putin. Mutabakat Dışişleri bakanlarınca açıklandı. Türkiye’nin terör örgütüyle ilgili askeri harekat yapmış olduğu bölge belli bir bölge. Daha çok ABD’nin askerleri vardı. Bunun dışındaki bölgelerde de -orası da dahil- ABD, askerlerini çekmeye karar vermişti. Bunun üzerine terör örgütü Suriye rejimiyle anlaşma yolları arıyordu bu arada. Tabii ki bölgede bulunan bir güç olarak Rusya vardı. Dolayısıyla ABD askerlerinin çekilmesiyle beraber o bölgede oluşan boşluğu Suriye rejimiyle Rusya’nın kontrolünde bir bölgenin oluşması söz konusuydu. Bu noktada Sayın Cumhurbaşkanımız, Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşme yaptı. Açıklanan bir mutabakat metni var. Bu metinde Türkiye’nin uzun zamandır, belki bir yıldan uzun zamandır, -belki daha geriye götürebiliriz- ifade ettiği terörden arındırılmış bir bölge, barış koridoru dediğimiz bir bölge, Türkiye-Suriye sınırlarının Suriye tarafında terör örgütlerinin bulunmadığı, barınmadığı bir bölge oluşturulması yönündeki Türkiye’nin iradesini teyit eden bir metin bu da. Burada Türkiye’nin haklılığı önce ABD’yle yapılan görüşmelerdeki mutabakatla, şimdi de Sayın Putin’le Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı mutabakatla Türkiye’nin haklılığı burada tescil edilmiş oldu. Ve Türkiye’nin arzu ettiği, bölgede bir askeri harekat yapmak değildi. Esas hedef burada terör örgütünden arındırılmış bir bölgenin oluşturulmasıydı. Bununla ilgili daha önce her türlü yöntemler denendi. Samimiyetle ve sabırla denendi ve bunlardan netice alınamayınca başka seçenek kalmadığı için Barış Pınarı Harekatı’nı başlatmak zorunda kaldı. Ama bu harekatın ardından gerek harekat bölgesinden, gerekse harekat bölgesinin dışında kalan alanlarda Soçi’deki mutabakatta ta ortaya çıkan şey, Türkiye’nin arzu ettiği belli bir derinlikte, terörden, terör örgütlerinden arındırılmış bir bölge oluşturulması konusunda Türkiye’nin haklılığı, güvenlikle ilgili kaygıları ve arzu ettiği hedefler kabul edilmiş oldu. Önce ABD şimdi de Rusya tarafından. Türkiye bu anlamda, terör örgütleriyle ilgili hedeflerine, onların tasfiyesiyle ilgili hedefe ulaşmış durumdadır."

'AHLAKSIZCA İFTİRA'

 

Şentop, "Suriyeli mültecilerin Türkiye tarafından güvensiz bir bölgeye gönderileceği” yönündeki iddialara ilişkin soru üzerine de, “Bu tamamen ahlaksızca bir iftiradan ibarettir. Türkiye’de yıllardır 3.6 milyon mülteciden bahsediyoruz. Bugün Avrupa ülkelerinin 5-10 mülteciyi kabul ederken pazarlık yaptığı bir ortamda Türkiye’de 3.6 milyon. Arap ülkelerinin bir kısmının nüfusu kadar, bir kısmının nüfusundan fazla. Avrupa’da bazı ülkelerin nüfusu kadar, ona yakın bir sayıdan bahsediyoruz. Bu kadar insanın yıllarca Türkiye’de yıllardır misafir edildiğini, kendi vatandaşlarımız gibi Türkiye’de yaşadığını bilmeleri, görmeleri lazım. Bilmeyenler varsa Türkiye’ye gelebilirler, şehirlerimizde, onların misafir edildiği yerlerde, veya kendi imkanlarıyla kaldıkları yerlerde ziyaret edebilirler. Yıllarca bunu yapan Türkiye bu yükü taşıyan Türkiye, hiç kimsenin de yardımı olmaksızın yapan Türkiye’nin bugün bunları güvensiz bölgelere götüreceğine dair bir iddia, dediğim gibi tamamen ahlaksızca bir iftiradan ibarettir” dedi.

Şentop, Türkiye’nin mültecilerin gönüllü olarak yerleşebilecekleri bir ortamı tesis etmeye çalıştığını söyledi.

'AVRUPA ÜLKELERİNİN TAMAMI DEVRE DIŞI, BUNLAR HARİÇTEN GAZEL OKUYORLAR'

 

Şentop, Avrupa ülkelerinin Türkiye’ye yönelik eleştirileriyle ilgili soruyu da yanıtladı. “Avrupa ülkeleri tamamen devre dışı. Bunlar hariçten gazel okuyorlar” diyen Şentop, şöyle devam etti:

"Bu bölgede terör örgütüyle mücadele eden Türkiye’dir. Bunlardan biri PKK/PYD’dir, biri DAEŞ’tır. DAEŞ’tan en çok zarar gören ülke de Türkiye’dir. En çok zarar gören de, ama bununla mücadele eden de Türkiye. Türkiye bu mücadeleyi sürdürürken bu bölgede etkili olan güçlerle karşı karşıya geliyor, onlarla müzakere ediyor. ABD Fırat’ın doğusunda etkiliydi, şimdi de Rusya’nın etkisi söz konusu olan alanlarda Rusya’yla görüşülüyor. Avrupa ülkeleri kendi kendilerine aralarında toplanıp fıkralar anlatıyorlar herhalde birbirlerine çünkü bir etkisi yok bu konuşmalarının. Almanya’nın bölgeyle ilgili nasıl bir gücü, tasarrufu var, neye karar verecek. Onlar alışmışlar bugüne kadar. Kendileri oyun kuruyorlar, kendi uyguluyorlar, ama artık Avrupa ülkelerinin bu konuda bir gücü yok. Türkiye bu konuda gizli saklı bir iş yapmadı. Yıllardır başta O adamı kastederek o adam olmak üzere bütün hükümet yetkililerimiz bütün dünyaya olanı biteni ve ne yapmak istediğimizi çok net şekilde açıkladı."

'ARAP BİRLİĞİ KUSURA BAKMASIN'

Şentop, Barış Pınarı Harekatı’nı başlattığında Arap Birliği’nin Türkiye’yi kınamasıyla ilgili soru üzerine de şunları söyledi:

"Suriye, Arap Birliği'nin şu anda aktif üyesi mi? Değil, Suriye’nin üyeliğini askıya almışlardı benim hatırladığım Arap Birliği üyeleri. Suriye’yi çok fazla düşünüyorlarsa aktif üyeliğe dönüştürmelerini bekleriz Suriye ile ilgili samimiyetle hareket ediyorlarsa. Biz, Arap ülkelerinde yaşayan milletlerin, halkların Türkiye konusundaki tavrını, Türkiye’yi anladıkları yönünde değerlendiriyoruz. Türkiye karşısında tavır alan ülkeler, varlıklarını kendi halklarının iradesine borçlu olmayan, bazı başka ülkelerin gücüyle varlıklarını sürdüren ülkeler. Kimse kusura bakmasın.  Bağımsız, sadece kendi iradesiyle karar alan, kendi halkının menfaatini düşünerek karar alan kaç siyasi iktidar var Arap ülkelerinde. Özellikle darbeciler için söylüyorum. Mısır’daki darbeci yönetim, kendi varlığını halkına mı borçlu, yoksa kendisini ‘nerede benim diktatörüm’ diye çağıran ABD Başkanına mı borçlu, Avrupa’nın desteğine mi borçlu? Kimse kusura bakmasın. Biz Arap ülkeleriyle, Arap kardeşlerimizle dostluğumuzu saygımızı ilişkimizi sürdürmek istiyoruz. Türkiye ilkelerinden hiçbir zaman taviz vermedi, ama kulağını sağa sola kabartarak bazı batı ülkelerinden gelecek talimatlarla toplanan, karar alanların Türkiye konusundaki tavrını bizim ciddiye almamızı da kimse beklemesin."

 

Şimdi susalım mı dostlar,

Kim kazandı!

Ham haberi veren doğu savaş kolu liderliğinde yayın yapan kurum haberin sonunda “Yazıda ifade edilen görüş ve düşünceler, Sputnik'in görüşlerini yansıtmayabilir.” Demekle nasıl bir satranç oyunu içinde olduğumuz ve piyonların kim olduğu biraz açıklamıyor mu?…

Saygılar…

Cessur Demirali Gürsu


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir