Down sendromu, Devlet Bahçesinde cevapsız Sorular, Soruların arasındaki cevapları bulmak işte tüm sorun bu…
Şöyle ki; Devlet Bahçesinde Cevaplar: Trajikomik Bir Metafor ile anlatım…
Trajikomik Bir Metafor ile Analitik Zeka ve Siyaset Üzerine değerlendirme yapıyorum…
Güncel siyasette; bir Analitik zeka kullananlar, bir analitik düşünerek zekaların kullanarak üretenler, bir analitik düşünmeden zekaların kullanmadan yönetilen zekalar… Yönetim ve yönetilen zekaların arasındaki farkına varmadan ve de olanları görmeden yaşayan zekalar… buna psikolojide Down sendromu (Mongolizm) adı verilir ve de siyasette tanımlanır… Bu tür zekaya sahip olan kişiler Siyasette yöneten zekaları kalkanı olarak Kullanırlar işte konumuz bu…
Analitik Zeka ile Yönetilen Bahçede Kim Kimdir?
labirentinde, analitik zekanın rehberliğinde yol alanlar ile düşünmeden sürüklenenler arasında ince bir çizgi vardır. Bir yanda analitik düşünerek üreten, sorgulayan ve yöneten zekalar; diğer yanda ise sorgulamadan, olanları anlamadan yaşayan ve yönetilen zekalar bulunur. Psikolojide Down sendromu (Mongolizm) olarak tanımlanan farklı zeka biçimleri, siyasette de metaforik olarak bir grup insanı temsil edebilir. Bu tür zekaya sahip olanlar, çoğu zaman yönetici zekaları kendi kalkanları olarak kullanırlar ve sistemin içinde kendilerini korunaklı hissetmek için bu ilişkiyi sürdürürler.
Bahçede Zekaların Rol Dağılımı
Bahçenin kenarında toplanan kalabalıkta, kimlerin analitik zekayı kullandığı, kimlerin ise yalnızca yönlendirildiği kolayca ayırt edilemez. Bahçeyi sulayan, budayan ve sahiplenenler, genellikle yönetici zeka rolündeyken; çitlerin ardında sessizce bekleyen ya da gölgede oturanlar, yönetilen zekaların sembolüdür. Siyasetin trajikomik sahnesinde, bu iki grup arasındaki diyalog ve çatışmalar, bahçede hangi çiçeğin açacağına, hangi ağacın gölge yapacağına karar verir.
Yönetilen Zekalar ve Kalkan Olarak Kullanılan Güç
Yönetilen zekalar, çoğu zaman kendi kararlarını almadan, mevcut düzenin içinde kaybolurlar. Bu kişiler, siyasette yöneten zekaları bir kalkan gibi kullanıp, sorumluluk almaktan kaçınırlar. Bahçede devleti simgeleyen figürlerin arkasında duran, kendi varlığını yönetici zekanın gölgesinde sürdüren bu grup, toplumsal yapının sessiz ama etkili bir parçasıdır. İşte bu noktada, bahçedeki soruların cevabı, kimlerin sorguladığı ve kimlerin sorgulamadan yaşadığıyla doğrudan ilişkilidir.
Bahçede Açan Çiçekler ve Sessiz Cevaplar
Devlet bahçesinde, cevaplar bazen en sessiz köşede, bazen de en gürültülü masanın üzerinde saklıdır. Siyasetin trajikomik metaforunda, analitik zekayla yönetilenler ve yönetilen zekalar arasında oluşan fark, bahçenin hangi köşesinde neyin büyüyeceğini belirler. Sonuçta, bahçedeki her birey bir çiçek; ama kimin ne zaman açacağı, kimin ne zaman solacağı, yine soruların içinde gizli.
Soruların İçinde Cevaplar Saklı olgularda, Bir Sorgulama Analiz Yapalım…
Günümüzün karmaşık ve ironik düzeninde, soruların cevaplara gizlendiği bir oyunda, hep birlikte bahçenin kenarına toplanıyoruz. Bahçede kimler var? Kim dışarıda, kim içeride? Hangi çiçek sulanır, hangisi budanır? Bu bahçede “devlet” denen şeyin, çitlerin ardında mı, ortasında mı yoksa yol kenarındaki bankta güneşlenen kedide mi saklandığını anlamak, işte tam da bu soruların cevabında gizli.
Bahçedekilere Neden Devlet Deriz? Metaforik Bir Bakış
Bir bahçeye bakıp, içindeki bir avuç insanı “devlet” diye çağırmak, aslında toprakla uğraşıp elini çamura bulamanın inceliğine benzer. Bahçede kimler var, neden oradalar ve neden onlara “devlet” deriz? Belki bahçeyi sulayan hortumu elinde tutanın adı devlettir, belki de bahçedeki en yaşlı ağacın gölgesinde oturan, “ben burada her şeyi görürüm” diyen yaşlı kadındır. Bahçede kimi zaman çitlerin arkasında kalan; bazen ise elinde makasla gül budayan bir “bahçıvan” misali, devlet kime denir, kimdir, sorunun cevabı, belki de bahçedekilerin birbirine bakışında ve hangi çiçeğin ne zaman sulandığında saklıdır.
Hain Kimdir, Terörist Kimdir? Sınırları Bulanık Tanımlar
Bahçedeki laleleri kim devirdi, güllerin yapraklarını kim yoldu? Hainlik, bir gece ansızın bahçeyi farelere açmak mıdır, yoksa bahçenin duvarına grafiti yapan çocuğu azarlamamak mı? Terörist, bahçenin ortasında hoplayıp zıplayan ve çimenleri ezen midir, yoksa her bahar aynı yerde yeni bir çiçek açmasını istemeyen midir? Günümüzde hain ile vatanseverin, terörist ile direnişçinin arasındaki o incecik, neredeyse görünmez çizgi, kimi zaman bahçenin gölgelerinde kaybolur gider. Dün hain dediğine bugün "bizden" diyen de çoktur; çünkü bahçede yer değiştirmek kolay, ama aynı sulama suyunu paylaşmak zordur.
Siyasette Bahçe Bekçileri ve Koruyucular
Bahçede bir köşe seçip “ben sadece papatyaları korurum” diyenle, “ben buraların en eski gülüyüm” diyerek sahiplilik ilan eden arasında geçen kavgalar, siyasetin trajikomik perdesinde sıkça sahnelenir. “Hainleri, teröristleri koruyanlar” suçlaması, bazen bahçede yanlışlıkla köpekleri besleyen komşuya, bazen de bahçenin duvarına yaslanıp gölge yapanlara yapılır. Siyasi arenada suçlamalar, bahçedeki rüzgâr gibi, bir döner, bir savurur; ama hiçbir zaman köklerin altına inmez.
Terörsüz Türkiye Raporu: Bahçede Hangi Çiçek Açacak?
Ve işte MHP’li milletvekilleri, ellerinde “Terörsüz Türkiye” raporu, bahçenin tam ortasında bir masa kurar. Ama masanın üstünde hangi çiçek var, hangi tohum hangi toprakta yeşerecek, kimse netleşmez. Raporda yazanlar, belki de bahçedeki en gürültüsüz köşede, fısıltıyla konuşulmaya devam eder. “Terörsüz bir bahçe mümkün mü?” sorusu, yine cevabını toprağa bırakarak, bahçenin eski sahiplerinin gölgesinde sessizce büyür.
Sonuç: Sorular Cevaplarda Saklı
Son tahlilde, bu bahçede kim “devlet”tir, kim “hain”dir, kim “koruyucu”dur, cevaplar sorulardadır. Herkesin gözleriyle gördüğü, kulaklarıyla işittiği farklı, ama ortak bir gerçek var: Bu bahçede, ne çiçeklerin rengi sabittir ne de gölgesini en çok kim yapar bellidir. Söylemek serbest; ama hangi köşede hangi cevap saklı, onu bulmak okura kalmıştır. Çünkü bu düzende, belki de en büyük gerçek, her bir çiçeğin, kökünde sakladığı hikâyedir.
Bu Düzende CEVAPLAR SORULARDA saklı ve de mantık çerçevesinde düşünün Devlet, Hainlik ve Terörizm Üzerine İsterseniz Tartışma Yapalım…
Siyasi ve Hukuki Çerçevede Tanımlar ve Güncel Yaklaşımlar
Toplumsal ve siyasi tartışmalarda sıkça karşılaşılan "hain", "terörist" ve bu kişileri koruyanlar gibi kavramlar, özellikle siyaset gündeminde önemli yer tutmaktadır. Bu kavramların hukuki ve toplumsal anlamları, her dönemde değişiklik gösterebilmekte ve kimi zaman siyasi tartışmaların merkezinde yer alabilmektedir.
Devlet İçindeki Hain Kimdir?
Türk Dil Kurumu'na göre "hain", kendi ülkesine, milletine, davasına ihanet eden, onları satan veya zarar veren kimse olarak tanımlanır. Devlet içindeki hain ise, devletin güvenliğini, bütünlüğünü ve çıkarlarını bilerek zedeleyen, gizli ya da açık bir şekilde düşmanla iş birliği yapan kişidir. Ancak bu tanımlama, kimi zaman siyasi çıkarlar doğrultusunda farklı anlamlara çekilebilir. Yani birisi için "hain" olan, başka bir düşünceye sahip kişi veya grup için "vatansever" olarak da görülebilir. Bu nedenle "hain" kavramı çoğu zaman siyasi bir söylem aracı olarak kullanılır.
Terörist Kime Denir?
Terörist, Türk Ceza Kanunu’nda ve uluslararası hukukta, toplumda korku ve panik yaratmak, devletin otoritesini sarsmak, anayasal düzeni değiştirmek amacıyla şiddet ve tehdit yoluyla suç işleyen kişi olarak tanımlanır. Burada önemli olan, şiddet ve baskı unsurlarının bulunmasıdır. Bir kişi ya da grubun terörist olarak tanımlanabilmesi için, bu tür eylemlerde bulunması ve bu eylemlerin yasal düzenlemeler çerçevesinde suç teşkil etmesi gerekir. Terör kavramı, siyasi amaçlar doğrultusunda farklı şekillerde de kullanılabilmektedir.
Siyasette Bu Kişileri Korumak Ne Anlama Gelir?
Siyasette, "hain" veya "terörist" olarak nitelendirilen kişileri veya grupları koruyanlara, günlük dilde genellikle "yardım ve yataklık eden" veya "destekçi" denir. Hukuki olarak ise, terör örgütüne yardım ve yataklık etmek, propagandasını yapmak veya terör eylemlerini övmek suçtur. Ancak siyasi arenada bu kavramlar çoğunlukla bir itham veya suçlama olarak kullanılır ve her zaman somut delillere dayanmaz. Siyasi mücadelede, karşıt görüşteki kişiler bu tür ağır ithamlarla karşılaşabilir. Bu nedenle, bir kişiye veya gruba "terörist" ya da "hain" demek ve onları koruyanları suçlamak, çoğu zaman hukuki değil, siyasi bir tavırdır.
Güncel Dönemde Yaklaşımlar
Günümüzde siyasi partiler ve milletvekilleri, toplumsal barışı ve devletin güvenliğini koruma amacıyla çeşitli raporlar hazırlamaktadır. Örneğin, MHP’li milletvekillerinin hazırladığı “Terörsüz Türkiye” raporu, terörün önlenmesi ve toplumsal huzurun sağlanması için öneriler sunmaktadır. Ancak, terörle mücadele ve hainlikle ilgili suçlamaların iç siyasette sıkça kullanılması, kavramların içinin boşalmasına ve toplumsal kutuplaşmaya yol açabilmektedir. Sonuçta, bu tür kavramların tanımı ve uygulanması, hukuki zeminde ve kanıtlarla ele alınmalıdır.
Devlet içindeki hain, terörist ve onları koruyanlar gibi kavramların hukuki ve toplumsal olarak net tanımları olmakla birlikte, günümüz siyasetinde bu kavramlar çoğu zaman siyasi argüman olarak kullanılmaktadır. Soruların cevaplarının açıkça verilmemesi veya tartışmaya açık olması ise, siyasal iletişimde bu kavramların gücünden kaynaklanmaktadır. Atalarımızın dediği gibi, "Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır" bu kavramların kullanımı da, her dönemin siyasi atmosferine göre değişebilir.
İşte benimde yoğurt yiyişim böyle, şöyle ki özetle; yukarıda anlatım çerçevesinde; Pekâlâ günümüzde Trajikomik ve metafor yaparak düşünelim kur bahçede o kişi veya kişilere devlet adı niçin verilir? Devlet kime denir?? Günümüzde Devlet içindeki Hain veya siyasi yönden Hainler kim, Terörist kime denir, siyasette bunları koruyanlara ne denir??? İşte bunları cevabı yok ama şimdiki düzende CEVAPLAR SORULARDA saklı… Evet, bu düzende; soruların cevapları verilmeden MHP'li milletvekilleri 'Terörsüz Türkiye' raporunu tamamladı… Yorum sizlerin…
Haberlere yansıyan biçiminde; Terörist başına sayın denmesi üzerine Sn. olarak belirtilen kişilere dikkat edelim…
MHP Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, Tokat Milletvekili Yücel Bulut ve Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, sosyal medya hesaplarından, "Terörsüz Türkiye" raporuna ilişkin paylaşımda bulundu.
MHP Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Milli birlik, huzur ve kardeşliğin kökleştiği güçlü bir Türkiye’yi inşa etmenin motivasyonu ile yürüttüğümüz çalışmaların temel gayesi milletimizi güvenli bir geleceğe taşımak ve devletimizin ilanihaye varlığıdır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi üyeleri olarak, 'Terörsüz Türkiye' başlıklı kapsamlı raporumuzu tamamlamış bulunuyoruz. Nihai olarak 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefi doğrultusunda hazırladığımız bu raporun hayırlı olmasını temenni ediyorum." ifadesini kullandı.
"MHP; MİLLET MENFAATİNE, DEVLETİN BEKASINA VE MİLLİ ONURUMUZA AYKIRI HİÇBİR POLİTİKANIN İÇERİNDE OLAMAZ"
MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut ise şunları kaydetti:
"Uzun bir çalışmanın neticesinde Genel Başkan Yardımcımız Sn.Feti Yıldız başkanlığında, Sakarya Milletvekilimiz Sn.Levent Bülbül ve Kırıkkale Milletvekilimiz Sn.Halil Öztürk’le birlikte Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na partimizin görüş ve düşüncelerini aktaracak nihai raporun tamamlanmasında son aşamaya geldik. Sonucun hayırlı olacağına, Türkiye’de kardeşlik duygularının bütünüyle egemen olacağı ve terörün son bulacağı yeni bir döneme girileceğine inanıyoruz. MHP; millet menfaatine, devletin bekasına ve milli onurumuza aykırı hiçbir politikanın içerinde olamaz. İnşallah sürecin sonunda, liderimizi ve bizleri pazarlıklar yapmakla ve taviz vermekle itham edenlerin utanacakları, milletimizin huzur ve barış iklimiyle kucaklaşacağı bir dönem başlayacaktır."
"NİHAİ HEDEFİMİZ TERÖRSÜZ TÜRKİYE, TERÖRSÜZ BÖLGE'DİR"
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk de, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Milliyetçi Hareket Partisi üyeleri olarak 'Terörsüz Türkiye' raporumuzu tamamladık. Komisyonda bulunan partilerle fikir ve düşüncelerimizi paylaşacağımız raporumuzun temel gayesi barış ve kardeşliğin hakim olduğu huzurlu Türkiye’dir. Nihai hedefimiz Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge’dir." dedi.
Bu çıkar siyasetinde benim son sözüm “ Yalandan kim ölmüş…”
Analitik düşünce ile sağlıklı ve de Siyasette Down sendromu (Mongolizm) olarak tanınmamaya, tanıtılmamaya dikkat ederek yaşayın…
Saygılar….
Cessur Demirali Gürsu







