16 Haziran 2019 Pazar 06:55:52
» Susmuyoruz; 19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelinin Atıldığı Tarihtir Makalesi hakkında....

Susmuyoruz; 19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelinin Atıldığı Tarihtir Makalesi hakkında....

Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Susmuyoruz; 19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelinin Atıldığı Tarihtir Makalesi hakkında....
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 19 Mayıs 2019, Pazar 22:07:31
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sayın R. S.,

Sizi kutlarım !!!

Yazınız yol gösterici !

Kime ;

Ait olduğunuz parti AKP'ye ..

Yol göstermiş , akıl vermişsiniz ...

Ama ;

17 senedir Türkiye'nin nereden nereye geldiğini ,

Elde avuçta hiç bir şey kalmadığını ,

Küresel düzenin isteklerine uyularak ;

TARIM ve HAYVANCILIĞIN nasıl çökertildiğini

Kenarından da olsa Cargill olayını,

NBŞ ile sürekli olarak zehirlenen Türk halkını,

Resmi %15 fakat gerçekte %20 üzerinde olan işssizliği ,

İflas eden yüzbinlerce esnafı ,

Konkordato ilan eden 70-80 yıllık şirketleri,

Dünyanın en yüksek enflasyonlarından birine neden sahip olduğumuzu ,

Onlarca yıl bekleyip de atanamayan , intihar eden gençleri,

Yurt dışına giden sayıları bilmem kaç ONBİNLER bilgili aydın gençleri,

Paralarıyla birlikte kaçan sermaye sahiplerini ,

Bacası tütmeyen fabrikalarımızı ,

Ödenemez yerlere gelen borçlarımızı ,

 

Tulumbanın suyunu bitiren reisinizin halen Marmaris'te,

bilmem kaçıncı saray ve saraycıklarının neden halen inşa halinde olduğu ,

Sarayın kumu kalın olduğundan ayacıklarına kum batmasın diye

Karadeniz'den hangi gemilerle kum taşındığını,

Kesilen 50 bin ağacı ,

Yörede oturanların evlerinden kovulduğunu,

 

Neden Hiç bir ülkenin bize  borç bile vermediğini,

Borç veren tefecilerin neden normal faizin 5-6 katı faiz istediklerini ,

Neden ülkemizin KEFEN PARASININ dahi hazineye aktarıldığını,

Beli kırılan yargıyı ,

YSK'nın GEREKÇELİ KARARINI neden açıklamayamadığını,

Mazbatası çalınan İmamoğlu'nu ...

AKP ailesinden oluşan vakıf, dernek , cemaat ve tarikatlara;

verilmiş olan , garibanın hakkı , emeği , alın teri 850 milyon lirayı..

 

Sabah'ı almak için müteahhitlerden 600 milyon dolar toplayan BinAli'yi,

BinAli'nin Hollanda da sayısı bilinmeyen gemiciklerini ,

Man adası-Malta adası-Panama belgelerini ,

Değerli reisin sarayları - saraycıkları - sayısız uçakları - yüzlerce arabası

2-3 bin korumayla , yüzlerce araba konvoyu ile dolanmasını ,

 

Dünya değerleri sıralamalarında Afrika ülkelerinin dahi arkalarına neden düştüğümüzü,

Belediyelerinizin dağıtmış olduğu sayısının yüzbinleri aştığı söylenen BANKA KARTLARINI,

Eski bakan ; bürokratlarınıza neden belediyelerin kesesinden özel araba ve şöför tahsis ettiğinizi,

Yolsuzluk haberlerine neden hemen yayın yasağı koydurduğunuzu ,

 

Vakıflarınızda neden küçük çocuklara tecavüz edildiğini ,

Ordunun belinin neden kırılarak siyasallaştırıldığını ,

110 milyon dolara Çamlıca'da cami yapıp da ,

50 milyon dolara en stratejik kurum olan

Sakarya tank palet fabrikasının neden Katar'a verildiğini,

Araplara peş-keş çekilen vadileri , yaylaları , Çaykur'u  , ve nicelerini,

Tekel'in gerçek değerinin neden 32'de birine satıldığını,

Seka'nın neden 200'de biri değerine satıldığını ,

Şeker fabrikalarının paravan alıcılarla

nasıl DİŞLİ KARDEŞLERE devredildiğini,

 

Mühendis odalarının uyarılarına rağmen yeni havaalanının yanlış konumlandırılması nedeniyle

daha geçen gün yan rüzgarların etkin olduğu bu alana uçakların inememesini .

Küreselciler istediği için sorgusuz sualsiz 5 milyon Suriye'linin

ülkemizi DEMOGRAFİK yapısının değiştirilmesi için neden kontrolsuz alındığını ,

 

İhvan_ı Müslim'in peşinde giden reisin

sadece bu nedenle sınırdaşımız   Suriye'de rejim değiştirmeye çalıştığını,

Bu nedenle şehitler verdiğimizi, ekonominin dibe vurduğunu.

Reisin neden kendi ülkesinin de sınırlarını değiştirecek ,

küresel BOP projesinde EŞBAŞKAN olduğunu...

 

Ege'de işgal altında olan adalara karşın neden bir eylemsel duruş gösterilmediği...

 

Sayın R. S.,

Fabrikasız - tarımsız - sanayisiz - Bankasız kaldık.

Saygı duyulmayan , komşusuz , demokrasinin olmadığı,

Bir ülke olduk . pasaportumuz kabul görmüyor.

Tüm Cumhuriyet hükümetlerinin taş üstüne taş koyarak yaptığı,

Her şeyi , her şeyi , her şeyi SATTINIZ .

Tıpkı mirasyedi , haylaz , kumarbaz torunun sattığı dede mirası gibi .

Kendi ülkemizde maraba olduk.

Sattıklarınızla aldığınız borcun fazini bile ödeyemediniz.

Gelenden fazlasını harcayarak çıkar halkaları oluşturdunuz.

Kamunun parası aranızda paylaşıldı.

ÜLKE EKONOMİSİNİ ÇÖKERTTİNİZ...

 

Üst akıl dediğinizle işbirliği yaparak ,

kendi ordumuza kumpas kurdunuz .

Kozmik odayı fetöye açtınız.

Bu nedenle sayısı 800 üzerinde MİT ajanının deşifre olduğu,

ve katledildiği yazılıp söyleniyor.

 

Vicdanlı ve iyi ahlaklı olmak gerek !!!

Halen manifesto yayımlayıp da ,

Reis ve yamağının ;

YALAN YAPTIRIM VE SÖYLEMLERİYLE ,

TEHDİTLERLE , BÖLEREK , KORKUTARAK,

BALLI BÖREKLİ KAYMAKLI SOFRADA

KALMAK İSTİYORSUNUZ ..

 

Kenar durun da

Devleti ,

ÇALMAYAN ÇIRPMAYAN

İHALE YASASINI 180 kez değiştirmeyen,

İhalelerini TV üzerinden yayımlayan

iyi ahlaklı ve liyakatli insanlar yönetsin .

 

Gemide sadece sizler batsanız kılım kıpırdamaz ,

Çünkü,

Önerileri , uyarıları , dinlemediniz.

Güç sarhoşu oldunuz .

Astığınız astık ,kestiğiniz kestik.

AKP il,ilçe başkanlarını , gençlik kolları başkanlarını,

savcı , hakim yaptınız ...

HAK-HUKUK tanımıyorsunuz ...

Gerçek Fetöcüler sarayın içinde iken ,

Hapislerde yüzbini aşkın suçsuz var.

Bir yatakta vardiya ile 2-3 kişi uyuyor.

Çok zulüm yaptınız , çok ahh aldınız .

Tövbe etmeniz bile sizleri mahşerde kurtarmayacaktır.

 

ADALET yarın sizlere de gerek olacak !!!

Tıpkı Ergenekon, Balyoz savcı ve hakimlerine olduğu gibi.

 

Okuyun ve düşünün ,

Bu ülkeye ne kadar çok kötülük yaptığınızı ...

 

El insaf , el Vicdan, Minel İman ...

 

Naci Kaptan

Sayın Sadık Rıdvan Karluk hocam sizinde,19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelinin Atıldığı Tarihtir

 

Başlıklı ,aydınlatıcı , bilgilendirici  makaleniz aşağıdaki linkde de  yayımlanmıştır.

 

http://nacikaptan.com/?p=69265

 

kaleminiz var olsun .

 

Saygı ve selamlarımla

 

Naci Kaptan 

19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin Temelinin Atıldığı Tarihtir * Eğer Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayak basmasaydı, Türkiye Cumhuriyeti adıyla bir devlet bu topraklarda kurulamazdı. Çünkü Lozan Anlaşması imzalanamayacağı için Sevr (Sevres) Anlaşması yürürlüğe girecek, Anadolu’da Sevr’e göre Kürdistan ve Ermenistan devletleri kurulacak, sömürgeci Fransa, İngiltere, İtalya ve işgali Yunanistan Anadolu topraklarını paylaşacaktı

Prof.Dr. Sadık Rıdvan Karluk 

19 Mayıs 1919 Türkiye Cumhuriyeti’nin
Temelinin Atıldığı Tarihtir 


Bazı gençler arasında  “Lozan 100 yıl sonra sona erecek”  görüşünde olanların  var olduğu  da  bilinmelidir. Hukuk Fakültesi son sınıfta iki hanım öğrencim  derste, Lozan  Anlaşması’nın 2023 yılında sona ereceğini   lisede öğrettiklerini  söylemişlerdir. Ben bu öğrencileri ikna edemedim, çünkü beyinleri yıkanmıştı. Çünkü onlara Lozan’ın gizli maddeleri olduğu lisede öğretilmişti. Bunları söyleyenlerin niyetlerinin  ne olduğunu tahmin  etmek zor değildir.

Cumhurbaşkanı  Erdoğan  14 Aralık 2016 tarihinde   “Yaşadığımız bu dönem en az İstiklal harbi kadar zordur. Bugün adı konulmamış bir Sevr tehdidi ile karşı karşıyayız” diyerek  Sevr  Anlaşması’na  atıfta bulunmuştur:  “Sevr Anlaşması  Türk Milleti’ne kurulan büyük tuzaktır.” Bu  ifade bir kelime hariç (tuzak yerine suikast) büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ündür.

Osmanlı Devleti’nin 1920 yılında imzaladığı Sevr  Anlaşması, Türklere Orta Anadolu’da 120 bin kilometrekarelik bir bölgeyi bırakıyordu. Sevr, emekli Büyükelçi Osman Olcay’a göre Avrupa’da  102 oturumda hazırlanan 433 maddelik bir idam fermanıydı. (Sevr Andlaşmasına Doğru, AÜSBF Yayını, Ankara, 1981. http://kitaplar.ankara.edu.tr/dosyalar/pdf/054.pdf)

Sevr  paylaşımını hazırlayan ABD Başkanı Woodrow Wilson’dur. Wilson planın kabul edilmemesine  bozulmuş, Lozan’ı onaylamamıştır. Türk düşmanı İngiltere Başbakanı David Lloyd George  29 Ekim 1919 tarihinde  Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada  şunları söylemişti: “Dünyanın en zengin topraklarından biri olan geniş bir ülkeyi  Türk’ün mahvedici nüfuzundan azad eyledik. Medeniyet yüzlerce yıl bu yolda başarısızlığa uğradıktan sonra İngiltere bunu gerçekleştirdi.” (Taha Akyol, Bilinmeyen Lozan, İstanbul, 2014, s. 23).

Lloyd George’un Atatürk hakkında “İnsanlık tarihi birkaç yüzyılda bir dahi yetiştirebiliyor. Şu talihsizliğimize bakınız ki Küçük Asya’da çıktı. Hem de bize karşı. Elden ne gelebilirdi?” dediği söylense de, bu  konuda kanıt yoktur. Lloyd George’un  Birinci Dünya Savaşı anılarını bir araya getirdiği War Memoirs of David Lloyd George adlı  iki ciltlik kitapta bu yönde bir söz yer almamaktadır (http://www.on-island.net/History/LLoyd-George/v6.pdf). Ankara Üniversitesi  SBF’den arkadaşım ve meslektaşım Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Yakın Tarihin Gerçekleri kitabında da (s. 106)  bu sözün doğruluğunun belgelenemediğini belirtilmektedir. Belgelenmese bile bunun hiç önemi yoktur. İfade, bir gerçeğin açıklanmasıdır.

Sevr Anlaşması, Birinci  Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920 tarihinde  Paris’in batı banliyösü Sevr kasabasındaki Seramik Müzesi’nde (Musée National de Céramique) imzalanmıştır. Bu müzenin önünde de Ermeniler tarafından dikilmiş bir sözde Ermeni soykırım anıtı vardır. Anıtın neden oraya dikildiğini benim açıklamama gerek yoktur. Çünkü, “Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekidir.” (Mustafa Kemal Atatürk)

Mahatma Gandi  (Mohandas Karamçand Gandi) Sevr Anlaşması’nı adaletsizlik anıtı olarak adlandırmıştır: “Türkiye’ye barış diye imzalatılan bu anlaşma uzun süre yürürlükte kalırsa onur kırıcılığın ve insan yapısı adaletsizliğin bir anıtı olacaktır. Savaşta talihi yaver gitmedi diye kahraman ve cesur bir ırkın yok edilmeye çalışılması insanlığın bir zaferi olmayacak, fakat insanlık dışı davranışın bir örneği olarak tarihe geçecektir.” (Ravindra Kishore Sinha, Kurtuluş Savaşı, Devrimler, Mustafa Kemal ve Mahatma Gandi, Milliyet Yayınları, İstanbul, 1972, s.102-181)

Amerikalı tarihçi  Paul C. Helmreich  Sevr Anlaşması için 19’ncu yüzyıl sömürgeciliğini izleyen önemli bir emperyalist çözüm  demiştir: “Herkesin Türkiye’de bir çıkarı vardı; olmayanlar da icat ediyordu. Bir anlamda, çıkar çatışmalarının da ötesine geçilmiş, yıllara yayılan uyutma anlaşmaları süreci, yerini nefret tutumuna bırakmıştı. Barbar bir ulus olan Türkleri, Avrupa’dan kovma fırsatı kaçırılmamalıydı. Lloyd George, sezgi gücünü yitirmiş, Türkler’in İstanbul’dan çıkarılmasında diretiyordu. Türkiyetopraklarında, neredeyse akla gelebilecek bütün azınlıklar için birer ülke planlanıyordu. Büyük güçler, kamp ateşinin çevresinde, aç gözlerle fırsat kollayan kurtlar gibiydi”.(Paul C. Helmreich, From Paris to Sevres: The Partition of the Ottoman Empire at the Peace Conference of 1919-1920, Ohio State University Press, 1986. Türkçesi Sevr Entrikaları, Sabah Yayınları, İstanbul, 1996, s. 22)

Sevr Anlaşması’nda İskenderun, Adana, Mersin ve Çukurova’yı içine alan Fransız nüfuz bölgesi Sivas’ın Kuzeyine  kadar  uzanıyordu (Ek Protokol). Antalya merkez olmak üzere Bursa’dan Kayseri’ye çekilen, Afyonkarahisar’dan geçen hattın Güneyinde kalan Güneybatı Anadolu ve  günümüzde de tartışma konusu olan 12 ada İtalyan nüfuz bölgesi oluyordu.  Yunanistan; İzmir’le birlikte Batı Anadolu’yu, Edirne ve Gelibolu dahil tüm Trakya’yı ve Ege adalarını alıyordu (Md. 84-87). İstanbul, Marmara Denizi ve Çanakkale Türk askerinden arındırılarak İtilaf Devletleri’nin denetimine  bırakılıyordu. (Jacques de Benoist – Mechin, Mustafa Kemal  Bir İmparatorluğun Ölümü, Bilgi  Yayınları, Ankara, 1997, s.192)

Sevr Anlaşması’nın 62-63’ncü maddeleri Kürdistan ile ilgilidir. İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir Komisyon Fırat’ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak, bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti’ne bağımsızlık için başvurabilecektir.  Madde 64 aynen  şöyledir: İşbu muahedenin mevki-i meriyete vaazından bir sene sonra 62 inci maddede zikredilen havalideki Kürtler, bu havali Kürtlerinin ekseriyeti Türkiye’den ayrılarak müstakil olmak arzu ettiğini ispat ederek Cemiyet-i Akvam Meclisine müracaat ederler ve Meclis de ahali-i mezkûreyi bu istiklâle lâyık görür ve onlara istiklâl bahşetmesini Türkiye’ye tavsiye eyler ise Türkiyeişbu tavsiyeye muvafakat ve bu havali üzerindeki bilcümle hukukundan feragat etmeği şimdiden taahhüt eder.”

Kürdistan,  Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur. 

Sevr Anlaşması’nın 88-93’ncü maddeleri  Ermenistan ile ilgilidir. Sevr Anlaşması’nda Kars, Erzurum dahil ülkenin doğusu tümüyle Bağımsız Ermeni Cumhuriyeti adıyla Ermenilere  verilmiştir. Paris Barış Konferansı sürecinde Ermenistan’ın sınırları konusu ABD Başkanı Wilson’un hakemliğine bırakılmış, Wilson da General James G. Harbord başkanlığındaki bir Amerikan heyetini incelemelerde bulunmak üzere 1919 sonbaharında Türkiye’ye  göndermiştir. 1919 Eylül ve Ekim aylarında Türkiye’de incelemeler yapan Harbord, vardığı sonuçları bir raporla ABD Kongresi’ne sunmuştur.

Rapor’da; Türkler ile Ermenilerin barış içinde yüzyıllarca yan yana yaşadıkları, tehcir sırasında Türklerin de Ermeniler kadar acı çektikleri,  Ermenilerin Türkiye’de  hiçbir zaman çoğunlukta olmadıkları ve olaylara ilişkin acıklı ve korkunç iddiaların  yanlış olduğu tespit edilmiştir. ABD Kongresi rapor üzerine 1920 Nisan ayında  Ermenistan’a mandater olunmasını reddetmiştir.10 Ağustos 1920 tarihinde Ermenileri bir  defa daha umutlandıran Sevr Anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma, Osmanlı Devleti’nin Ermenistan’ı özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanımasını hükme bağlamış, sınırın tespitini ise Wilson’un hakemliğine bırakmıştır. ABD Başkanı Woodrow Wilson  22 Kasım 1920’de Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis illerini Ermenistan’a vermiştir.

Batı Ermenistan,  Lozan Anlaşması ile tarih olmuştur. 

Ermenistan Milli Marşı’nda ”Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün” yazılı olduğunu Türk gençleri hiç unutmamalıdır. Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan Anlaşması’nın değerini bilelim. Çünkü Sevr  Anlaşması Atatürk’ün ifadesiyle Türk Milleti’ne kurulan büyük  suikasttır. Lozan Anlaşması ise Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusudur.  Bu tapunun temelleri, 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’da atılmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk Nutuk’ta bu durumu şöyle açıklamaktadır: “1919 senesi Mayısı’nın 19. günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devletinin dahil bulunduğu grup, Harbi Umumide mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti ağır, bir mütarekename imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumiye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilâfet mevkiini işgal eden Vahdettin, mütereddi, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği yeni tedbirler araştırmakta…”

19 Mayıs 1919, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı tarihtir.  Bu tarihin gerisinde  çok önemli bir gerçek vardır: “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER.” Atatürk, İstanbul’un işgal edildiği 13 Kasım 1918 tarihinde “Geldikleri gibi giderler” diyerek Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaretini  Kartal (Fransız işgal kuvvetlerine ait Enterprise) isimli istimbotta vermiştir.

Adana’dan hareket Mirliva (Tümgeneral) Mustafa Kemal, 13 Kasım 1918 Çarşamba öğle saatlerinde Haydarpaşa Garına vardığında  yorgundur. Bu sırada  İngiliz, Fransız, İtalyanve Yunan gemilerinden oluşan 55 parçalık işgal donanması Haydarpaşa önünden geçmektedir. Kartal istimbotu ile Galata Rıhtımı’na doğru giderken dudaklarından  “Geldikleri gibi giderler!’ cümlesi çıkar. Bu sözün ağızdan çıktığı an, aslında Atatürk’ün  Kurtuluş Savaşı’nı  başlattığı tarihtir.

19 Mayıs, aynı zamanda “Gençlik ve Spor Bayramı”dır. Çünkü  Mustafa Kemal, Türk milletini ileri götürecek  ve köhnemiş fikirlere karşı gelecek olanların genç fikirler olduğunu görmüştür.  Atatürk gençlerden  söz ederken  yaş sınırı dışında fikirde yeniliğe atıfta bulunmuştur: “Genç fikirli demek, doğruyu gören ve anlayan gerçek fikirli demektir.”  Atatürk’ün gençliğe armağan ettiği 19 Mayıs’ı gençlerin anlayabilmesi için  16-19 Mayıs 1919 tarihleri arasında gerçekleştirdiği İstanbul-Samsun yolculuğunu  iyi bilmeleri gerekir. Bu yolculuk  kurtuluş döneminin başıdır. Çünkü, Samsun’a ayak basışının taşıdığı önem, Atatürk’ün Büyük Nutku’nu 19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkışı ile başlatmasından anlaşılmaktadır.

Samsun, işgal kuvvetleri için stratejik öneme sahipti.  İngilizler 9 Mart 1919 tarihinde Samsun’a askeri birlik çıkarmışlardı. İngiliz Yüksek Komiserliği’nin Türklerin  silahlandığı konusundaki şikayetleri üzerine  bölgeye olağanüstü yetkilerle donatılmış bir komutanın gönderilmesine karar verilince, bunun için  Mustafa Kemal  görevlendirilmiştir.

Aslında Atatürk Anadolu’ya geçmek istiyordu ve bu görevlendirme  O’nun için bulunmaz fırsattı. İstanbul-Samsun yolculuğu öncesinde Atatürk’le Padişah Vahdettin arasında geçen konuşmayı Atatürk şöyle anlatır: “Paşa, Paşa!… Şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin! Bunların hepsi artık bu kitaba girmiştir (bu bir tarih kitabıdır)  Bunları unutun, dedi, asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden daha önemli olabilir…Paşa, Paşa…Devleti kurtarabilirsin!…” (Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan, Atatürk’ün Anıları, İstanbul, 1982, s.153)

Atatürk  bu sözlerden hayrete düşmüştür: “Acaba Vahdettin benimle içtenlikle mi konuşuyor?…O Vahdettin ki… bütün yaptıklarından pişman mı olmuştur? Aldatıldığını mı anlamıştı? Fakat, böyle bir yorum ile başka konulara girişmeyi ürkütücü saydım, kendine karşılık verdim: Kişiliğe güveninize ve bana bunca yüz verişinize teşekkür ederim…Elimden gelen hizmeti esirgemeyeceğime lütfen güveniniz.”

Atatürk bu konuşmada planlarının sezilmiş olabileceği duygusuna kapılmıştı ama O’nu bekleyen ve O’na güvenen bir “Türk Milleti” vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip  Erdoğan’ın  19 Mayıs’ta yayınladığı, gençlere atıfta bulunduğu  oldukça uzun sayılabilecek mesajında, “Yaşasın özgür, bağımsız ve güçlü Türkiye. Özgürlüğümüzün, bağımsızlığımızın, egemenliğimizin ve Cumhuriyetimizin teminatı aziz Türk gençliği…Sevgili gençler, Biz size inanıyoruz…Bu vesileyle Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha saygıyla anıyor, başta siz gençlerimiz olmak üzere aziz milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum   demiştir.

Fakat  sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutulan Zafer: Kut’ül Amare” adlı programda  30 Nisan 2016 tarihinde yaptığı konuşmada, “Milletimizin, medeniyetimizin binlerce yıllık tarihini neredeyse 1919 yılından başlatan bir tarih anlayışını reddediyorum. Her kim ki zaferleriyle ve yenilgileriyle son 200 yılımızı, hatta son 600 yılımızı soyutlayıp eski Türk tarihinden Cumhuriyete atlıyorsa biliniz ki o kişi milletimizin de devletimizin de hasmıdır dediğini de unutmayalım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı Twitter üzerinden 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na ilişkin bir video paylaşmış,  paylaşımına “19 Mayıs’ın 100. yılında O’nun yolunda 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun” notunu da düşmüştür.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal  ortaya çıkmış ve Samsun’a ayak basarak “kurtuluş” yolunu açmıştır.

Atatürk, 16 Mayıs 1919 Cuma günü öğleden sonra Bandırma vapuruyla Galata rıhtımından ayrılmış, 18 Mayıs 1919 Pazartesi günü   Kalyon Burnu’ndan  sandallarla Merkez iskelesine çıkmıştır. Atatürk, İstanbul’dan başlayan ve Samsun’da sona eren yolculuk esnasında görevli bir askerdi ve giyimi de buna uygundu.  Ancak Samsun’a ayak bastığı günden birkaç gün sonra asker değil, sivil olarak hareket ederek Kurtuluş Savaşını kazanacak ve 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyetini ilan edecekti.

Bu yolculuk Türk Milleti için bir dönüm noktası olmuştur. Millî Mücadele’yi başlatmak üzere Samsun’da Anadolu topraklarına bastığı 19 Mayıs 1919 tarihinin önemi nedeniyle de 19 Mayıs’ı Türk gençliğine armağan etmiştir.  Atatürk’e göre gençlik kavramı fikirlerdeki yeniliği açıklamaktadır: “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum” derken, Türk gençliğine olan güvenini  ortaya koymuştur.  Atatürk, “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir” demiştir.

Atatürk’ü anlamak, yaşadıklarını ve fikirlerini bilmekle mümkündür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında yaşanan zorlukları göz önünde tutarak 19 Mayısları Atatürk’ün emanetine daima sahip çıkarak kutlamalıyız. Fakat Türk gençliği unutmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nde  “M. Kemal’e zerre muhabbeti olan cenazeme gelmesin” diyenler de vardır. Atatürk Türkiye Cumhuriyetini kurmasaydı, Türk Bayrağı yerine başka bir bayrak olacaktı ama  maalesef bunun farkında olmayanlar da bu toplumda  Cumhuriyetin verdiği özgürlükler altında yaşamaktadır.

No visits yet

Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir