21 Ekim 2020
Üye Girişi
Üye Girişi
×
Türk Vatandaşları Üye Olabilir
[Turkish CitizensCan Be Members Of]
Güvenlik Kodu:
Guvenlik
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com
KIBRIS’TA NELER OLDU, NELER YAPILMALI?
Barış Yarkadaş: Gazeteciler Eylül'ü adliyelerde geçirdi: 55 gazeteci hakim karşısına çıktı
Ülkede yaşanan sorunlara dair artık susmadılar.... Ve de
1 2 3
ANKET
Bu kullandığınız site kapatılsın mı?
CIP 0 - CRZ 0
Evet
47
Hayır
947
Çekimser
8
Fikrim yok
8

Toplam Oy:1010

» Kenan Mutlu Gürses: ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLARI (V)

Kenan Mutlu Gürses: ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLARI (V)

Paylas
Kenan Mutlu Gürses: ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLARI (V)
Narko-Terör Ve Bağlantıları - 30 Eylül 2020, Çarşamba 22:04:48
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ERMENİ DİASPORASI ve ŞAKLABANLIKLARI (V)

 30 Eylül 2020


                                                 

    Dört bölümde mitolojik dönemden başlayarak, pagan dönem tanrılar panteonunu, milletlerin bulundukları bölgelere göre hemen hemen aynı tanrılara tapındıklarını, hatta bazı putların, Sümer-Mısır-Yunan ve Roma yolculuğu sonrasında yine dönüp asıl yurtlarına nasıl tekrar gelmiş olduklarını aktardım. Ermenilerden başka hiçbir millet, putlarını farklı coğrafyalara taşıma gayreti göstermemiştir. Eski ve yeni Ani örneğinde olduğu gibi. Söz konusu dönemden başlayarak, şu gerçek hiç unutulmamalı ki Ermeniler O dönemde de ne kendilerine ne de tanrılarına ait toprak parçası bulamamışlardır. Ermenilerden başka hiçbir millet, nereden geldiğini, neden etkilendiklerini, inkâr etmemiştir. Ermeniler, her türlü inkâr ve YALANI ısrarla sürdürürken, o inançlarının, Arap, Avrupa, Asur, Hint, İbrani, İran, Roma, Yunan ve de Urartu etkisinde olduğunu daima unutmuşlardır!

      “Ermeniler, 8 - 7. Yüzyıllar arasında Doğu Anadolu ve Kafkaslarda güçlü bir uygarlık kuran Urartularla tarihsel köken açısından akraba olduklarını, Van başta olmak üzere Urartu hegemonyası altında bulunan toprakların kendi yurtları olduğunu iddia etmekteydi. Bu tez, arkeolojik ve dilbilimsel açıdan geçmişte çürütülmüştü. Şimdi de iddianın gerçeği yansıtmadığı antropolojik açıdan ispat edildi. Bunun öncesinde ise ilk defa dil farklılığından hareketle Ermenilerin Urartuların devamı olmayacağı kanıtlanmıştır.” (20 )

      Bilmekteyiz ki; Ön Asya (Mezopotamya), Anadolu (Hitit), Lydia’lılar, Akdeniz, Ege, Eski Yunan, Roma, Yakın Doğu, Uzak Doğu (Çin-Hind) Tarih ve Uygarlıkları içinde Ermeni ismi geçmemektedir. Sözde 2000 - 3000 yıllık tarihlerinden bahseden Ermeniler, çabalarını bir basamağa oturtturamadıkları gibi, nasıl adım atacaklarının şaşkınlığı içinde YALAN çamurunu nerelere sıvayacaklarının da sapkınlığını yaşamaktadırlar.

      Tarihin bilinen ilk dönemlerinde, Ermeni ismini taşıyan millet, kavim, toplum olmamıştır. “Ancak komşu kavimler (Persler ve Grekler) onları hep Armin ve Armen olarak adlandırmışlardır. Bu ad tarihte ilk kez Pers İmparatoru I. Darius (Dara)’un Behistun (M.Ö. 518) adlı kitabesinde “Armina” ve “Arminiya” olarak geçmektedir. Persler bu ismi daha çok Ermeni coğrafyasındaki satraplık (valiliği) için kullanmıştır. Daha sonra bu isim Artaksias krallığı zamanında, Aramice “Yukarı/Yüksek/Dağlık Bölge” anlamını kazanmış, Muş ve Ahlât bölgeleri için Roma döneminde ise Murat suyu, Kür ve Aras nehir boyları için de kullanılmıştır.

       Ermeniler, Ermeni adlandırılmasını bir coğrafyadan almış olduklarını dile getirmeyerek, yine YALANA başvurmaktadırlar. Hai-Tahd ideologlarından olan ve aşırı milliyetçi görüşleri ile tanınan Ermeni yazar Zori Balayan “Oçaq” isimli kitabında daha da ileri giderek, Nuh Peygamber’in Ermeni olduğunu ve Ermeni dilinde konuştuğunu iddia etmektedir (Balayan, 1984: 30). Tabii ki, bu tür iddialar bilim adına hiçbir gerçeği kendinde yansıtmamaktadır. Bütün bunlar mitolojik hayallere dayanan gerçekdışı iddialardır.” (21)

      Ermeniler, bütün savunmalarını YALANIN üzerine bina ederek, o binanın temellerinde akıllarınca çarpıttıkları tarihi, kültürle yoğurarak siyasi amaçlı kullanmaktadırlar.

      Hâlbuki ; “ Gregoryen mezhebinin kurucusu Aziz Gregor, Hay kavmine mensup değildir, Part’lıdır. Yine Arsasid hanedanı ve Tridat da Fars kökenlidir. Bu konuda tarihçilerin büyük çoğunluğu hemfikirdir. Bunun yanı sıra Aziz Geregor’un Türk olduğunu hattâ Dede Korkut’la aynı kişi olduğunu iddia edenler de vardır. Dahası Haylar’ın yazı dilleri olmadığından, Aziz Gregor Hıristiyanlık’ı yaymak için Grekçe ve Süryaniceyi kullanmıştır. Ayrıca yine bu dönemde Türkçenin Gregoryen dinî eğitiminde oynadığı role dikkat çekmek gerekir.

      Ermenilerin Hıristiyanlık öncesi inançlarının karma bir yapı arz ediyor olması da bugün Ermeni olarak adlandırılan toplumun köken itibariyle yalnız bir ırktan değil, değişik ırk, kültür ve inançtan çeşitli toplulukların Ermenistan denen coğrafyada karışmasından oluştuğunu göstermektedir. Yaşadıkları bölgeye izafeten ‘Ermeni’ ortak adıyla anılan bu gruplar daha sonra Hıristiyanlık şemsiyesi altında birleşmiş ve yine aynı ortak adla cemaatleşmişlerdir. Ermeni olarak adlandırılan bu topluluklarda görülen monoteist inanış ise Ermenistan bölgesinde yaşayan Türklerin varlığına bağlanmaktadır. Dahası, Ermeni olarak adlandırılan toplulukların ölü gömme âdetlerinden bayram şenliklerine, mezar taşlarından, kurban merasimlerine ve tabiat kültlerine kadar eski Türklerle olan benzerlikleri de dikkate alınarak, günümüzde Ermeni olarak adlandırılan milletin köken itibariyle Türk, Hay, Pers, Süryani, Grek gibi gruplardan oluşmuş ‘uzlaşmış’ bir topluluk olduğu sonucuna varılabilir. Kısaca toparlamak gerekirse; Hıristiyanlık’ın Gregoryen mezhebi tarih sahnesine çıkmadan önce, bu mezhebin ortaya çıkıp yaygınlaştığı coğrafyada çeşitli ırklar bulunmaktaydı.” (22)

      Öyle ki Surp Krikor Lusavoriç tapınakları yıkarken, Ermenilerle birlikte yöre halkı karşı çıkmış ve ayaklanmıştır.

      “Gregoire ve beraberindekilerin ilk uğradığı yerin; putperest dönemin en önemli "teslis"i sayılan, Anahita, Astik ve Vahakn üçlüsüne tahsis edilen tapınağın bulunduğu Aschtischat olduğu; korkunç çatışmalardan sonra burada bir kilise inşa edildiği ve burasının "Ermeni Kilisesi'nin Anası" (Ana Ermeni Kilisesi) olduğu üzerinde durulmaktadır. Toumebize, Daron'un memleketinde, Aschtischafın yanında, Vahakn. Anahita ve Astig'e tahsis edilmiş üçlü tapınağın yıkılması sırasında korkunç çatışmaların olduğuna ve çok kan döküldüğüne, bu çatışmalardan sonra pagan tapınağının yıkıldığına ve ilk Ermeni Kilisesi'nin burada kurulduğuna yer vermektedir.” (23)

      Bütün bu gerçekler göz önünde iken, Ermeniler yaşadıkları ve de göç ettikleri her yeri Ermenistan olarak tanımlamaktadırlar. Bu yetmezmiş gibi Kilikya Ermeni Krallığının da üç yüz yıllık tarihine sığınmaya çalışmaktadırlar. Bunların hiçbiri gerçekle bağdaşmamaktadır. Söz konusu topraklarda, ister krallık, ister beylik, ister feodal yapı, vassallık, ister devlet desinler, gerçek olan diğer halkların yanında daima azınlık olarak yaşamışlardır. Daha önce Cem Cüneyd Canan’ın yazmış olduğu “AHPARİG, TAŞNAKLARA BİRAZ TARİH ANLATALIM MI?” (20 Nisan 2019 www. cccanan.com) başlıklı yazısında, Ermenilerin M.Ö. si tarihinde ne zaman ortaya çıktıklarını anlatmıştı. Oradan alarak, burada M.S. sı Ermenilerin ne yaptıklarına, nasıl varlıklarını sürdüklerine, kronolojik olarak bakalım. Kronolojik başlıkların detaylarını tarihi kaynaklara dayanarak başka bir yazımın konusu yapmak üzere; Ermenilerin gerçekten nasıl bir tarihe sahip olduklarını hep birlikte görelim.

      Fakat hazırladığım kronolojinin şu anda İKİ YÜZ sahifeyi geçtiği gördüm. Bu başka bir yazının konusu bile olmaktan çıkmış durumda. Kitap yapmaya baksam, daha önce hazırladığım 8 ciltlik kitabımı dahi yayımlama imkânını maalesef bulamadım. Bazı zat-ı muhteremlerin karşılama-uğurlama ve ağırlama masraflarına her türlü kaynak bulunurken, tüm bunların yanına güvenlik kuvvetlerine mensup memurların alabildiğince yoğunlukta görev yapmaları emr edilirken, iktidarın her bakışını yerine getirmek için bazılarının göz bebeklerine bakanlar, neden kitaba baksınlar ki… Yuvarlak değerle, bir ilde Kültür Bakanlığına ait birim veya Özel İdare Başkanlığı ile Valilik, Belediye Başkanlığı PARAMIZ yok diyorsa, nasıl çalışacak, nasıl üretecek, nasıl zaman harcayacaksınız?

      Konuya dönersem, her yüz yıl için bir veya iki başlıkla, yine kronolojiye sadık kalarak Ermenilerin söylemeye devam ettikleri YALANLARI bilgilerinize sunacağım.  Ermenilerin ve de tarihçilerin adlandırdığı, Kafkasya ve Kilikya Ermeni Krallıklarının, Partların, Sasanilerin, Emevilerin, Arapların, Selçukluların, Moğolların ve Osmanlı’nın himayesinde, tahakkümünde hangi taviz ve YALANLARLA günümüze gelmiş olduklarını görmüş olalım. Tabii görmek istiyorsak…

M.S. 18-34 Part Hanedanından Vonones, Ermenileri bir araya getirerek, bir yönetim teşkil etti. Roma bu yönetimi tanımayarak, yerine Pontus Prensi Zenon’u geçirdi. Ermenilerin de yaşadığı topraklarda Roma himayesi başladı.

M.S. 53 Part Kralı I. Vologesus, Dikranager’i (DİYARBAKIR) ele geçirdi ve Ermeni tahtına kardeşi I. Dırtad’ı oturdu.

M.S. 161 Part Hükümdarı III. Vağarş, Roma yöneticisini tanımayarak Pakaros adlı bir Arşaguni’yi başa geçirdi.

M.S. 197 Roma İmparatoru Septimus Severus, Partlarla tekrar savaşmaya başladı. Part şehirleri SELEUKEİA, KTESİPHON’I talan etti. Ermeniler bu defa Partların yanında yer aldılar.

M.S. 252 Ermeni topraklarına giren Sâsâniler, kral II. Dırtad’ın kaçması ile tahtı ele geçirdiler ve ülkenin başına Sâsâni İmparatoru I. Şâpûr’un oğlu I. Hürmüz geçti.

M.S. 298 Van Gölü Havzası’nın güneybatısında Roma hâkimiyeti başladı. Bu bölgenin en önemli şehri olan TİGRANOKERTA/ERZEN Roma hâkimiyetine geçti. Roma ile Sâsânîler arasındaki NUSAYBİN Antlaşmasının bir sonucu olarak ERZEN bölgesi 330 yılına kadar doğrudan Roma egemenliğinde kaldı.

M.S. 363 Yeni Roma imparatoru Iovianos Sâsâni hücumları karşısında etkili bir strateji izleyemediği için geri çekilmek zorunda kaldı ve Sâsâni İmparatoru II. Şâpûr ile bir barış anlaşması yapmayı kabul etti. Bu anlaşmaya göre Bizans, SİNGARA, NİSİBİS, ARZEN, MOGK, CİZRE, REHİMENE ve HAKKÂRİ topraklarını Sâsânilere bırakmayı kabul etti. Bunun yanı sıra imparator, II. Şâpûr’un isteği üzerine doğudaki en büyük müttefiki olan Ermenilere hiçbir şekilde yardımda bulunmayacağının da bu anlaşmada garantisini veriyordu.

M.S. 364 Sâsânîlerin başarılarından sonra 364 ve 387 yılındaki antlaşmalarla Armenia bölgesi başta olmak üzere, güneyi ve kuzeyi Sâsânî idaresine geçti.

M.S. 451 Ermeni isyanının büyümesi karşısında gönüllü olarak Mazdaizmi kabul ettiği söylenen ARMENİA valisi (marzban) Sünikli Vasak’ın arabuluculuk girişimleri sonucunda Yezdigerd II, Hıristiyan inancına serbestlik tanındığına ve isyancılara teslim olmaları durumunda affedileceklerine dair bir ferman yayınlamıştır. Bu söz üzerine derebeylerinin önemli bir kısmı isyancılara verdikleri desteği çekmişler; buna karşın Vartan Mamigonyan ve etrafındakiler ise isyanı sürdürmüşlerdir. Sonuç olarak AKÇAY kıyılarındaki AVARAYR Ovasında yaşanan meydan muharebesinde isyancılar yenilmişler ve Vartan Mamigonyan dâhil 1000 kadar Ermeni isyancı öldürülmüştür.

M.S. 591 yılında Bizans imparatoru Maurikios döneminde, İran’dan Sâsânî tahtını ele geçiren Behram Çupin’e karşı Sâsânîlerin meşru halefi olan II. Hüsrev Perviz’in Sâsânî tahtına çıkması sırasında yapılan antlaşmayla Armenia bölgesi Roma lehine olmak üzere iki devlet arasında pay edildi. Hüsrev’in tahta çıkması için Bizans imparatorunun yaptığı yardımın gereği tahtın ele geçirilmesinden sonra yapılan paylaşımla Armenia bölgesinin büyük bir kısmı Bizans İmparatorluğu’na kaldı.

M.S. 613-614 Sâsânîler, ANTAKYA, DİMAŞK, TARSUS, KUDÜS ve Armenia bölgesinin tamamını ele geçirdiler.

M.S. 645 Yılında Ermeniyye bölgesine giren Habîb b. Mesleme, Ermeniyye bölgesinin kuzeyinde yer alan Kâlîkalâ (Theodosiopolis), ERZURUM’u ele geçirdikten sonra Ermeniyye bölgesinde AHLÂT, MÜKÜS (MOKK) ve ERCİŞ’İ itaate aldı.

M.S. 705 Yılında hilafet merkezindeki değişimle İslam fetihleri daha fazla hızlandı. Anadolu, AZERBAYCAN, Kuzey Afrika, Endülüs ve Orta Asya bölgelerinde yürütülen fütuhattan Ermeniyye bölgesi de nasibini aldı.

M.S. 732-733 Yılında Mesleme’nin Hazarlar karşısında başarısız olması ile azl edilerek yerine Mervân b. Muhammed AZERBAYCAN ve Ermeniyye valiliğine atandı. Mervân b. Muhammed’in Ermeniyye valiliği esnasında bu bölgede Emevîlerin içinde bulunduğu karmaşık durumdan faydalanmak için isyan eden Ermeniler ile savaştı ve isyanları bastırdı.

M.S. 852-853 Boğâ el-Kebîr kuzeyden isyanın lideri Aşot Ardzrûnî (826-851) üzerine yürüdü. Abbâsî ordusu karşısında yalnız bırakılan VASPURAGAN hâkimi Aşot, Boğâ el-Kebîr tarafından yakalanarak SAMERRA’YA gönderildi ve burada idam edildi. Boğâ el-Kebîr ileri harekâta devam ederek TİFLİS’İ de ele geçirdi. Böylece hilafet ordusunda yer alan Türk askerleri sayesinde VAN Gölü Havzası başta olmak üzere Ermeniyye bölgesinde kesin bir Abbâsî hâkimiyeti sağlandı.

M.S. 885-886 Bizans imparatoru I. Basileios tarafından kral unvanı ile şereflendirilse de, Simbat, Abbâsî halifesine olan vergi mükellefiyetini her yıl yerine getirmek zorunda kaldı. Ayrıca Ermeniyye kralı olmasına rağmen Aşot b. Simbat, önce Abbâsîlerin DEBİL/DVİN’de bulunan Ermeniyye valisine, daha sonra da Bağdad’daki halifeye tâbi idi.

M.S. 922 Bizans desteği ile İSTANBUL’dan dönem Aşot Erkat, Ermeniyye bölgesinde Yûsuf’un yanında yer alan Ermeni prensleri üzerine yürüyerek bölgede tam bir terör havası estirdi. Fakat Ermeniyye bölgesinde tam bir hâkimiyet kuramadığı için 922 yılında BAĞDAD’dan serbest bırakılması üzerine AZERBAYCAN’a gelen Yûsuf’a itaatini arz etti. Aşot’un bu davranışını iyimser karşılayan Yûsuf, onu Ermeniyye kralı olarak atadı. Abbâsî halifesi Muktedir-Billah da Aşot’u “Şâhânşâh” unvanı ile şereflendirdi.

M.S. 998 Gürcü kralı David, (993-998) yılları arasında APAHUNİK bölgesini elinde bulundurmaktaydı. Gürcüler özellikle bu bölgenin kuzeyinde yer alan MALAZGİRT, ERCİŞ ve ELEŞKİRT/VALAŞKERT kısımlarında hâkimiyetlerini tesis edip bölge ile VAN Gölü’nün kuzey sınırındaki şehirleri baskı altında tutmaktaydılar. Ayrıca onlar, Mervânlıların içinde bulunduğu bunalım dönemlerinden de faydalanarak zaman zaman bu şehirleri ele geçirme teşebbüsünde bulunmaktaydılar. Bu cümleden olarak Gürcüler, 998 yılında Ebû Ali Hasan’ın AMÎD’de ölmesi ve yerine Mümehhidüddevle’nin geçtiği esnada AHLÂT’I kuşattılar.

M.S. 1013 Başarılardan sonra Ebû Nâsr’ı ÂMİD hâkimi İbn Dimne, Abbâsî halifesi Kadir Billah, Irak Büveyhî hükümdarı Sultanuddevle, Fâtımî halifesi Hâkim-Billah ve Bizans imparatoru II. Basileios’un elçileri vasıtasıyla tebrik ettiler. Abbâsî halifesi Ebû Nâsr Ahmed’e Nâsruddevle, Fâtımî halifesi ise İzzüddevle unvanlarını verdiler. Bu durumdan anlaşılacağı üzere EL-CEZÎRE ve ERMENİYYE için vazgeçilmez bir unsur olan Mervânlıların bölgenin siyasî unsurları tarafından kendi taraflarına çekilmek istenmeleri onların EL-CEZÎRE bölgesi siyasetinde önemli bir unsur olduklarını göstermektedir.

M.S. 1021 VASPURAGAN’ın eski kralı Senekerim, ORTA Anadolu’daki SİVAS’A yerleşmek için VASPURAGAN bölgesini terk ettiğinde 14.000 aile reisi yanlarında aileleri olduğu halde onu izlediler. Bizans İmparatorluğu, VASPURAGAN bölgesini ele geçirdiği zaman bu bölgede 10 şehir, 72 kale ve 4.000 civarında köy bulunmaktaydı. Bizans İmparatorluğu bir oldubitti sonucu bu topraklara sahip oldu. Böylelikle VAN Gölü’nün doğu ve güney bölgelerinin nüfusu çok azaldı. ORTA Anadolu’ya giden Ermeniler ise bu bölgeyi Ermenileştirecek kadar fazla değildiler. Ayrıca Bizans İmparatorluğu bu tür nüfus hareketleri sonrasında başta VASPURAGAN bölgesi olmak üzere bütün Doğu Anadolu gelecekteki Türk fethine ve yerleşimine kolaylık sağladı. Bu antlaşmaya göre, Bizans İmparatorluğu, merkezinin VAN’IN olduğu kuzeyde BARGİRİ’NİN güneyinden güneyde ÇÖLEMERİK/HAKKÂRİ ’NİN kuzeyinden, batıda VESTAN/GEVAŞ bölgesini, güneydeki BÜYÜK AĞPAG ( HATAMAKERT/BAŞKALE, HOŞAP) bölgesinin batısından doğuda HOY, SELMAS hattına kadar olan bölgeleri sınırları içine kattı. Ayrıca daha önce Müslümanların elinden alınan MALAZGİRT bölgesi de VASPURAGAN bölgesi içine dâhil edildi.

M.S. 1044 I. Gagik’in halefleri döneminde ANİ şehri hızla gerilemeye başlamış ve Bizans İmparatorluğu’na ilhak edilmiştir.

M.S. 1124 ANİ Şehri, Gürcü Kralı Davit II zamanında ilk defa olarak Gürcüler tarafından zapt edilmiştir. ANİ ve havalisi Gürcistan Krallığı’na ilhakından sonra Ermeni Zahari saltanat hanedanına tımar olarak verilmiştir.

M.S. 1222 Moğollar, ŞİRVAN DERBENT’İNİ aştıktan sonra KAFKASYA’DA yollarına devam etmişlerdir. Buralarda ALAN, LEGZİ (Lezgi) ve TÜRKLERDEN başka BİRÇOK MİLLET yaşıyordu. Moğollar önce LEGZİ halkından pek çok kimseyi öldürmüşlerdir. Moğollar bu bölgede kendilerine karşı koyup düşmanlık edenlere karşı şiddetli saldırılara geçmişlerdir. ALAN halkı ile savaşan Moğollar onlarla savaşta başarıya ulaşamayınca KIPÇAKLAR ile barış antlaşması imzalayarak mal, para ve elbise vererek onların kendilerine karşı saldırılarını önlemişlerdir. Daha sonrada ALANLAR üzerine saldırıp onları hâkimiyetleri altına almışlardır. Moğollar akabinde barış yaptıkları KIPÇAKLAR üzerine saldırarak onlardan barış antlaşması sırasındaki verdikleri mal, para ve elbiselerden daha fazlasını ele geçirmişlerdir. Moğollar Kıpçakların ikamet ettikleri SUĞDAK’A gelerek burayı darmadağın edince Kıpçakların çoğu burayı terk etmek zorunda kalmışlardır.

M.S. 1229 Moğol-Ermeni ilk karşılaşmasından sonra Moğolların Ermenistan ve Gürcistan bölgesini asıl fetihleri ve yerleşmeleri Ögeday Han döneminde, Çarmoğan Noyan’ın bölgeye 1229 yılında görevlendirilmesiyle olmuştur. Bu tarihten sonra Moğolların KAFKASYA ve ANADOLU’DA ilerlemeleri giderek sıklaşmış ve Ermenilerin Moğollara tabiiyeti şeklinde olaylar gelişme göstermiştir. Bu bölümde Moğol İmparatorluğu ile başlayıp gelişen, İlhanlılar dönemine kadar olan ilişkiler de bilinmektedir.

M.S. 1302 Memlûklar, Ermeni Kralını 1299’da yapılan sefere katıldığı için cezalandırmak maksadıyla 1302 yılında bir ordu tertip ederek Sis civarını ve geçtiği yerleri talan ederek, yeniden Ermeni kralını Memlûklara tabii olmaya mecbur ettikten sonra geri dönmüşlerdir. Buna rağmen 1303 yılında düzenlenen Şam seferine Ermeniler Moğolların safında katılmışlardır. (24)

      Yazı serisine başlarken “ Ermenilerin,  dünyanın farklı bölgelerine savrulmuş olduklarını, hangi ülkede, hangi sayıda yaşadıklarını, söz konusu ülkelere göç nedenlerini biraz uzun olsa da kalemim döndüğü kadarıyla anlatmaya, satır başları ile de olsa, tarihin derinliğine teolojiye, ilahiyata ve mitolojiye bakarak bazı iddialara da dikkatinizi çekmeğe çalışacağım” demiştim. Artık Ermenilerin en büyük YALANLARINDAN olan sözde soykırımına cevap bulacağımız kaynakları paylaşacağım.

DEVAM EDECEK

KAYNAKÇA;

20 Yıldız Deveci Bozkuş, Bir Başka Açıdan Ermenilerde Din

21 Emin Şıhaliyev, Uluslararası İlişkiler Boyutuyla Ermenistan-Azerbaycan Çatışması 

22 Yıldız Deveci Bozkuş, Bir Başka Açıdan Ermenilerde Din

23 Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Gregoryen Ermeni Kilisesinin Oluşması ve Konsil Kararları Karşısındaki Tutumu

24 Kemal Taşcı, Selçuklular Zamanında Van Gölü Havzası

Kenan Mutlu Gürses

ERMENI DIASPORASI AND CLOWNS (V)

 


Starting from the mythological period in four chapters, I described the pantheon of pagan gods, that nations worship almost the same gods according to their regions, and even how some idols returned again after the Sumere-Egypt-Greek and Roman journey and came back to their original homelands. No nation other than the Armenians has made an effort to move their idols to different geographies. As in the case of ani, old and new. Starting from that period, the fact must never be forgotten that the Armenians could not find a piece of land belonging to them or their gods at that time. No nation but the Armenians has denied where they came from, why they were affected. While the Armenians persisted in all kinds of denials and lies, they always forgot that their beliefs were under the influence of Arab, European, Assymary, Indian, Hebrew, Iranian, Roman, Greek and Urartu!

"Armenians, 8 - 7. He claimed that he was related to the Urartus, who established a strong civilization in Eastern Anatolia and the Caucasus between the centuries, in terms of historical origin, and that the land under the hegemony of Urartu, especially Van, was their home. This thesis has been debunked in the past from an archaeological and linguistic point of view. Now it's been proven anthropologically that the claim doesn't reflect reality. Before that, it was proven for the first time that armenians would not be the continuation of the Urartus, from language dies." (20 )

We know that we're not going to be able to do anything There are no Armenian names in The History and Civilizations of Pre-Asian (Mesopotamia), Anatolia (Hittite), Lydians, Mediterranean, Aegean, Ancient Greek, Roman, Near East, Far East (China-Hind). The Armenians, who talk about their so-called 2000-3,000-year history, are not only unable to put their efforts on a step, but are also perplexed by where they will plaster the LIE mud in the astonishment of how they will step.

In the early known periods of history, there was no nation, no people, no society bearing the Armenian name. "But the neighbouring peoples (Persians and Grecies) always called them Armin and Armen. For the first time in history, the name is "Armina" and "Arminiya" in the book Behistun (518 BC) by The Persian Emperor Darius I (Dara). The Persians used the name more for satrapism (governorship) in the Armenian geography. Later, the name gained the meaning of "Upper/High/Highland Region" in Aramice during the kingdom of Artaksias, and was used for the Muş and Moral regions and for murat water, curing and aras river lengths during the Roman period.

Armenians again resort to LIES by not expressing that they have taken the Armenian name from a geography. Zori Balayan, an Armenian writer who is one of the Hai-Tahd ideologues and is known for his ultranationalist views, goes further in his book "Oçaq", claiming that Noah was Armenian and spoke armenian (Balayan, 1984: 30). Of course, such claims do not reflect any truth in the name of science. These are unreal claims based on mythological dreams." (21)

The Armenians use all their defenses for political purposes by building on FALSE, kneading the history they have distorted in their minds at the foundations of that building with culture.

However, i'm not going to let you down. "St. Gregor, the founder of the Gregorian sect, does not belong to the hay people, he is part of it. Arsasid dynasty and Tridat are also of Persian origin. The vast majority of historians agree on this. In addition, there are those who claim that St. Geregor is Turkish and that he is the same person as Dede Korkut. Moreover, since haylar had no writing languages, St. Gregor used Grecia and Syriacia to spread Christianity. It is also important to note the role turkish plays in Gregorian religious education during this period.

The fact that the pre-Christian beliefs of Armenians have a mixed structure suggests that the so-called Armenian society today consists not only of a race, but of various communities of different races, cultures and faiths in a geography called Armenia. These groups, which are known as 'Armenian' partners in the region where they live, later united under the umbrella of Christianity and congreased under the same common name. The monotheist belief seen in these so-called Armenian communities is linked to the presence of Turks living in the Armenian region. Furthermore, taking into account the similarities of the so-called Armenian communities with ancient Turks, from dead burial menstruation to festive festivities, tombstones, sacrifi sacrifice ceremonies and natural cults, it can be concluded that the so-called Armenian nation today is a 'reconciled' community of groups such as Turks, Hay, Persian, Assymyani and Grecies. To put it briefly, i.e. Before the Gregorian sect of Christianity appeared on the history scene, there were various races in the geography where this sect appeared and became widespread." (22)

So much so that when Surp Krikor Lusavoric was washing the temples, the armenians and the locals opposed and resisted.

"Where Gregoire and his companions first stopped by; aschtischat, which is considered the most important "trinity" of the pagan period and where the temple is located allocated to the trio of Anahita, Astik and Vahakn; After the terrible clashes, it is ed that a church was built here and that it was the "Mother of the Armenian Church" (The Main Armenian Church). Toumebize, in Daron's hometown, next to Aschtischaf, Vahakn. It states that during the fall of the tripartus temple dedicated to Anahita and Astig, there were terrible clashes and much blood shed, after which the pagan temple was destroyed and the first Armenian Church was founded there." (23)

With all these facts in mind, Armenians describe everywhere they live and migrate to Armenia. As if that weren't enough, they are trying to take refuge in the three-hundred-year history of the Armenian Kingdom of Kiliya. None of this is incompatible with reality. In these lands, whether they say kingdom, principality, feudal structure, vassalism or state, they have always lived as minorities alongside other peoples who are real. "AHPARİG, LET'S TELL SOME HISTORY TO THE STONES?" previously written by Cem Cüneyd Canan. (April 20, 2019 www. cccanan.com) he described when Armenians appeared in the history of B.C. From there, let's look chronologically at what the Armenians do here, how they last their existence. To make the details of chronological titles the subject of another article based on historical sources; Let's see together what kind of history the Armenians really have.

But I've seen that the chronology I've prepared has now passed two hundred books. This is no longer even the subject of another article. If I looked at making books, I unfortunately did not have the opportunity to publish even my 8-volume book, which I had prepared before. While some of the venerable people have all kinds of resources for welcome-send-offs and welcome costs, they are also ed to serve as heavily as the officers of the security forces can, while those who look at the eye babies of others to fulfill every look of power, why should they look at the book... Round value, the unit of the Ministry of Culture in a province or the Special Administration with the Governor's Office, the Mayor's Office says we do not have money, how will it work, how will it produce, how will you spend time?

If I go back to the subject, with one or two titles for every hundred years, I will again stick to chronology and present to you the LIES that armenians continue to tell. Let us see what concessions and lies the Caucasus and Kilicia Armenian Kingdoms, Parthians, Sassanids, Emdouhs, Arabs, Seljuks, Mongols and Ottomans have come to this day under the auspices of the Armenians and historians. If we want to see...

Vonones of the 18-34 A.D. Part Dynasty brought the Armenians together and constituted an administration. Rome did not recognize this rule and replaced it with Prince Zenon of Pontus. Roman patronage began in the lands where the Armenians lived.

Vologesus I, King of 53 A.D., captured Dikranager (DIYARBAKIR) and sat his brother Dırtad I on the Armenian throne.

A.D. 161 Part Ruler Vağarş III took over an Arsaguni named Pakaros without recognizing the Roman ruler.

In 197 A.D., Roman Emperor Septimus Severus began fighting the Parthus again. Part cities SELEUKEİA plundered KTESIPHON. This time, the Armenians sided with the Parthies.

The Sâsâni entered the Armenian territory in 252 A.D., captured the throne after the escape of King Dırtad II, and the country was taken over by The Son of Sâsâni Emperor Sâpûr I. Hürmüz.

298 A.D. Roman domination began southwest of the Lake Van Basin. The most important city of this region, TİGRANOKERTA/ERZEN, was dominated by Rome. As a result of the NUSAYBİN Treaty between Rome and the Sâsânî, the ERZEN region remained under Roman rule directly until 330.

363 A.D. The new Roman emperor, Iovianos Sâsâni, was forced to withdraw because he failed to follow an effective strategy in the face of his attacks and agreed to a peace deal with The Sâsâni Emperor Sâpûr II. According to this agreement, Byzzantine, SINGARA, NİsİBIS, ARZEN, MOGK, CÝZRE, REHİmENE and HAKKARI agreed to leave their land to the Sâsâni. In addition, the emperor guaranteed that he would not help the Armenians, his greatest ally in the east, at the request of Sâpûr II.

After the success of the Sâsânî a.D. 364, the treaties of 364 and 387 took over the Southern and Northern Sâsânî, especially in the Armenia region.

As a result of mediation attempts by The Governor of ARMENIA (marzban) Sünikli Vasak, who is said to have voluntarily accepted Mazdaism in the face of the growth of the Armenian rebellion of 451 A.D., Yezdigerd II has published an edict that the Christian faith is free and that they will be pardoned if they surrender to the rebels. On this promise, a significant number of the overlords withs withs withs withsled their support for the rebels; However, Vartan Mamigonyan and those around him continued the rebellion. As a result, the rebels were defeated in the battle for the square on the AVARAYR Plain off the coast of Akcay, and as many as 1,000 Armenian rebels, including Vartan Mamigonyan, were killed.

In 591 A.D., under the Byzantine emperor Maurikios, the treaty was made during the aristpency of Husâni, the legitimate successor of the Sâsâni against Behram Chupin, who seized the Throne of Sâsânî from Iran, and the Armenian region was shared between the two states in favor of Rome. Due to the help of the Byzantine emperor to ascend to the throne of Husrev, much of the Territory of Armenia was left to the Byzantine Empire after the capture of the throne.

A.D. 613-614 Sâsânîler captured the entire region of ANTITAKYA, DİmASK, TARSUS, JERUSALEM and Armenia.

Habîb b. Mesleme, who entered the Armenian region in 645 A.D., took over Kâlîkalâ (Theodosiopolis), ERZURUM, located in the north of the Armenian region, and then obeyed MORALS, MUCUS (MOKK) and ERCİş in the Armenian region.

In 705 A.D., islamic conquests accelerated with the change in the center of the caliphate. Anatolia, AZERBAIJAN, North Africa, Andalus and Central Asia regions carried out in the futuhattan Armenian region has also had its share.

In 732-733 A.D., Mesleme failed against the Casps and was replaced by Mervân b. Mohammed was appointed governor of AZERBAIJAN and Armenia. During the Armenian governorship of Mervân b. Mohammed, he fought with the Armenians who rebelled and suppressed the rebellions in order to take advantage of the complex situation the Emevî were in this region.

A.D. 852-853 Boğâ al-Kebîr marched from the north on the leader of the rebellion, Asot Ardzrûnî (826-851). Vaspuragan judge Asot, who was left alone in the face of the Abbâsî army, was captured by Boğâ al-Kebîr and sent to SAMERRA, where he was executed. Boğâ al-Kebîr continued the further operation and captured TIFLİS. Thus, thanks to the Turkish soldiers in the army of the caliphate, a definite Abbâsî domination was achieved in the Armenian region, especially in the VAN Lake Basin.

Although he was honored with the title of king by the Byzantine emperor Basileios I in 885-886 A.D., Simbat had to pay taxes to his Abbâsî caliph every year. He is also king of Armenian, but he is also a king of The Asot b. Simbat was first a follower of the Abbâsîs to the governor of Armenia in DEBİl/DVİn, and then to the caliph in Baghdad.

With byzantine support of A.D. 922 A.D., the period Asot Erkat from Istanbul had a full-fledged terror mood in the region, walking on armenian princes located next to Yûsuf in the Armenian region. However, because he could not establish complete dominance in the Armenian region, he obeyed Yisuf, who came to AZERBAIJAN after his release from BAGHDAD in 922. He was optimistic about Asot's behavior and appointed him king of Armenia. Abbâsî caliph Able-Billah also honored Asot with the title of "Headquarters".

David, the Georgian king of 998 A.D., held the APAHUNIK region from 993 to 998. Georgians, especially in the northern part of this region, MALAZGİRT, ERCİş and ELEŞKİRT/VALAŞKERT sections established their dominance and put pressure on the cities on the northern border of the region and LAKE VAN. They also took advantage of the depression of the Mervâns and attempted to take over these cities from time to time. In this sentence, the Georgians surrounded moral ity in 998 when Abu Ali Hassan died in amîd and was replaced by Mümehhiduddevle.

1013 A.D. After the successes, they congratulated Abu Nasr through the envoys of AmİD judge Ibn Dimne, Abbâsî caliph Kadir Billah, Iraqi Buveyhî ruler Sultanuddevle, His Holy Caliph Hakim-Billah and byzantine emperor Basileios II. Abu Nasr Ahmed, the caliph of Abbâsî, was named Nâsruddevle and the Fâtımî caliph gave the titles of Izzüddevle. As can be seen from this situation, the mervâns, which are an indispensable element for AL-JAZEERA and ERMENİYYE, are wanted to be attracted to their side by the political elements of the region, which shows that they are an important element in the politics of al-JACIRE region.

When Senekerim, the former king of 1021 A.D. VASPURAGAN, left vaspuragan region to settle in SIVAS in Central Anatolia, 14,000 family members followed him even though they had families with them. When the Byzantine Empire captured the VASPURAGAN region, there were 10 cities, 72 castles and around 4,000 villages. The Byzantine Empire had this land as a result of an end. Thus, the population of the eastern and southern regions of LAKE VAN decreased considerably. The Armenians who went to Central Anatolia were not enough to armenianize this region. In addition, the Byzantine Empire eased the future Turkish conquest and settlement of eastern Anatolia, especially the VASPURAGAN region, after such population movements. According to this treaty, the Byzantine Empire has joined the regions from the south of THE BARGIRI to the south, from the north of the CELEMERIC/HAKKARI to the west, from the west of the GREAT AGPAG (HATAMAKERT/BAŞKALE, HOŞAP) region in the south to the hoy, selmas line in the east. In addition, the MALAZGİRT region, which was previously taken from Muslims, was included in the VASPURAGAN region.

During the successors of A.D. 1044 Gagik I, the city of ANI began to rapidly remnant and was annexed to the Byzantine Empire.

The city of ANI, 1124 A.D., was first restrained by georgians during the time of Georgian King Davit II. After the annexation of ANI and its airport to the Kingdom of Georgia, Armenian Zahari was given as a groom to the reigning dynasty.

A.D. 1222 Mongols continued on their way to the CAUCASUS after surpassing the SİrVAN DERBENT. There were many other nationals living here, other than ALAN, LEZİ (Lezgi) and Turks. The Mongols first killed many of the people of LEGZI. The Mongols have gone on violent attacks against those who oppose and hostility to them in this region. When the Mongols who fought with alan people did not succeed in the war with them, they signed a peace treaty with kipçaklar and prevented their attacks against them by giving them goods, money and clothes. They then attacked the FIELDS and took control of them. The Mongols subsequently attacked the KIPÇAKs where they made peace, seizing more from them than the goods, money and clothes they gave during the peace treaty. When the Mongols came to SEDDAK, where the Kıpçaks resided, most of the Kıpçaks had to leave.

After the first Mongolian-Armenian encounter in 1229 A.D., the mongols' original conquests and settlements in Armenia and Georgia were during the Ögeday Khan period, when Tsarmoğan Noyan was ed to the region in 1229. Since then, mongols' advances in the CAUCASUS and ANATOLIA have become increasingly frequent and events have improved in the form of Armenians' nature to Mongols. In this section, relations beginning with the Mongol Empire and developing until the ilhanians period are also known.

A.D. 1302 The Memlûks returned in 1302 with the intention of punishing the Armenian King for participating in the 1299 expedition, plundering the area of Sis and its passing, and again compelled the Armenian king to become a natural for the Memlûks. Nevertheless, armenians joined the Damascus campaign in 1303. (24)

At the beginning of the series of articles, I said, "I will try to draw your attention to some of the allegations by looking at theology, theology and mythology to the depth of history, albeit with the beginnings of the line, to explain the armenians who have been thrown to different parts of the world, in which country, in what number they live, and the reasons for their migration to those countries, even if my pen is a little long." I will now share the resources we will find answers to the alleged genocide of the Armenians, one of their greatest lies.

IT'S GOING TO GO ON

SOURCE;

20 Yildiz Deveci Bozkuş, Religion in Armenians in Another Way

21 Emin Şıhaliyev, Armenia-Azerbaijan Conflict with The Dimension of International Relations

22 Yildiz Deveci Bozkuş, Religion in Armenians in Another Way

23 Prof. Dr. Abdurrahman Küçük, Gregorian Armenian Church Formation and Attitude towards Consul Decisions

24 Kemal Taşcı, Van Lake Basin during Seljuks' Time

Kenan Mutlu Gürses


Rogg & Nok Sanal Hafıza Bölümü Haber Servisi:- Rogg & Nok ANTİ-TERRORİSM Araştırma Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazı, fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. Ekonomik Veriler Bilgilendirme Amaclidir.Kullanimindan Dogacak Sorunlardan Sitemiz Sorumlu Degildir.