21 Haziran 2018 Perşembe 13:39:44
» Adem ERGÜL Görüşü: Hak Adına Güçlü Mü'min Olma Sorumluluğu

Adem ERGÜL Görüşü: Hak Adına Güçlü Mü'min Olma Sorumluluğu

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
Adem ERGÜL Görüşü: Hak Adına Güçlü Mü'min Olma Sorumluluğu
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Siyaset - 12 Mart 2018, Pazartesi 15:12:01
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 

Rabbimiz, yeryüzüne salih kullarının vâris olmalarını murâd etmiş ve onlardan bu emanete sahip çıkmalarını ve orada zulme, fesâda ve fitneye fırsat vermemelerini istemiştir. Hak ve hakikatin daima üstün tutulmasını, hâkimiyetin şeytan ve avenesine bırakılmamasını tembihlemiştir. Müminlerin kavî îmân sahibi olmaları ve bu imanın gereği olan sorumlulukları yerine getirmeleri halinde -sayıca az da olsalar- hiçbir gücün kendilerine asla galip gelemeyeceği hakikatini kendilerine müjdelemiştir.

 

İman, yüce bir nimet olduğu kadar aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. İnananlar, "iman ettik demekle bırakılmayacak", mutlaka sadakat testinden geçirileceklerdir.1 Bu durum Hakk'ın değişmez bir kanunudur.

 

Bu âlem, sebepler âlemidir. Rabbimizin Kur'ân-ı Kerim gibi okunan âyetleri olduğu gibi kâinâta ve hâdiselere koyduğu âyetleri de vardır. Bu âyetleri bir şekilde yok sayan ya da görmezden gelenler, elbette bu ihmalin acı karşılığını da er ya da geç tadacaklardır. İşte bu âleme konulan âyetlerden birisi de, Hak ve hakikat düşmanlarına karşı galip gelmek için, Hak ehlinin güçlü ve kuvvetli olmaya çalışması gereğidir. Mesele, güç ve kuvvetin az ya da çok olması değil, müminlerin takatleri nispetinde bu yolda gayrete soyunup soyunmamalarıdır. Bu gayret, ilâhî yardım ve zaferin gelmesine vesile olacak önemli bir anahtar niteliğindedir. Müminler güç toplamayı vazifeleri gereği yaparlar; yoksa zaferi güçlerine değil, elbette yalnız Allah'a nispet eder ve O'na güvenip dayanırlar. Rabbimiz şöyle buyurur:

 

"Siz de onlara (yani düşmanlarınıza) karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve cihad için beslenen atlardan hazırlık yapın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutmuş olursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenecektir. Size hiçbir zaman zulmedilmez." (Enfâl Sûresi, 60)

 

Öyleyse müminler olarak güç toplamak, kuvvetli olmak gibi bir mesuliyetimiz vardır. Bu emre uyanlar ile uymayanlar, Hak katında da eşit olmayacaklardır. Allah Resülü –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin şu sözleri, hem güçlü mümin olmanın ehemmiyetini ve hem de bunun yolunu göstermesi bakımından bir hayat kılavuzu gibidir:

 

"Kuvvetli mümin, (Allah katında) zayıf müminden hem daha hayırlı ve hem de Allah tarafından daha çok sevilen bir kimsedir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sen, sana faydası dokunacak olan şeyi elde etmeye var gücünle çalış, bu uğurda hırslı ol. Allah'tan yardım dile ve asla acizlik gösterme. Başına bir şey gelirse de, "şöyle yapsaydım, böyle olurdu" diye hayıflanıp durma. "Allah'ın takdiri bu, O, ne dilerse yapar" de. Zira "eğer şöyle yapsaydım" sözü, şeytanı memnun edecek işlerin kapısını açar."(Müslim, Kader 34).

 

Hakk'ın son elçisi Resûl-i kibriyâ –sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu sözleriyle tüm ümmetine fert fert güçlü mümin olma vazifesi veriyor. Onlara âdeta kişisel bir misyon bildiriminde bulunuyor. Zira güçlü ümmet, güçlü fertlerin bir araya gelmesiyle oluşacaktır. Hadis şârihlerimiz buradaki gücü, öncelikle iman gücü olarak açıklıyorlar. Elbette doğrudur. Zira iman gücü, diğer güçlerin hem toplayıcısı ve hem de doğru bir şekilde yönlendiricisidir. Güç Allah için olursa faydalıdır. Aksi halde, saptırıcı, azdırıcı ve hatta zulme vesile olan bir araç haline dönüşüverir. Gücü Allah için kullanabilmek, ciddi bir iman ve İslâm terbiyesini gerekli kılar.

 

İmanda güçlü olmak, Kur'ân-ı Kerim'in beyanıyla şu iki şeyle sağlanır: Birincisi, Allah'ın hem sözlü âyetlerini ve hem de kâinât âyetlerini okumak ve gereğini kuşanmak2. İkincisi ise vesvese ve şüpheleri gideren ilâhî sekînetin gönüllere inmesidir3. Bu sekînet, Allah Resûlünün beyanına göre Allah'ın zikredildiği ve ilâhî âyetlerin müzâkere edildiği meclislere ve topluluklarıa iner4. İmanı artıran, onu güçlü ve kuvvetli kılan daha başka vesileler de elbette zikredilebilir. Meselâ îmanı uğrunda fedakârlıklarda bulunmak, Allah yolunda malıyla ve canıyla cihâd etmek, kavi iman sahibi müminlerle beraber olmak gibi amel ve davranışlar da imanı yakîne erdiren hususlar olarak sayılabilir.

 

Müminler kendilerini güçlü kılacak diğer vasıtalarla da mücehhez olmalıdırlar. Meselâ:

 

İlim bir güçtür. Bilgiye sahip olan çoğu zaman bir adım öndedir. Meleklerin Âdem –aleyhisselâm-'a secde etmelerinde, onun farklı bir bilgiyle donatılması gerekçe olarak gösterilmiştir. Bugün de güçlü toplumların bilgi üreten toplumlar olduğu bilinen bir husustur. Kâinât kitabını iyi okuyan fert ve devletler, tarih boyunca diğerlerinin hâkimi olmuşlardır.

 

Zenginlik bir güç vasıtasıdır. "Salih bir adam için mal ne güzeldir"5 buyuran Allah Resûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, müminleri her fırsatta veren el olmaya teşvik etmiştir. Zira hükümranlığın olmazsa olmaz esaslardan birisi, ekonomik yönden güçlü olmaktır. Gıpta edilecek iki kişiden birisi olarak infak ehli zenginin gösterilmesi son derece anlamlıdır.6 Özellikle devletler müvazenesinde etkinlik, çoğu zaman ekonomik varlıkla kendini göstermektedir.

 

İktidar gücü anlamında makam da önemli bir güç vasıtasıdır. Zira insanlar yöneticilerinin dini üzeredirler buyurulmuştur ki, Hak ve hakikatin hâkimiyetinde bu güç de asla ihmâl edilmemelidir. İslâm edebinde elbette makama talip olunmaz, matlûb olmak esastır. Burada makam için matlûb olabilecek bir liyakat ve ehliyet kazanmak hedef olarak gösterilmiştir diyebiliriz. Öyleyse ma'şerî vicdanın kabulünü sağlayacak bir kıvamı yakalamak bir kalite göstergesidir. Sağlam ve güçlü liderler çıkaramayan toplumlar, zilletten kurtulamazlar.

 

Askerî güç de hiçbir zaman ihmâl edilmemelidir. Özellikle devletlerarasında saygı ve itibar görmede ve diğer toplumlar nazarında taklid edilebilecek bir etkinlik düzeyinin yakalanmasında ve hatta düşmanların şerrinden emin olmada bu güç çok daha öne çıkmaktadır.

 

 Rivayete göre Yavuz Sultan Selim kıyafetine pek dikkat etmez, elbisesi eskidiği halde yeniletmezmiş. Bu yüzden devlet ricali, gerek saygı dolayısıyla, gerekse kendisinden çekindikleri için huzuruna yeni ve süslü elbiselerle çıkmaya çekinirlermiş.

 

Padişahın elbisesi gitgide fersûdeleşir, lakin kimse bunu kendisine hatırlatmaya cesaret edemezmiş. Bir ara bir kâfir elçisinin geleceği haberi alınır. Bunu fırsat bilen sadrazam, bin bir korku ile hükümdara:

 

"Efendimiz", der "bu kâfir makulesi, akl-ı kasirleri (kıt akılları) muktezasınca, zâhirbin olup (görünüşe bakıp) alâyişe ziyade nazar ederler. Layıktır ki siz padişahımız dahi..."

 

Yavuz onun maksadını anlar, sözünü keser ve:

 

"Ha... Evet! Öyle yaparız. Hem siz dahi bir hoş ziynetlu libas tedarik eyleyin!" der.

 

Vezirler sevinir ve süslü elbiseler diktirip hazırlanırlar.

 

Padişah elçiyi kabul edeceği zaman, tahtın ayakucuna bir yalın kılıç konmasını emreder.

 

Her şey hazırdır. Vezirler, başta sadrazam bulunduğu halde muhteşem elbiseleriyle tahtın etrafında yer alıp padişahı beklemektedirler. Birdenbire Yavuz gelir, lakin eski kıyafetiyle!

 

Elçi huzura kabul olunur. Devrinde dünyayı titreten Yavuz'un önünde korkudan iki büklüm bir halde durur. Mutad merasim ve konuşmadan sonra ise huzurdan çıkar.

 

O zaman Yavuz vezirlere:

 

"İmdi varın, elçiye sorun. Padişahımızın libâsını nasıl buldunuz deyin!"

 

Vezirler koşarlar ve bu suali elçiye tekrar ederler. Aldıkları cevap ise şudur:

 

"Ben şevketli hünkârı görmedim bile. Tahtının ayakucundaki yalın kılıç, gözümü aldı; sadece onu gördüm."

 

Bu cevap padişaha naklolunduğu zaman, parmağı ile hâlâ tahtın ayakucunda duran kılıcı göstererek şöyle der:

 

"Bunun ağzı kestikçe, küffârın gözü anda olup bizi görmezler ve libasımızı fark etmezler. Allah Teâlâ, anın keskin olmadığı günü göstermeye ki, libas ve alayiş o güne mahsustur. Çünkü kâfir gözü o zaman yerden kalkıp Âl-i Osman padişahlarına dikilir!"7

 

Yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerif, müminlere güçlü olmayı hedef gösterdiği gibi bunun nasıl gerçekleşeceğinin de yol haritasını sunmaktadır:

 

"Sana faydası dokunacak şeyi elde etmek için var gücünle çalış ve bu konuda hırslı ol". Evet, dünyevî olsun uhrevî olsun, gücüne güç katacak ve sana azık olacak araç, gereç ve vasıtaları elde etme yolunda hırslı ol. Yeter ki niyetin Allah için olsun ve elde ettiğin gücünü de nefsin için değil Allah için kullanmış ol!

 

"Allah'tan yardım iste ve sakın acizlik gösterme!" Nefsine güvenerek yola çıkarsan, yarı yolda kalır ve yanlış hedeflere doğru savrulursun. Fakat Allah'ın adıyla ve O'nun yardımıyla yola çıkarsan korkma! Hem, "benden bir şey olmaz, ben zayıf ve bîçâreyim" diyerek kendinden de asla ümidini kesme! Zira Allah'ın yardım ve inâyeti sana eşlik edecek olursa, hiçbir zorluk senin önünde duramaz ve gözünü korkutamaz.

 

"Her şey senin istediğin gibi olmayabilir, başına bir musibet gelebilir, böyle zamanda da elin kolun düşmesin! Allah'ın takdiri böyleymiş; o ne dilerse o olur" diyerek Hakk'a tam bir teslimiyetle kadere razı ol. Evet, her şey senin elindeymiş gibi gayret et ve fakat şunu bil ki her şey ancak Rabbinin elindedir. Böylesi bir inanç, her çeşit zorluk ve musibet karşısında sana yıkılmamayı ve dik durmayı öğretir. Hatta hikmetle bakmasını bilirsen, bu durum yeni yeni kapıların açılmasına bile vesile olabilir.

 

İşte güçlü mümin olmanın Allah Resûlü tarafından çizilmiş yol haritası.

 

Yaşadığımız acılar ve İslâm milletlerinin bugünkü manzarası, bize yeniden güçlü ümmet olmanın zaruretini en acı bir şekilde göstermiştir. Son sözü İstiklâl Marşı şairimiz Mehmet Âkif Ersoy'a bırakalım:

 

Siyâsetin kanı servet, hayâtı satvettir8 

 

Zebûn-küş9 Avrupa bir hak tanır ki, kuvvettir

 

Donanma, ordu yürürken muzafferen ileri,

 

Üzengi öpmeye hasretti Garb'ın elçileri!

 

O ihtişâmı elinden niçin bıraktın da,

 

Bugün yatıp duruyorsun ayaklar altında?

 

Dipnotlar: 1) Bk. Ankebût Sûresi, 2-3. 2) Bkz. Enfâl Sûresi, 2.  3) Bkz. Fetih Sûresi, 4. 4) Bkz. Müslim, Zikr 38. Ayrıca bk. İbni Mâce, Mukaddime 17 5) İbn Hanbel, Müsned, IV, 197. 6) Bkz. Buhâri, İlim, 15; Zekat, 5. 7) Mustafa Armağan, Osmanlı'nın Mahrem Tarihi, s. 69-70. 8) Satvet: sindirici güç. 9) Zavallı ve kimsesizi ezen zâlim.

 

 

Kaynak: Altınoluk Dergisi Mart-2018 Sayı 385

 

Adem ERGÜL 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir