18 Haziran 2018 Pazartesi 16:35:41
» Arzu KÖK: Nasıl Oldu?...

Arzu KÖK: Nasıl Oldu?...

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Arzu KÖK: Nasıl Oldu?...
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 20 Şubat 2018, Salı 12:52:57
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

“İlk defa 1924 yılında İzmir’i, İstanbul’u ziyaret ettim. Harp, Osmanlı İmparatorluğu’nu alabildiğine hırpalamıştı. Ama köylüleri, şehirlileri yakından görünce, ne gözü pek insanlar olduklarını kavramış, er geç bu yıkıntıyı ortadan kaldırıp yeni bir düzen kuracaklarına inanmıştım. Ya bu düzen nasıl bir düzen olacaktı?


Zihinleri kurcalayan işte bu soruydu.

Cumhuriyet ilan olunmuş, Atatürk ile arkadaşları işe iyice sarılmışlardı, ama bu coşkunluğun ne gibi sonuçlar vereceğini o zamandan kestirmek kolay değildi.


1954′te Türkiye’yi yeniden gördüm.


Bu kısa inceleme gezisi sırasında hayranlık, hatta minnet duyduğumu söylemeliyim. Minnet duygusu diyorum, çünkü yeni Türkiye, sadece harplerin, ihtilallerin sarsıntısı değil, aynı zamanda bütün uygar ulusları susadurduran genel buhranın yumruğu altında çile doldurmakta olan dünyamızda güvenebileceğimiz muvazene unsurlarından biri haline gelmeyi bilmiştir.”

 

Yukarıda alıntıladığım sözler Georges Duhamel (1884-1966)’e ait. Fransız Hükümeti adına “yerinde inceleme yapmak üzere” Türkiye’ye gelir. Görevi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin o günkü durumunu inceleyip elde ettiği bilgiler konusunda Fransa kamuoyunu aydınlatmaktır. Aynı zamanda bir tıp doktoru olan Duhamel, sayısız yapıtlar vermiş büyük bir inceleyici-yazardır. Bu seçkin niteliğinden dolayı Fransız Akademisi üyeliğine seçilmiştir. “Çağının tanığı” olarak da ün yapmıştır.

 

Türkiye izlenimlerini LA TURQUIE NOVELLE/ Puissance d’occcident (YENİ TÜRKİYE/ Batılı bir güç) adlı kitapta toplamıştır. Buradan alıntılar yapmaya devam edeceğim biraz daha. Zira bu alıntılar sonrasında birkaç soru yöneltmek istiyorum okurlarıma.

 

“ … Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntısı üzerinde yeni bir ulus yükselmiştir; bu ulusun öyle alabildiğine olmamakla birlikte kendine yetecek kadar toprağı vardır, bu ulus sağlamdır, gözü pektir. Yabana atılmayacak tabiat zenginliklerine sahiptir, bunlardan yararlanmasını bilir, gözü komşu ülkelerin toprağında değildir, ancak bilgiyle, emekle kalkınabileceğine inanır, yedisinden yetmişine kadar bu inancın ateşiyle yaşamaktadır…

 

Kendisine haklı olarak Atatürk, yani Türklerin atası denilen Mustafa Kemal, beslediği umutları, giriştiği işleri bir yaygara konusu yapmaksızın çalışmıştır. Bunun içindir ki söz konusu bu göz kamaştırıcı eserin büyüklüğü tam olarak bilinmemektedir…

 

Türkler arasında dinsel sorunlar bir ikicilik yaratıcısı olmaktan çıkmıştır… Kadınların yaşamında temelli bir değişme, güçlü bir ordu, okullar, fakülteler; tarımda, sanayide ilerleme ve Anadolu’nun göbeğinde yoktan var edilen bir başkent, Ankara…   

 

Halkın sağlık durumu iyi. Türkiye’de bakıcılardan, üfürükçülerden çok doktora itibar var. Şarlatanların, alaylı hekimlerin ortalığı nasıl haraca kestiğini görmek için bugün Fransa’da olmak gerekir. Atatürk’ün yolunda aksaksız olarak yürüdükçe, bu koca ülkenin yemyeşil, tepeden tırnağa verimli kılınması içten bile değil…”

 

Evet bu alıntılar neler anlattı size? Türkiye’nin ve Türk insanın kısa zamanda geldiği o muhteşem değişimi çok da güzel anlatmış değil mi?  Şimdi dönüp kime sormak gerekiyor; Duhamel’in görüp anlattıklarından sonra bu ülke nasıl bu hale geldi/getirildi?

 

Diz boyu yoksulluk, can güvenliği sorunu, kapkaç, tecavüz, kadın cinayetleri, işsizlik, gasp, hortumculuk, rüşvet, yolsuzluk, insani değerlerde yozlaşma, sağlık problemi,  eğitim niteliğindeki düşüş, dinin ikicilik yaratmaya başlaması, medyumlar, falcılar, üfürükçüler, komşu ülkelerle yaşanılan sorunlar, ölen adalet…

 

Tüm bunlar ülkemize nerden, nasıl geldi getirildi? Artık bu ülkenin aydınlarının öncelikle bunun analizini yapmaları ve çözüm yollarını üretmeleri gerekir. Ki çözüm yolu aslında çok basittir: Atatürk ilke ve inkılaplarını yol haritası yapmak… Ne duruyorsunuz?...

 

“İlk defa 1924 yılında İzmir’i, İstanbul’u ziyaret ettim. Harp, Osmanlı İmparatorluğu’nu alabildiğine hırpalamıştı. Ama köylüleri, şehirlileri yakından görünce, ne gözü pek insanlar olduklarını kavramış, er geç bu yıkıntıyı ortadan kaldırıp yeni bir düzen kuracaklarına inanmıştım. Ya bu düzen nasıl bir düzen olacaktı?


Zihinleri kurcalayan işte bu soruydu.

Cumhuriyet ilan olunmuş, Atatürk ile arkadaşları işe iyice sarılmışlardı, ama bu coşkunluğun ne gibi sonuçlar vereceğini o zamandan kestirmek kolay değildi.


1954′te Türkiye’yi yeniden gördüm.


Bu kısa inceleme gezisi sırasında hayranlık, hatta minnet duyduğumu söylemeliyim. Minnet duygusu diyorum, çünkü yeni Türkiye, sadece harplerin, ihtilallerin sarsıntısı değil, aynı zamanda bütün uygar ulusları susadurduran genel buhranın yumruğu altında çile doldurmakta olan dünyamızda güvenebileceğimiz muvazene unsurlarından biri haline gelmeyi bilmiştir.”

 

Yukarıda alıntıladığım sözler Georges Duhamel (1884-1966)’e ait. Fransız Hükümeti adına “yerinde inceleme yapmak üzere” Türkiye’ye gelir. Görevi, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin o günkü durumunu inceleyip elde ettiği bilgiler konusunda Fransa kamuoyunu aydınlatmaktır. Aynı zamanda bir tıp doktoru olan Duhamel, sayısız yapıtlar vermiş büyük bir inceleyici-yazardır. Bu seçkin niteliğinden dolayı Fransız Akademisi üyeliğine seçilmiştir. “Çağının tanığı” olarak da ün yapmıştır.

 

Türkiye izlenimlerini LA TURQUIE NOVELLE/ Puissance d’occcident (YENİ TÜRKİYE/ Batılı bir güç) adlı kitapta toplamıştır. Buradan alıntılar yapmaya devam edeceğim biraz daha. Zira bu alıntılar sonrasında birkaç soru yöneltmek istiyorum okurlarıma.

 

“ … Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkıntısı üzerinde yeni bir ulus yükselmiştir; bu ulusun öyle alabildiğine olmamakla birlikte kendine yetecek kadar toprağı vardır, bu ulus sağlamdır, gözü pektir. Yabana atılmayacak tabiat zenginliklerine sahiptir, bunlardan yararlanmasını bilir, gözü komşu ülkelerin toprağında değildir, ancak bilgiyle, emekle kalkınabileceğine inanır, yedisinden yetmişine kadar bu inancın ateşiyle yaşamaktadır…

 

Kendisine haklı olarak Atatürk, yani Türklerin atası denilen Mustafa Kemal, beslediği umutları, giriştiği işleri bir yaygara konusu yapmaksızın çalışmıştır. Bunun içindir ki söz konusu bu göz kamaştırıcı eserin büyüklüğü tam olarak bilinmemektedir…

 

Türkler arasında dinsel sorunlar bir ikicilik yaratıcısı olmaktan çıkmıştır… Kadınların yaşamında temelli bir değişme, güçlü bir ordu, okullar, fakülteler; tarımda, sanayide ilerleme ve Anadolu’nun göbeğinde yoktan var edilen bir başkent, Ankara…   

 

Halkın sağlık durumu iyi. Türkiye’de bakıcılardan, üfürükçülerden çok doktora itibar var. Şarlatanların, alaylı hekimlerin ortalığı nasıl haraca kestiğini görmek için bugün Fransa’da olmak gerekir. Atatürk’ün yolunda aksaksız olarak yürüdükçe, bu koca ülkenin yemyeşil, tepeden tırnağa verimli kılınması içten bile değil…”

 

Evet bu alıntılar neler anlattı size? Türkiye’nin ve Türk insanın kısa zamanda geldiği o muhteşem değişimi çok da güzel anlatmış değil mi?  Şimdi dönüp kime sormak gerekiyor; Duhamel’in görüp anlattıklarından sonra bu ülke nasıl bu hale geldi/getirildi?

 

Diz boyu yoksulluk, can güvenliği sorunu, kapkaç, tecavüz, kadın cinayetleri, işsizlik, gasp, hortumculuk, rüşvet, yolsuzluk, insani değerlerde yozlaşma, sağlık problemi,  eğitim niteliğindeki düşüş, dinin ikicilik yaratmaya başlaması, medyumlar, falcılar, üfürükçüler, komşu ülkelerle yaşanılan sorunlar, ölen adalet…

 

Tüm bunlar ülkemize nerden, nasıl geldi getirildi? Artık bu ülkenin aydınlarının öncelikle bunun analizini yapmaları ve çözüm yollarını üretmeleri gerekir. Ki çözüm yolu aslında çok basittir: Atatürk ilke ve inkılaplarını yol haritası yapmak… Ne duruyorsunuz?...

 

Arzu KÖK


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir