25 Kasım 2017 Cumartesi 12:40:25
» Erdal Akalın: Sanatsever Aydın İnsan Olmaya Çabalamanın Dayanılmaz Hafifliği!..

Erdal Akalın: Sanatsever Aydın İnsan Olmaya Çabalamanın Dayanılmaz Hafifliği!..

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Erdal Akalın: Sanatsever Aydın İnsan Olmaya Çabalamanın Dayanılmaz Hafifliği!..
http://halkgonulluleri.com/halk-tv-seti.asp
Kültür-Sanat - 29 Ekim 2017, Pazar 14:31:17
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

Geçen cumartesi öğleden sonra İçel Sanat Kulübü’nün (İSK) Felsefe Etkinliği programı katılımcıları arasında idim.  Sayın Erol Türedi’nin organizasyonu ve yönlendiriciliği ile ülkemiz felsefecilerinin hocalarından merhum Prof. Dr. Utku Noyan anıldı.  Birçok üniversitede kuruculuk ve ders vermesi ile ünlenmiş rahmetli Hoca, ‘Gezgin Filozof’ adı ile anılırmış.  Mersin Üniversitesi içeriğindeki derslerini ve konferanslarını maalesef kaçırdığımı üzüntü ile fark ettim.

 

Toplantının katılımcıları orta yaş ve üzeri tahminen yirmi kişi kadardı.  Muhtemelen yanlışlıkla bu salona katılmış olabileceklerini sandığım birkaç genç (belli ki lise öğrencileri) katılımcı da nazar boncuğu örneği aramızda idiler.   Umarım yararlanmışlardır!

 

Toplantı, ana program olan anma ve anılar sonrası hareketlendi.   Bunu da toplantıya katılan Prof. Ahmet Özer’e ve Me.Ü. Felsefe Bölümü Öğ. Üyesi Doç. Dr. Ümit Bey’e borçluyuz.

 

Toplantı entelektüel düzeyde ve felsefeyi doğru yorumlamak tartışmaları ile devam ederken, ben de kendimce bir şeyler kurgulamaya başlamıştım kafamda.   Bu kurgulamalarımı da bu yazı ile sizlerle paylaşmaya karar verdim sonunda.

 

Ben felsefe ile yakın bir vatandaş sayılmam.  Belki çömezimdir.  Ancak felsefe için bir yerde okuduğum şu tanımlamayı severim; ‘Felsefe, pozitif bilimlerin açıklamakta ve izah etmekte zorlandığı konularda devreye girerek bizlere yardımcı olan ve önümüzü açan bir bilim dalıdır!’

 

Bu tanımlamayı takiben, karşımıza çıkan ana vurgulama felsefeye yakın durabilmek için aydın insan kimliğine öncelikle kavuşmuş olmaktır diye düşünürüm.  Ama günümüzde aydın insanı tanımlamak oldukça güçtür kanımca.  Bu güçlük, aydın insan olmayı yorumlamak cabasında ki kişinin bilgiçlik düzeyine, belki de iyi niyetine bağlıdır diye düşünmekteyim.  Ben özellikle de sanata yakın aydın insan kimliğini tanımlarken zorlanıyorum. Gene de çevresini iyi tanıyan ve doğru tanımlayan, bilgi dağarcığına sınır çizmeyen, topluma özverili hizmet arzusunu frenlemeyen, genelde ruhen dengeli olmakla birlikte azıcık nevrotik dalgalanmaları da olabilen, zeki ama çok akıllı olmayan (çok akıllı olmak=egoist zekâ demektir bence!) bir kimliği tanımlamayı tercih ediyorum.  Arzu edenler bu kıstaslara kendi değer yargılarını ekleyebilir veya çıkarabilirler.  Şahsen kötü konuşmacı olsalar bile iyi dinleyici olabilenlerini ve hafif alkol-sever olanlarını daha çok seviyorum!  

 

Tanımı ne olursa olsun, insanlar aydın olarak ve özellikle sanat-sever aydın olarak doğmazlar.  Belki kalıtsal tercihleri sayılmayacak bünyelerindeki DNA’lar nedeni ile bu tanıma yakın sayılabilirler.  Bu halde bile aday bir bebeğin erişkin sanat-sever aydın kimliğine uzanması için arzu duyması ve ciddi bir emek harcaması gereklidir diye düşünüyorum.  Zira bu aşama biraz tercih sorunudur.   Örneğin; hayali ihracat zengini bir liberal ekonomi hayranı günümüz insanını, bir sanat-sever aydın kimliği ile bu yaşıma kadar tanımadım!

 

Sanat-sever aydın insan adayı, ilk-gençlik dönemlerinde seçmeden okur, bir kısmını anlamaz ve anladıklarına da fena kızar.  Orta yaşlara varırken daha seçici olmuştur, kızabileceği yayınları okumamayı öğrenmiştir.  İleri yaşa varınca her şeyle ilgilenir, özellikle karşıt cins anatomisi de bunlara dâhildir.  Kırkından sonra kişisel üretkenliği artmaya başlar, kişisel varsayımlarla beynini süslemeye başlamıştır.  Keza toplumda saygınlık kazanmak ve sosyal statüsünü perçinlemek hırsına da kapılmamıştır denemez.  Henüz kişisel kibrini yenememiştir, tevazu göstermek adına yan cebime koyun havasındadır.  Ellili yaşları aşan aydın insan,  artık tava gelmiştir; bunu giyiminden de anlarsınız ki, kazak ve yün gömleği keşfetmiştir.   Bu olgun yaş (haydi olgun gençlik diyelim), ona gerçekten tevazu ve dinginlik getirmiştir.  Hatta kafa içi bilgisayarında bilanço çıkarmaya da başlamıştır.

 

Neo-liberal ekonominin karanlık ve baskıcı mağarasından çıkacak deliği bulan sanat-sever aydın insan, artık altmışlı yaşlara girmiş ve değer yargıları kafasından geçen kimliğe oturtmuş olsa da, bu kez sızlayan dizlerinden ve arada bir sıkıştıran sağlık sorunlarından dolayı bu özleminin tadını tam çıkaramayabilir.  Geriye dönüp baktığında da bu aşamaya gelmek için başka uğraşlarla ne denli zaman kaybetmiş olduğunu üzüntü ile fark etmektedir. 

 

Anlayabildiği tek gerçek, ülkesinin yanlış bir sapması olan ve kendisinin de anaforuna tutsak olduğu maddi öncelikleri öne çıkarak kapitalist neo-liberal düzenle geçirdiği yazık olmuş yıllarıdır.  Yaşam kavgası olarak sarıldığı bu modeli yıllarca iliklerinde hissetmiştir.  İşin acı tarafı, artık bu modelin dışında da yapayalnız kalmış ve yakın çevresi bildiklerinden dışlanmıştır.  Bu yalnızlık illeti ile becerebileceği tek çıkar yol, geç olsa da tanışmaya başladığı felsefe bilimine yakın durmak gayretidir.

 

İşte bu yazının kalemşoru da bu duygular kafasından akarken yaklaşık iki buçuk saate yakın o toplantının keyfini yaşadı.  Toplantıyı kaçıranlara da ‘tuh, yazık ettiniz!’ diyerek.

 

Son tümceyi ise bağlamakta tereddütleri olsa da, yakın dostlarının akıbetlerinden anımsıyor ki, sanat-sever aydın insanların kaderi tam arzu ettikleri aşamaya vardıklarında acı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor: “Rahmetli hem sanat-sever ve hem de aydın insandı, genç gitti!”, diyorlardı etraftakiler!..

 

Kıssadan hisse: “Tabiatın her şeyden büyük ve her şey olduğu anlaşıldıkça; tabiatın çocuğu olan insan, kendisinin de büyüklüğünü ve haysiyetini anlamaya başladı!”

 

(M. K. Atatürk).

 

                                                                                        

Erdal Akalın (29.10.2017)


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir