5 Aralık 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
NİÇİN ESAS KAZANAN RUSYA OLDU?
Barış Yarkadaş: Ekim'de 72 gazeteci hakim karşısına çıktı, 4 gazeteci tutuklandı ( EKİM AYINDA YAŞANAN HAK İHLALLERİ )
Ülkede yaşanan sorunlara dair artık susmadılar.... Ve de
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
63
Hayır
957
Çekimser
8
Fikrim yok
8

Toplam Oy:1036

» Gürkan Avcı: 2 yılda Eğitimin Sorunlarını Çözmeye Talibiz!

Gürkan Avcı: 2 yılda Eğitimin Sorunlarını Çözmeye Talibiz!

Dün bir üniversite açılışında “…..18 yılda eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadık …topyekun bir eğitim-öğretim reformu gerekir….” şeklinde açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı samimi itirafları ve gerçekçi tespitleri nedeniyle destekleklediklerini ve dahası takdir ettiklerini söyleyen Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM) Başkanı Gürkan Avcı, eğitim gündemiyle ilgili önemli mesajlar verdi.
Paylas
Gürkan Avcı: 2 yılda Eğitimin Sorunlarını Çözmeye Talibiz!
Eğitim - 20 Ekim 2020, Salı 16:04:41
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

 

 

2 yılda Eğitimin Sorunlarını Çözmeye Talibiz!

 

Türk eğitim isteminin reflekslerinin ve beslendiği güç kaynaklarının yeterli olmadığını, 2023, 2053 ve 2071 milli hedeflerini ifşa eden Türkiye’nin eğitim hedefleri olmadan bu jenerikleri yakalayamayacağını belirten Gürkan Avcı, DESAM olarak eğitimin sorunlarını çözmeye talip olduklarını kaydederek şunları söyledi;

 

Vahşi kapitalist ekonominin esip gürlediği Türkiye’de zenginlerin, politikacıların ve bürokratların yani Türkiye’nin elitleri hariç herkes kalitesiz, ruhsuz, sağlıksız, verimsiz ve baştan savma eğitime mecbur ve mahkûm duruma gelmiştir.

 

Türkiye’nin uzmanlarının bu soruna tez elden çare üretmesi gerekiyor. Çünkü milli ve muasır bir eğitim vizyonu olmadan hiçbir sorun neşet olmuyor. Milli eğitim olmadan milli entelijansiya ve akabinde milli ekonomi de olmuyor, oluşmuyor…

Modernleşme ve teknoloji ahlaki çürümeyi ve manevi yoksullaşmayı getirdi Türkiye’ye. Asil ve necip Türk milleti her taraftan bombardımana tabi tutulduğu yeni ‘din ve din eğitimi politikaları’ ile deistleşiyor, Protestanlaşıyor.

 

Böylesi bir toplum ilkeli ve farkındalığı yüksek bir siyasi iradeye de heves etmiyor. Kasıtlı olarak eğitimsiz ve yoksul bırakılmış halkımızın ne kendisini savunacak bir siyaset için bilgisi ne de bu siyaseti oluşturacak milli ve yerli güçleri destekleyecek takat, inanç ve gücü kalmıyor. Bu durumda siyasilerimizde büyük işler, fikirler ve başarılar ortaya koyacak, insanlığa esenlik verecek ruh ve akıldan yoksunlaştırıyor. 

 

Dil eğitimi politikamız, çocuklarımıza adeta dil öğretmemek üzerine kurgulanmış. Yalnızca sömürge ülkelere has yabancı dilde eğitim ayıbını Türk eğitim sistemi alenen desteklemeye devam ediyor. Baştan savma, ezberci, kalitesiz, sınavcı ve kopyacı bir eğitim sistemimiz var. Çağdaş dünyanın bilgi ve bilişim okuryazarlığına odaklandığı günümüzde Türkiye henüz temel okuma yazma sorununu ve dahi 12 yıllık zorunlu eğitimde okullaşma hedefini dahi çözememiş durumdadır.

 

Gelişmiş ülkelerin çoktan tedavülden kaldırdığı müfredatlarla, eğitim yöntem, metod, teknik ve felsefesiyle, antidemokratik eğitim yönetimi anlayışıyla havanda su döğüyoruz. Kocaman bir millet kandırılmaya devam ediliyor. Tarih yazan, medeniyetler kuran bu toprakların çocukları oyuncak haline getirildi. Kişiliksiz, kimliksiz, ruhsuz ve şuursuz bir robota dönüştürüldü. İncelikten, estetikten, tevazu ve erdemden uzak kaba, kavgacı, kompleksli ve lümpen maganda bir jenerasyon yaratılıyor. Aklı ve hafızası kendisinden saklanan bir millet, büyük hedeflere erişemez!

 

Son dönemlerde izlenen eğitim ve kültür politikalarına baktığımızda gençlerimizin milli, manevi ve ahlaki değerlerimize daha çok yabancılaştığını açıkça görebiliriz. Batı hayranı, kendi kültür ve medeniyetine uzak, dahası kendi değerlerini hor gören bir gençlik yetiştirilmek için en müsait bir ortam yaratılmıştır. Din eğitimi ve kültür politikaları Türk toplumunu emperyalizmin çıkarlarına daha uygun hizmet eder hale getirmeyi amaçlamaktadır sanki. Medya organlarından ve her cepheden yapılan aleni ve subliminal propagandalarla telkin edilen tahribatlar had safhaya varmıştır.

 

Eğitim sistemimizin üretim ve istihdam planlaması da başarısızdır. Oysa üniversiteye giren gençlerimize nitelikli bir eğitim, giremeyenlere de hayatını idame ettirebileceği bir meslek kazandırmamız gerekiyor.

 

Oysa bizim acilen öğrencilere yazılım/programlama kampları, yazılım ve kodlama sınıfları açmamız gerekiyor. Ezberci, sınavcı ve fazla zekâ harcamayı gerektirmeyen bir taktikle çoktan seçmeli  soruları cevaplandırtan Türk eğitim sisteminde bilginin dayandığı temeller öğretilmez, şekilcilik esastır ve bu yüzden yaratıcı bireylerde yetiştiremez. Bizim eğitim sistemimiz Türk insanına şekilcilik, kurnazlık, kayırmacılık ve çabuk sonuç alma kültür ve eğilimi yüklüyor. Eğitim sisteminin dinleme ve anlama etiğini de vermesi gerekir oysa.

 

Eğitim sistemimiz soru sormayı bilmeyen çocuklar yetiştiriyor. Bizim eğitim sistemimizde soru sormak, hesap sormak, eleştirmek, sorgulamak tehlikeli ve yasak. Son 2 - 3 asırdır ne yapıyoruz, başımıza gelenler kimler yüzünden geldi, dostumuz ve düşmanlarımız aslında kimdir, bize neler oldu?  Ders kitaplarımıza bakın tam bir yalan rüzgârı. Ezberleyen ama gerçekleri öğretmeyen, bizi parça parça, sınıf sınıf bölen kendisi eğitime muhtaç bir eğitim sistemimiz var. Ortak bir sorunumuza karşı bile olsa asla ortak bir paydada buluşamıyoruz. Günü bir türlü yakalayamıyoruz.

 

Revizyona tali meselelerden değil ilkönce YÖK, MEB ve ÖSYM gibi temel ve yapısal kurumlardan başlanmalıdır. Çünkü aksi takdirde faturayı yine halk ödeyecek. Anne babalar unutmasın çocukları mutlu ve huzurlu değillerse kendileri de asla mutlu ve huzurlu olamayacak. Derin ve güçlü bir eğitim tarihi olan Türkiye’nin kopya ve özentili eğitim reformları yerine özgün bir felsefe ile klasik eğitim anlayışını modern eğitim anlayışıyla gelenek temeli üzerinde yükselir. Kendi gibi olamama ve buna karşın olmayı hedeflediği gibi yapamama depresif ruh hali içerisinde kıstırılıp kalan Türkiye bu mahkûmiyetten özgün ve bilimsel bir eğitim sistemiyle çıkabilir.

 

Türkiye küresel marka bir eğitim sistemiyle dünya devletine dönüşebilir. Kendi tanımını değiştiren Türkiye dünyanın ona layık gördüğü rolü de nitelikli, özgürlükçü, çağdaş, bilimsel ve demokratik bir eğitim sistemiyle tuzla buz edebilir. İşte böylesi bir eğitim sistemiyle Türkiye siyasi işgal ve kölelikle boğuşan mazlum ülkeler içinde bir umut ışığı olacaktır.

 

Orta halli bir demokrasiye, orta halli bir ekonomiye mecburluğumuz tamamen ama tamamen eğitim sistemimizin kalitesinin düşüklüğünden ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlayamamamızdan kaynaklanmaktadır. Bilgi ve kültür toplumunu hedefleyen bir Türkiye’nin en başta eğitim sistemini tüm basamaklarıyla tamamen parasız, adil ve eşitlikçi fırsatlar sunan aydınlanmacı, halkçı, bilimsel, nitelikli ve kati surette özgün/milli bir forma kavuşturması gerekmektedir. Kaliteli, başarılı ve verimli bir eğitim sistemi oluşturamamamızın en önemli ayaklarından birisi de yönetimde uzmanlık ve liyakatin değil sadakate ve yandaşlığa dayalı patronaj sistemidir. Mevcut eğitim sistemi yöneticilerini sadakat gösterisine, göze girme ve başkalarını gözden düşürme yarışına sürüklemektedir. Her konunun yukarıdan belirlenmesi ve merkezi denetimin oluşturduğu korku atmosferi inisiyatifi, girişimi ve yaratıcılığı boğarak öldürmektedir. Mevcut hükümet döneminde 7 kez milli eğitim bakanı değişti ve her gelen bakan, bir öncekinin yaptığını bozdu. İş başına getirilen eğitim bakanları ve üst yöneticilerin büyük bölümü eğitimin içinden gelmeyen, eğitimden anlamayan, partili referanslardan ve fanatik taraftarlardan seçildi. Eğitimdeki tüm bu yanlış, hatalı, şaibeli ve hastalıklı uygulamaların faturasını milyonlarca öğrenci ve bütün bir halk ödedi.

 

Türkiye eğitim bütçesinin çoğunu öğretmen yetiştirme ve inovasyon politikalarına ayırmalıdır. Bilgiyi içselleştiren bir eğitim sistemi kurmalıyız. Çünkü müfredat ve kitaplar bilgi odaklı. Kavram ve keşfetme odaklı değil. Çocuklar dersleri ve konuları karşılaştırma, analiz ve değerlendirme yaparak anlamlandıramıyor.

 

Türkiye'nin ve en başta bulundukları şehrin önündeki engelleri aşması için rehberlik yapması gereken üniversiteler ve bilim insanları hiç konuşmuyor. Türkiye'de, üniversitelere olağanüstü yatırım yapıldığı bir süreçte bilgi noksanlığını ideolojiyle dolduran, mesuliyetsiz bir özgürlük talep eden YÖK’e ve üniversitelere değil gerçeği arayan ve etkin sosyal rol üstlenen üniversitelere ihtiyaç var. Bu nedenle gelişmeyi yeterince yakalayamıyoruz. Eğitimi meslek kazanma ve işe girme aracı olarak görüyoruz. Bu halde toplumsal ilerleme olmaz. Bunu değiştirmeliyiz.

Eğitim bilgilendirmeden daha çok özgürleştirmedir. Türkiye’nin eğitimin anlamını tekrar tanımlamaya, güçlü ve özgün bir eğitim felsefesi oturtmaya ve başta ekonomik hedefler olmak üzere her şeyden çok çok daha önce milli eğitim hedeflerini belirlemeye ihtiyacı vardır. Bilimin, aklın, milli ve yerli projeksiyonumuzun ışığında ve ortak akılla, konsensüsle hazırlanacak bir yol haritasına ihtiyaç vardır.

 

Türkiye eğitim sistemini ve sosyal politikalarını reel politikle dönüştürerek bilimsel, tamamen parasız, demokratik ve özgün bir sistem yaratabilir. Eğitim sisteminde öncelikle hem ders saatlerini ve tatil sürelerini kısaltmalı hem de sınav ve ödev sayısını azaltan adımlar atılmalıdır. Okullarımızın eğitim kalite standardını eşitleyerek herkes için eşit ve adil eğitim fırsatları yaratılmalıdır. Ücretsiz ders kitabı, okul sütü gibi başarılı politikalar geliştirilip yaygınlaştırılarak tüm yardımcı ders kitapları, eğitim kırtasiyesi ve takviye dershanelerini de ücretsiz bir şekilde sunmalıyız. Okul kantin ve kafeteryalarında sağlıklı yemekler ve taze meyve ücretsiz bir şekilde her çocuğumuza ikram edilmelidir.

 

Her okulda birer uzman hemşire/doktor/pedagog/psikolog dönüşümlü olarak istihdam edilmeli; her türlü sağlık sorunlarına, ruhsal, zihinsel, işitsel, görsel ve bedensel gelişim geriliklerine yönelik ciddi bir takip ve rehberlik hizmeti verilmelidir. Çünkü okullarda çocuklar arasında yaşanan görsel, işitsel, zihinsel her türlü gerilik, sosyal yoksulluk/yoksunluk, imkânlara ulaşmada eşitsizlik ve temel hizmetlerin yetersizliği eğitim sisteminin verim ve başarısını çökerten en güçlü etkenlerdir.

 

Bugün Türkiye’de kaliteli eğitime sadece parası olanlar ulaşabiliyor. Türkiye’de doğan her çocuk mensubu olduğu sosyal ve siyasal sınıfından bağımsız olarak hayata eşit başlamalı ve eğitim hayatının sonuna kadar bu eşitlik kesinlikle sağlanmalıdır. Ve tabi ki çok özel ve çok özgün milli bir öğretmen yetiştirme politikası hayata geçirmelidir. Ülkemizin en yetenekli ve zeki gençlerinin öğretmenlik mesleğini tercih etmesi sağlanmalıdır. Güçlü, mutlu ve başarılı bir millet, özgür, müreffeh ve bağımsız bir devlet böylesi bir eğitim sisteminin inşasıyla ve böylesi bir insan sermayesiyle mümkün olur.

 

Bugünün Türkiye’sinin ihtiyacı yüksek teknoloji ürünleri, katma değerli inovasyonları tasarlayabilen gençlerdir. Bugünün Türkiye’sinin ihtiyacı tam donanımlı mühendisler, formasyonu güçlü iktisatçılar, dünyanın en iyi yazılımcıları, en birikimli tarım ve hayvancılık girişimcileridir. Türkiye’nin mevcut sınırlı kaynaklarını verimli ve çağın gereklerine uygun kullanarak çocuklarına parlak bir gelecek hazırlaması en büyük ödevidir. Bu anlamda sayıları 5 bine dayanan İmam Hatip Ortaokulu ve Lisesinin yüzde doksanını Matematik, Ekonomi, Fen, Yazılım ve Kodlama, Yüksek Teknoloji, Tarım ve Hayvancılık okullarına/liselerine dönüştürmesi gerekmektedir

 

Türk eğitim sistemi yalnızca öğrencileri değil eğiticilerin eğitimi (uyumlaştırılması) yollarıyla dahi ki buna öğretmen yetiştirme/atama sistemi diyelim tüm eğitim paydaşlarını kendi ideolojik değerlerine devşirmek isteyen bilim/akıl dışı varoluş safına çekmek istemektedir. Bu antidemokratik varoluşa karşı durmak ve aydınlanmak isteyen öğrenci/öğretmen ve velilerin milli eğitime karşı kendilerini eğitmeleri gerekiyor. Ayrıca yerli ideoloji yanı sıra küresel ideolojik dayatmaların baskısı altında bir Türk eğitim sisteminden bahsediyorum.

 

Son yıllarda yavaş yavaş herkes eğitimde bir yerlerde eksikliğin olduğunun farkında! İddia edilenin aksine milli gelirden eğitime ayrılan payların yetersizliğinden herkes rahatsız. Eğitim sorununun “gelecek sorunu” olduğunda herkes hemfikir. Eğitimdeki müzmin başarısızlık, kalitesizlik, verimsizlik, eşitsizlik ve adaletsizlik yavaş yavaş sorgulanmaya başlandı…

 

Bu sorgulamanın artmasına ve ardından; insanlığın yüksek, derin ve üstün değerleriyle; milli kültür, erdem ve inançlarıyla yoğrulmuş bilimsel, kaliteli ve özgün bir eğitim sistemine ihtiyacı var Türkiye’nin. Medeniyetimizin yaratıcı kimliğiyle, kültür ve siyasetimizle gençliğimizi bilime, teknolojiye, en yüksek değerlere ulaştıracak çağdaş bir eğitim sistemine ihtiyacımız var.  Türkiye’nin iyi insan, iyi vatandaş, iyi birey olma yolunda çocukları hayata hazırlayan bir eğitim sistemi hedefi olmalıdır.

 

Türkiye bilimin saf ve özerk olmadığı yenidünyada kendi bilimini kurmalıdır. Türkiye eğitime ve bilime yenidünyanın egemenlerinin aksine rahmani bir rol biçerek, toplumun üstünde, ekonomik ve sosyal sömürü politikalarından bağımsız bir ulu gayret olarak bakmalı ve bu şuurla yürümelidir. Böylece tüm insanlık Türkiye’ye, hiçbir çıkar gözetmeksizin gerçeği aramaya ve insanlığa hizmete kodlanmış kahramanlar ülkesi gözüyle bakacaktır.

 

Habis, sapkın ve insanlık düşmanı zihniyet hem küresel hem de yerel aksta toplumları tehdit eder durumdadır. Bu zihniyetin ilk ve en ağırlıklı olarak dejenere ve dezenforme ettiği yapı eğitim sistemleri olmuştur. 1980’lere kadar ABD’li ardından AB’li uzmanların genetiğiyle oynadığı Türk eğitim sistemi bunun bir şahididir. 12 Eylül darbesinden sonraki iktidarlar döneminde ve Ak Parti iktidarının özellikle ilk 15 yılında eğitim sistemimizi baskılayarak şekil ve yön veren AB uzman komiserleri ve onların işbirlikçileri ve daha önceki dönemlerde ABD menşeli ‘Fulbright Eğitim Komisyonu’nun dayatmalarının bütün yönleriyle incelenmeye, sorgulanmaya ve ardından rehabilitasyonuna başlanması gerekir, bu yüzden...

 

Türkiye’de karanlık çağ artık sona erecek. Işıl ışıl bir uyanış başlıyor. Bu itiraf ve çürümüşlüğün devreye soktuğu derin retorik, aslında hem milletimizi hem de dünyayı yeni bir küresel gerçeğe, uyanışa hazırlıyor.

 

Yaşamakta olduğumuz küresel ve bölgesel sorun/sarsıntılara rağmen Türkiye heyecan verici bir potansiyele sahip. Batı dahil herkes bunu itiraf ediyor. Milli özgüvenimizi yineleyerek en başta eğitim alanında daha uzun vadeli ve derinlikli hedefler ortaya koyacak ve başaracağız.

Cumhuriyetimizin 100. yılına yönelik hedefleri en başta eğitim alanında ortaya koyarak 2023 yılına tüm dünyada marka olmuş bir eğitim sistemini hayata geçirebiliriz. Değişimin çok boyutlu ve hızlı bir şekilde yaşandığı, rekabetin yoğunlaştığı ve belirsizliklerin arttığı günümüz böylesine riskli bir süreçte, eğitim sistemimiz her alanı detaylı ve stratejik bir perspektifle belirlemeye odaklı olacaktır.

 

Başka seçeneğimiz yok! muasır medeniyet düzeyinin üzerine çıkmış bir Türkiye hedefi ete kemiğe bürünecek. Bu nedenle, Türkiye'nin geleceği yenidünya düzenindeki pozisyonu, ufku, tasavvuru, talepleri ve izlediği siyasette eğitim sistemimizle yakından ilgili. Bu anlamda bir seferberlik sürecinde olmalıyız ve olacağız. Politik, demokratik ve ekonomik olarak sınıf atlamak isteyen Türkiye'nin en güçlü talebi eğitim sistemi olmaya devam etmelidir. Bugün Türkiye’ye dudak bükenler bu büyük ruhun temsil ettiği vizyonun küresel bir trende dönüştüğünü görmeye kesinlikle başlayacaktır buna sonuna kadar inanıyorum.

 

 


Rogg & Nok Sanal Hafıza Bölümü Haber Servisi:- Rogg & Nok Eğitim Araştırma Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazı, fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

1 Yorum Yapildi
Yorum
Ali Baındır - 20 Ekim 2020, Salı 19:39:55
Ak Parti eğitimi düzeltmek istemez...
Begendim 0 Oy
Begendim
Begenmedim 0 Oy
Begenmedim
UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.