15 Aralık 2017 Cuma 22:35:22
» ( TEKZİP YAZISI; "LAİK CUMHURİYET'İN LAİK ÖĞRETMENLERİ" Hakkında )

( TEKZİP YAZISI; "LAİK CUMHURİYET'İN LAİK ÖĞRETMENLERİ" Hakkında )

Rogg & Nok: "Bir kişinin bildiği sırdır iki kişinin bildiği Medyadır" diyoruz fakat alıntı yaparak kişi kim olursa olsun "benim yazım" veya bunu gibi alıntı yaptığını göstermeyenlere taviz vermeyiz... O nedenle bu "TEKZİP YAZISI" gönderen ve bizi uyaran saygın CENGİZ ÖNAL'a teşekkür ederiz. Gönderdiği metni aynen yayınlıyoruz... Ne olursa olsun, nasıl olursa olsun işte böyle oluyor... Tüm okuyucularımızdan özür dileriz. Bunun yanında Atatürk'ün bir sözünü yeniden hatırlatalım "Hiç bir mazeret başarını yerini tutamaz" Başarı paylaştıkça güzeldir... Bu paylaşımı dürüstçe yapmak gelecekteki başarıları ve başarısızlıkları bizlere gösterir. Adımız odan "Bağımsı Özgür Medya" ilgilere saygılar...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
 ( TEKZİP YAZISI;
http://halkgonulluleri.com/halk-tv-seti.asp
Türkiye - 24 Kasım 2017, Cuma 22:46:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

...

Sayın Ali Berham Şahbudak.

 

Yukarıda kendi isminizle 23 Kasım 2017 tarihinde yayımlamış olduğunuz yazıyı, Ben CENGİZ ÖNAL imzasıyla 21 Kasım 2008 tarihinde Blogspot sayfamda ve internet'te yayımlamıştım. Siz, o tarihten bir süre sonra da aynı yazıyı, küçük değişiklikler yaparak ve kendi isminizle internet'te yayımlamış ve Ben de olaya, bunun bir İNTİHAL olduğunu öne sürerek itiraz da bulunmuştum. İtirazlarıma sizden herhangi bir cevap gelmeyince de; konuyu sosyal medya ortamında herkeslere duyurmuştum.

 

Bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda; yine siz ve yine aynı yazıyı, sanki geçmişte hiç bir şey olmamış gibi, yine İNTİHAL YAPMIŞ ve yeniden yayımlamışsınız. Üşenmedim yazımın orijinalini buldum ve sizin yayımladığınızla karşılaştırdım. Ortak olan yanlarını kırmızıyla renklendirdim. Her iki yazıda da kırmızı olmayan kelime sayısı o kadar az ki; neredeyse yazının tamamı kırmızıya boyandı dersem abartı olmaz...

 

Bunun neden yapıyorsunuz?

 

İNTİHAL YAPMAK hoşunuza mı gidiyor?

 

Yaptığınız bu İNTİHAL bulunduğunuz mevkiye yakışıyor mu?

 

Şimdi aşağıya önce sizin 23 Kasım 2017 tarihinde LAİK CUMHURİYETİN LAİK ÖĞRETMENLERİ başlığı ile yayımladığınız yazıyı yerleştiriyorum. Sonra da Benim 21 Kasım 2008 tarihinde LAİK CUMHURİYET'İN DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİ'NE başlığı ile yayımladığım yazıyı koyuyorum.

 

Önce Sizin yazınız:

 

LAİK CUMHURİYET'İN LAİK ÖĞRETMENLERİ

Hayatımızda birçok değerleri borçlu olduğumuz Başöğretmenimiz M.K. ATATÜRK ve sizler eğitim emekçisi öğretmenlerimiz! Emeklisi, çalışanı bütün öğretmenlerimize gönül isterdi ki yazıma güzel haberler ve gelişmelerden bahsederek başlayayım.

 

Ancak günümüz koşulları maalesef buna imkan vermemekte, mevcut iktidarın ve Milli Eğitim Bakanlığının ısrarlı tutumu sonucu gerek çağdaş eğitim alanlarımızda gerekse, sosyal ve inanç alanlarında ciddi kırılmalar yaşanmakta. Oysa Önderimiz M.K. ATATÜRK’ÜN işareti ise tam tersi öğretmenlerimiz BİLİMİN ve AYDINLANMANIN ANAHTARIDIR DEMEKTE!

Ancak bugün ülkemizde AKP iktidarıyla eğitimde ciddi bir yozlaşma ve gerileme dönemine girilmiştir “ Din öğretmenlerimizi ülke genelinde çağdaş eğitim kurumlarımızın başına idareci olarak atanması yetmezmiş gibi M. E. B. MÜFREDATI CUMHURİYET KAZANIMLARI DAHİL KOMPLE DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.

Sözde bu alandaki boşluğu doldurmak için de, cami imamlarını din dersi öğretmenleri veya branş öğretmeni olarak okullarımızda istihdam etmesi, cami imamlarının yerine de yeni imamlar görevlendirmesi ÇAĞDAŞ LAİK EĞİTİM SİSTEMİNE CİDDİ DARBE VURMUŞTUR. Bu durum okullarımızda ve din alanlarında ciddi tartışmalara neden olmuş, mevcut müfredatın da dışına çıkılarak, tam bir İslami argümanları barındıran anlayış hâkim olmuştur.

 

Önderimiz M.K. Atatürk’ün işaret ettiği çağdaş eğitim bu değildir. Sevgili Öğretmenlerimiz, bizleri yetiştirirken eminiz ki birçok fedakârlıkta bulundunuz. Nice sıkıntılara göğüs gerdiniz. Onca yaşadıklarınıza rağmen; bir gün de açım, üşüdüm, hastayım vs' demediniz. Sanki ağzınıza kilit vurdunuz. Zor şartlar altında, of demeden her öğrencinizin bütün sıkıntılarına eğildiniz. Onları cumhuriyetimize yaraşır bir birey olmaları için elinizden geleni esirgemediniz.

 

Atatürk İlke Devrimlerini genç beyinlere anlatmak ve onları Türkiye Cumhuriyeti için yetiştirebilmek en büyük ideallerinizdi. Ancak bugünkü sonuca baktığımızda hedeflenen resmi görmek olası değil. Sevgili öğretmenlerimiz inanıyorum ki hep birlikte bunların da üstesinden geleceğiz. Sizler, eğitim orduları bugünkü durumlara düşürülmeye asla layık değilsiniz.

 

Aslında yeriniz başımızın üzeridir. Ama maalesef, Atatürkçü Düşünce karşıtları tarafından bu şartları yaşamak zorunda bırakılıyorsunuz. Bunları oluşturan, yani Atatürk’ün hedeflediği değerleri yok etmek ve dolaysıyla da Türkiye Cumhuriyetini ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyen gerici, yobaz dinciler (Dini her türlü menfaatleri için kullananlar) geçmişte vardı, gelecekte de olacaktır. Bunların üstesinden gelmenin tek yolu Atatürk aydınlanmasını ve Türk Devrimlerini Türk Ulusuna anlatmaktır.

 

“Milli Mücadele ve daha sonraki yıllara baktığımızda; Atatürk'ün, Öğretmenlere ne büyük değer verdiği açıktır.’’ Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir' sözü bunu tespit eden örneklerden sadece birisidir”.

 

O, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın en yoğun ortamında bile ilgisini öğretmenlerimiz üzerinden eksik etmemiştir. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın, Kütahya-Eskişehir civarında bütün şiddetiyle sürdüğü 1921 yılı Temmuz ayının ortalarında; Öğretmenler Kongresinin Ankara'da toplanması kararlaştırılmıştır. Savaşın bütün azametine karşılık, Ankara'da da oldukça yoğun çalışmalar yapılmıştır. Bu yoğun temponun içinde, bir gün, Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi ( TANRIÖVER ) Bey ile Öğretmenler Derneği Başkanı Mazhar Müfit ( KANSU ) Bey, Meclis Başkanı Mustafa Kemal'i, Meclis'teki odasında ziyarete giderek;

 

Efendimiz Fazla vaktinizi almayacağız.” diyerek, söze, başlar: Mazhar Müfit Beyin başkanı olduğu Öğretmenler Derneği birkaç gün sonra Ankara'da toplanacak. İki yüzden fazla öğretmenin de bu toplantıya katılması bekleniyor. Fakat Fevzi Paşa'yı dinleyince tereddüde düştük. Savaşın yoğun olduğu bir sırada böyle geniş bir toplantı size ayak bağı olabilir. Uygun görürseniz erteleyelim”. diye bitirerek, durumu kısaca arz eder.

 

Mustafa Kemal “ Hayır, hayır ertelemeyin!” diyerek öneriye karşı çıkar ve cahillikle, ilkellikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir. Toplantıya katılacağım ve bir de konuşma yapacağım.” şeklinde görüşünü ifade eder.

 

Savaşın zaferle sonuçlanmasının ardından, Cumhuriyet'in ilanı gerçekleşir. Bu süreçte, Atatürk düşüncelerini arkadaşlarıyla, bilim ve edebiyat adamlarıyla her fırsatta konuşur ve tartışır. Çünkü Türk Ulusu için eğitimin ne denli önemli olduğu ortadadır. Asırlardır cahil bırakılmış insanımız, bu karanlığın içinden sadece eğitilerek çıkartılabilir. Cumhuriyetimizin ilanından sonra, Atatürk Öğretmenlerin görev ve sorumluluklarını bulduğu her fırsatta dile getirir.

 

Atatürk; Cumhuriyet'i sonsuzluğa taşıyacak Türk Gençliğini yetiştirme sorumluluğunun öğretmenlerde olduğunu belirtirken, Öğretmenler! Cumhuriyet'in özverili öğretmen ve eğiticilerini sizler yetiştireceksiniz. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve özverinizin derecesi ile uyumlu bulunacaktır. Hiçbir zaman aklınızdan çıkmasın ki; Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller ister der.

 

Ne acıdır ki; Atatürk'ün aramızdan ayrılışının ardından kısa bir süre sonra, ülkeyi yöneten siyasi iradenin ilk olumsuz faaliyetlerini maalesef eğitim üzerinde görürüz. Köy Enstitülerinin kapatılması bunun açık bir kanıtıdır. “Çağdaş Eğitimin” gereğine yeterince ilgi gösterilmezken; bıraksanız medrese eğitimini yeniden uygulamaya koyabilecek siyasi hırs, ’’ Atatürk Aydınlanması ve Türk Devrimleri konusunda arzulanan mesafeyi kat edememiş olan, Türk Ulus’unun bir kesiminden destek de görür.

 

Laik Cumhuriyet'in Değerli Öğretmenleri; sizin, Atatürk İlke ve Devrimleri ile Laik Cumhuriyet'in temel değerleri ve bugüne değin elde edilmiş kazanımlara olan inanç ve bağlılığınızdan asla şüphemiz yoktur. Ancak, devlettin kamu kuruluşlarında, hızla dinci kadrolaşma süreci yaşanıyor.

 

Tüm branşlardaki öğretmenlerimiz atama beklerken, sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla, mevcut siyasi zihniyete uygun gençler eğitim ordusuna yerleştirilse bile, siz, Laik Türkiye Cumhuriyet'inin öğretmenleri, yılmadan, Atatürkçü Düşünce karşıtlarına aldırmadan, kararlı bir şekilde Türk Gençliğini yetiştirmeye devam etmelisiniz.

 

Atatürk'ün; 'Öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin zaferleriniz için yalnızca ortam hazırlar. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız ve sürdüreceksiniz. Kesinlikle de başarılı olacaksınız. “Öğretmen, ödülünü yıllar sonra alır”. ifadesi sizin için rehber olmalıdır. Türkiye Cumhuriyet’inin emanet edildiği Türk Gençliği, sizi asla unutmayacaktır!

 

23.11.2017.

 

MİLLİ MÜCADELE PARTİSİ 

 

Genel Sekreteri Ali Berham ŞAHBUDAK…

 

* * *

 

Şimdi de Benim 21 Kasım 2008 günü Yayımladığım Yazı:

 

LAİK CUMHURİYET’İN

DEĞERLİ ÖĞRETMENLERİ’NE

 

Hayatımda birçok değeri borçlu olduğum öğretmenlerimin ve dolaysıyla da; emeklisi, çalışanı bütün Öğretmenlerin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Gönül isterdi ki; yazıma öğretmenlerimizle ilgili oldukça güzel haberler ve gelişmelerden bahsederek başlayayım. Ama, böylesi bir şans asla elime geçmedi. Bu gidişle de; geçebileceğini pek sanmıyorum. Ülkenin, uzun yıllardan buyana, ehil olmayan kişiler tarafından yönetilmesi bunun tek ve temel nedenidir.

 

Sevgili Öğretmenlerimiz,

 

            Bizleri yetiştirirken eminiz ki bir çok fedakarlıkta bulundunuz. Nice sıkıntılara göğüs gerdiniz. Onca yaşadıklarınıza karşın; bir gün de, ‘Açım, üşüdüm, hastayım vs’ demediniz. Sanki ağzınıza kilit vurdunuz. Zor şartlar altında, ‘Off!’ demeden, her öğrencinizin bütün sıkıntılarına eğildiniz.

 

Atatürk İlke ve Devrimleri’ni, genç beyinlere anlatmak ve Onları Türkiye Cumhuriyeti için yetiştirebilmek en büyük ideallerinizdi. Ama, bugünkü sonuca baktığım zaman, bir bilseniz ki içimden neler söylemek geliyor.

 

Siz, bugünkü duruma düşürülmeye asla layık değilsiniz. Aslında yeriniz başımızın üzeridir. Ama, maalesef, Atatürkçü Düşünce karşıtları tarafından bu şartları yaşamak zorunda bırakılıyorsunuz. Bunları oluşturan, yani Atatürk ve O’na ait değerleri yok etmek ve dolaysıyla da Türkiye Cumhuriyeti’ni Ortaçağ Karanlığı’na sürüklemek isteyen Gerici, Yobaz ve Dinciler(Dini her türlü menfaatleri için kullananlar) geçmişte vardı ve gelecekte de olacaktır. Bunların üstesinden gelmenin tek yolu Atatürk Aydınlanmasını ve Türk Devrimlerini Türk Ulusu’na anlatmaktır.

 

            Milli Mücadele ve daha sonraki yıllara baktığımızda; Atatürk’ün, Öğretmenlere ne büyük değer verdiği açıktır. ‘Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir’ sözü bunu tespit eden örneklerden sadece birisidir. O, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yoğun ortamında bile ilgisini Öğretmenler üzerinden bir an  eksik etmemiştir.

 

            ‘Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın, Kütahya-Eskişehir civarında bütün şiddetiyle sürdüğü 1921 yılı Temmuz ayının ortalarında; Öğretmenler Kongresi’nin Ankara’da toplanması kararlaştırılmıştı. Savaşın bütün azametine karşılık Ankara’da da oldukça yoğun çalışmalar yapılmaktaydı.

 

            Bu yoğun temponun içinde, bir gün, Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi(TANRIÖVER) Bey ile Öğretmenler Derneği Başkanı Mazhar Müfit(KANSU) Bey, Meclis Başkanı Mustafa Kemal’i, Meclis’teki odasında ziyarete gelirler.

 

            Hamdullah Suphi Bey, (-Fazla vaktinizi almayacağız) diyerek, sözünü, (-Mazhar Müfit Beyin başkanı olduğu Öğretmenler Derneği birkaç gün sonra Ankara’da toplanacak. İki yüzden fazla öğretmenin de bu toplantıya katılması bekleniyor. Fakat Fevzi Paşa’yı dinleyince tereddüte düştük. Savaşın yoğun olduğu bir sırada böyle geniş bir toplantı size ayak bağı olabilir. Uygun görürseniz erteleyelim) diye bitirerek, durumu kısaca arz eder.

 

            Mustafa Kemal, (-Hayır, hayır ertelemeyin!) diyerek öneriye karşı çıkar ve (-Cahillikle, ilkellikle savaş, düşmanla savaştan daha az önemli değildir. Toplantıya katılacağım ve bir de konuşma yapacağım) şeklinde ifade eder görüşünü’.

 

            Savaşın zaferle sonuçlanmasının ardından Cumhuriyet’in ilanı gerçekleşir. Bu süreçte, Atatürk düşüncelerini arkadaşlarıyla, bilim ve  edebiyat adamlarıyla her fırsatta konuşur ve tartışır. Çünkü Türk Ulusu için eğitimin ne denli önemli olduğu ortadadır. Asırlardır cahil bırakılmış insanımız, bu karanlığın içinden  sadece eğitilerek çıkartılabilir.

 

            Cumhuriyet’in ilanından sonra, Atatürk Öğretmenlerin görev ve sorumluluklarını bulduğu her fırsatta dile getirir. Öylesine ki; Cumhuriyet’i sonsuzluğa taşıyacak Türk Gençliği’ni yetiştirme sorumluluğunun öğretmenlerde olduğunu belirtirken:

 

            ‘Öğretmenler! Cumhuriyet’in özverili Öğretmen ve Eğiticileri’ni sizler yetiştireceksiniz. Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin beceriniz ve özverinizin derecesi ile uyumlu bulunacaktır. Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki; Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesiller ister’ der.

 

            Ne acıdır ki; Atatürk’ün aramızdan ayrılışının ardından kısa bir süre sonra, ülkeyi yöneten siyasi iradenin ilk olumsuz faaliyetlerini maalesef eğitim üzerinde görürüz. Köy Enstitüleri’nin kapatılması bunun açık bir kanıtıdır.

 

            Çağdaş Eğitim’in hiçbir gereğine yeterince ilgi gösterilmezken; bıraksanız medrese eğitimini yeniden uygulamaya koyabilecek siyasi hırs, maalesef Atatürk Aydınlanması ve Türk Devrimleri konusunda arzulanan mesafeyi kat edememiş olan Türk Ulusu’nun bir kesiminden destek de görür.

 

Laik Cumhuriyet’in Değerli Öğretmenleri, Sizin, Atatürk İlke ve Devrimleri ile Laik Cumhuriyet’in Temel Değerleri ve bugüne değin elde edilmiş Kazanımları’na olan inanç ve bağlılığınızdan asla şüphemiz yoktur. Ancak, Devlet’te hızla dinci kadrolaşma yapılıyor, bir kısım branşlardaki öğretmenlerimiz atama beklerken, sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla, mevcut siyasi zihniyete uygun gençlerin eğitim ordusuna yerleştirilmesi sağlanıyor olsa da; Siz, Laik Cumhuriyet’in Öğretmenleri yılmadan ve Atatürkçü Düşünce karşıtlarına aldırmadan, kararlı bir şekilde Türk Gençliği’ni yetiştirmeye devam etmelisiniz.

 

            Atatürk’ün;

 

            ‘Öğretmenler! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin zaferleriniz için yalnızca ortam hazırlar. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız ve sürdüreceksiniz. Kesinlikle de başarılı olacaksınız. Öğretmen, ödülünü yıllar sonra alır’  ifadesi sizin için rehber olmalıdır.

 

Cumhuriyet’in emanet edildiği Türk Gençliği, Sizi, asla unutmayacaktır!

 

CENGİZ ÖNAL

 

Araştırmacı-Yazar

 

Cumhuriyet Neferi

 

www.cengizonal.blogspot.com

 

NOT: Bu Yazım 21 Kasım 2008 tarihinde İnternet ortamında ve o günkü Blogspot sayfamda yayımlanmıştı…

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir