20 Mayıs 2019 Pazartesi 16:30:21
» DEDİKODUSUZ YAŞAM

DEDİKODUSUZ YAŞAM - ÖZDEN İLHAN

Paylas
DEDİKODUSUZ YAŞAM
- 09 Mart 2019, Cumartesi 09:39:18
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Başka insanlarla ilgili laf etmek hiç kimsenin üstüne vazife olmamasına rağmen, neredeyse bütün toplumlarda olan kıskançlık ve haset duygusu nedeniyle kaçınılmaz olarak başkaları ile ilgili laf edilir.

Prof. Frank Pattlo, “Kıskançlık ve haset etmenin doğuştan gelen değil, sonradan öğrenilen bir duygu olduğunu “ söyler. Yani kıskançlığın kültürel tutumlar ve alışkanlıklar tarafından belirlenen öğrenilmiş bir tepki olduğudur.

İnsanların birbirine imrenmesi gayet insani bir duygudur.   Bu vesile ile kendini daha da geliştirebilir.  Ama ulaşmak isteyip ulaşamadığı zaman imrenme duygusunun, arttıkça kıskançlığa dönüşmesi ve daha da şiddetlenmesi durumunda hasette dönüşmesi, hasettin artmasıyla saldırganlığa, dedikoduya ve iftiraya dönüştürerek, isteğini sağlamaya çalışmak hastalıktır. Haset güçlü ve yeri geldiğinde yıkıcı olabilen bir duygudur!

Bu tür duyguların temelinde özgüven eksikliği ve yetersizlik hissi yatar.

Başarılı mısınız, mutlum usunuz, güzel veya yakışıklı mısınız,  ondan daha çok saygı ve sevgimi görüyorsunuz?,vb. gibi nedenlerle karşı tarafın kıskançlık ve çekememezliğiyle karşı karşıya kalırsınız.

 Eğer yanınızda olmayan bir kişi hakkında konuşuyorsanız dedikodu, olmayan bir şeyi o kişiye olmuş gibi anlatıyorsanız bu da bir iftiradır.

Bu duyguyu tanıyıp, bakış açınızı değiştirip, karşınızdaki insanın yerine kendinizi koyabilirseniz dedikodudan uzak durmayı başarırsınız.

Dedikodu, bazen gerçeklere dayanan, bazen ise gerçeklerle alakası olmayan bir bilgi alışverişidir, diyebiliriz. Kültürden kültüre fark eder. 

Gerçekte dedikodu yapmak, tek bir cinse özgü bir durum değildir. Sanki sadece kadınlar yaparmış gibi ortalıkta algı yaratılır.  İngiltere'de 5 bin kişiyle yapılan anketten çıkan sonuca göre erkekler, kadınlardan daha çok dedikoduyu seviyor. Araştırma sonuçları erkeklerin günde yaklaşık 76 dakikalarını, kadınlar ise 52 dakikasını dedikoduya ayırıyor.
 Erkeklerin dedikodusunu yapmayı sevdikleri konuların başında günlük haberler, terfiler, cinsellik ve para geliyor.

ABD’de yapılan bir araştırma sonucuna göre de, dedikodu yapanların stresten uzak yaşadıklarını, dedikodu yaparak stresi yendikleri, daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmıştır.

Dedikodu, eğer başkalarına zarar vermiyorsa, yaşanmış olaylar konuşuluyorsa ve karşı tarafın ruhunu yaralamayacaksa, hatta onun hayatına olumlu yansıyacaksa, bunda bence de sakınca yoktur. Hissedildiğinde burada yanlış olan şey bize ait olan bu duygu değil, bu duyguyla ettiğimiz söz ve davranışlarımızdır.

Ancak bizim kültürümüzde bu, böyle değil. Dedikodular son derece ağır olabiliyor.  Gerçeği saptırarak atılan iftiralar can yakıyor. Dedikodu yüzünden hayatı kâbusa dönüşen insanlara rastlıyoruz.  Canları yandığı için geceler boyunca uyuyamayanları, depresyona girenleri, ağlama krizleri geçirenleri, yıkılan yuvaları düşünürsek,  ciddi bir sorun ile karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkar.

Dedikodu ve iftira,  “ aman benden duyduğunu söyleme, aramızda kalsın. Bende başkasının yalancısıyım” gibi sözcüklerle başlar. Yapan kişinin bastırdığı duygularını, gizlediği suçlarını, hırslarını ve kıskançlıklarını yansıtır. İftiranın kökeninde bilinçaltındaki intikam duygusu yatar.  Bu tür insanların yanlarında çanta gibi taşıdıkları kendine körü körüne bağlı arkadaşları vardır. Bu kişiler, ondan duyduklarını sorgulamadan başkalarına yetiştirmeyi, bir görev haline getirmişlerdir. Anlatmazsa dayanamayıp çatlayacak kişiliktedirler. Bazen iyilik yaptığını sanarak, dedikoduyu ilgilisine iletmek için can atarlar!

Başkalarının iftira ve dedikodusuna önem verip kendinizi savunmaya çalışırsanız, birçok kişiyi de yapılan çirkin iftiradan haberdar etmiş olursunuz. Yani çırpındıkça batarsınız.

Atalarımızın çok güzel ifade ettiği gibi olay, "çamur at izi kalsın" mevzusudur. Araştırsanız da sonu gelmez, hırpalanma süreci yaşarsınız. Bu, kanunlar önünde de suçtur. Eğer iftira veya dedikodunun kimden çıktığınızı bilirseniz, o kişinin ceza almasını da sağlayabilirsiniz.  

Peki, dedikodusuz bir yaşam olur mu?  Kendimizi dedikodudan nasıl koruruz? Ben dedikodudan nasıl uzak duruyorum?

Yaşadığımız süreçte hepimiz deneyimler kazanıyoruz. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz günden güne farklılaşıp değişebiliyor. Dolayısıyla kimin ne dediği üzerine bir hayat kurarsanız, küçük beyinli insanların sizleri üzmesine izin verirsiniz. Onların da istediği budur. 

Mevlâna “dertli insan içi duman dolu bir odaya benzer. Onu dinlemek, o odaya bir pencere açmak gibidir.”, der.  Çok samimi ve kendinize yakın kişilerle dertleşirsiniz.  Onun yakın  dert ortağı olabilirsiniz. Hiç bir yargılama ve yorum yapmadan,  karşınızdakini dinlemeniz gerekir. Karşıya kurduğunuz cümleler yapıcı özellikler taşımalıdır.  Dertleşme orada kalmalıdır. Üçünü şahıslara anlatılmamalıdır.  Amerika’ da yapılan araştırma bu kapsama girmektedir. Çevrenizde hepinizin ruhunu dinlendirip size güzel enerji veren insanlar vardır. Sizi rahatlatır.

Dedikodudan uzak kalmak istiyorsanız, unutmamanız gereken şey;” dedikodu dinleyen dedikodu yapan kadar hatalıdır.”, cümlesini ilke edinmektir.

Size dedikodu yapmak isteyene sorun; “ sen bu dedikodu yapılırken oradaydın ve onları dinledin,   öyle değil mi? “Evet, ama “ sözcüklerinin tamamını dinlemeden,  “sende onları dinlemişsin, demek ki, dedikoduya sende katılmışsın,   birde onların söylediklerini bana ileterek, onların dedikodusunu da bana yapacaksın!” diyerek,  size anlatmasını engelleyiniz. Ne anlatmak istediğini merak etmeyiniz. Merak eder, dinlerseniz, üzülen taraf olursunuz ve dedikoduyu çıkaran kişiyi mutlu edersiniz.

Bu hayatta en özelinizi bilen bir tek sizsiniz! Neyin doğru neyin yanlış olduğunu sizden daha iyi bilen kimse yoktur. Aynı şekilde siz de, karşıdaki insanın özel hayatını bütünüyle bilemezsiniz.

Bize düşen görev bu tür insanlara “ acaba? ,  “ Ateş olmayan yerden duman çıkmaz!  “ Diyerek onu tasdik etmemek gerekiyor. Bu dedikoducuya karşıya verebilecek en büyük ders; ona laf taşınmanın ayıp olduğunu ve kendisinin de dedikoduculuk yaptığını söylemek gerekiyor.  Unutmayın ki, dedikodu yapan ve dedikodu taşıyan kişi, sizin de dedikodunuzu yapacaktır!

Etrafınızda gereksiz dedikodu üreten insanlara, prim vermemeniz gerekiyor.  Enerjinizi çalan, sizi mutsuz eden, strese sokan insanların yerine, sizi yukarıya taşıyan, önemseyen, değer veren sizin hayatınıza bir şeyler katan kendiyle barışık insanlara yer açmalısınız.  O zaman kıskançlık, dedikodu, laf yarışı gibi sığ durumlarla muhatap olmazsınız!

O halde, bize karşı hiç sorumluluğu bulunmayan insanların dedikodularını dinleyerek, onları hayatımıza neden dâhil edelim ki!   

 


E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir