16 Ekim 2018 Salı 01:29:36
» EŞEKLER YAŞAYARAK ÖĞRENİR, İNSANLAR ÖNCEDEN TAHMİN EDER VE ÖNLEMİNİ ALIR

EŞEKLER YAŞAYARAK ÖĞRENİR, İNSANLAR ÖNCEDEN TAHMİN EDER VE ÖNLEMİNİ ALIR

Değerli Arkadaşlarım, Yaklaşık bir yıldır size yazı göndermedim. Biraz dinlenmenizi istemiş olabilirim (!). Ancak Türkiye'deki gündem endişe verici biçimde değiştiği için birilerinin daha geniş kitlelere sesini duyurması gerekir diye düşünerek son 1,5 yıl içinde 6 kitabı halkımızın hizmetine sundum; gerisi de geliyor. Ancak son zamanlarda gündeme düşmüş bir olayın etkilenmiş kişilerinden biri de ben olduğum için bu yazıyı kaleme aldım. Zevkle okuyacağınızı, ne halde olduğumuzu, daha neler olabileceğini benim açımdan öğrenmek isterseniz okumanızı öneririm. Sevgilerle Son yılda çıkan kitaplarım Evrim 6 baskı Ustaca Yaşam 2 baskı Çocuklar için evrim (tükendi) Yaşlanmanın ve Ölümün Evrimi Biyolojik Saat 2 baskı Renklerin Kökeni (bitmiş olmalı). Çıkacaklar Tanrı Parçacığından Güneşe Yaşanan Öyküler (baskıda) Uygarlık ve Bilim (baskıda) 2035 Sonun Başlangıcı Analitik Gözle Eğitimimiz Bu Topraklarda Biyolojinin ve Biyoloji Biliminin Öyküsü
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
EŞEKLER YAŞAYARAK ÖĞRENİR, İNSANLAR ÖNCEDEN TAHMİN EDER VE ÖNLEMİNİ ALIR
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Sizden Gelenler - 06 Ekim 2018, Cumartesi 00:31:31
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 ....

Prof. Dr. Ali Demirsoy

      1966 yılında Atatürk Üniversitesinde biyoloji ile ilgili dersler anlatmaya başladım ve biyolojinin hatta bilimin olmaz ise olmazı olan evrim konusunu da bu arada anlattım. Malum çevrelerce niteliğim bu nedenle Ateist ve Komüniste çıktı.

 

      Her ne kadar kendini evrimci sanıp da çeşitli yerlerde Türkiye’de evrim biliminin tarihsel gelişimini anlatan bilim ahlakından yoksun bazı kişiler konuşmalarında ağzından sadece bir defa evrim kelimesi çıkmış ya da bir sayfalık bir şey yazmış olanları öve öve anlatırken, Türk ve İslam Tarihi’nin bugüne kadar yazılmış en kapsamlı (946 sayfa) ve en çok baskı (14 baskı) yapmış belki de temel bilimlerde sayısal olarak en çok satılmış kitap olan Kalıtım Evrim kitabına tek bir cümle ile değinilmemiş olması Türkiye’deki bilim insanının ahlaki profilini göstermektedir (internette ilgili videoya bakınız).

 

      İçeriğini beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz; ancak bu kitap Türkiye’de ateşli evrim tartışmasını başlatan eser olmuştur. Devrin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler (14.12.1983-13.9.1985), kitap çıkar çıkmaz, bu kitabın olumlu etkilerini giderebilmek için Ankara’da Evrim Konseyi toplamış ne kadar öğretmen ve ilgili, ilgisiz insan varsa davet edilmişti; Türk ve İslam Tarihi’nin en kapsamlı kitabını yazan kişi davet edilmemişti. Çünkü bu kitabın yaratacağı etkiyi anlayacak kadar deneyimli ve zekiydiler. Yıllar sonra bile görmezden gelenler gibi değil…

 

      Kalıtım ve Evrim Kitabı çıktığında ben Alexahdır von Humboldt Bursu ile ikinci defa (1984) Hamburg’da bulunuyordum. Basımevinden çıkan kitabı posta ile adresime gönderiler. Üniversitede Tahran Üniversitesi Rektör yardımcılığı da yapan Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Sepas Gozaryan ile birlikte aynı odada oturuyordum. Ülkesinden kaçmış; yakalandığında idam edilmesi için Humeyni tarafından idam edilmesi için fetva verilmişti.

 

      Kitabı paketinden çıkarır çıkarmaz bir iki sağına soluna baktım ve Sepas’a uzatarak: Sepas çok mutluyum ülkemin bu güne kadar yazılmış en kapsamlı kitabını çıkardım. Sepas kitabı aldı bir iki çevirdi ve hemen arkasını çevirerek kaynakları kısmına dikkatle inceledi ve bana dönerek bu kitapta eksiklik var dedi. Niye diye sorduğumda, Humeyni geldiğinde Amerika’da üniversiteden atılmış, bir biyokimya profesörünün (bir şarlatan olmalı) eserlerini Farsçaya çevirtti ve bunları ülkeye çağırarak çeşitli şehirlerde konferanslar verdirdi. Bu profesör ve yandaşları Yaratılış Derneği diye bir dernek kurarak evrim karşıtlığını, bir anlamda bilim karşıtlığını dünyada yaymayı amaç edinmiş. Herhalde bu derneğin desteklenmesini de Siyonistler ve bazı kökten Hıristiyan dernekleri üstelmiş dedi. Bunlarla ilgili birkaç cümle niye yazmadın dedi. Önce üniversite kütüphanesini daha sonra şehir merkezi kütüphanesini araştırdım bu kişilere ilişkin yayın bulamadım. Türkiye’ye döndüm.

 

      Türkiye’ye döner dönmez Vehbi Dinçerler’in Evrim Konseyi ile karşılaştım. Daha da ilginci Sepas’ın bahsettiği kişilere ait bazı makaleler daha sonra Milli Eğitim Bakanlığınca Prof. Dr. Adem Tatlı ve arkadaşları tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve katılımcılara ve tüm öğretmenlere bedelsiz dağıtılmıştı. 1985 yılında "Scientific Creationism" adıyla yazılmış ve Türkçe’ye "Yaratılış Modeli" adıyla çevrilmiş kitapcık, Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler tarafından öğretmenlere ücretsiz dağıtıldı. Makalelerin özüne tam sadık da kalınmamıştı, içerisinde bir nebze bilime atıf yapılan kısımlar çevirmenlerce ya çarpıtılmış ya da yok sayılmıştı. Bu çeviriyi yapanların daha sonra diğer eylemleri ve davranışları nedeniyle üniversiteden atıldığını öğrendik. AKP hükümete gelir gelmez bu kişilerin tüm haklarını ve birikmiş ücretlerini faizi ile birlikte vererek tekrar üniversitelere gençleri zehirlesinler diye yerleştirdi.

 

      Bu kitaptan sonra ve daha sonra verdiğim konferanslardan sonra evrimci kimliğim iyice perçinlendi. Evrimci kimliğim nedeniyle TRT, YÖK ve TÜBİTAK’ta belgeleyemeyeceğim engellere takıldım. İçerisinde evrim kelimesi bir defa geçmeyen kitaplar da yazdım. Ancak bu kitapları eline alıp, çok güzel bir kitap; ama yazan evrimce deyip bırakıldığına defalarca tanık oldum. Beni çok seven kasabamın kadınları aralarında konuşurken çok iyi bir insanmış; ama evrimciymiş diyerek, sanki vebalı bir insan tarif ediyorlarmış gibi tavır takındıkları oldu.

 

      Hacettepe Üniversite kuruluşundan bu yana 6 milyon kez tıklanmış. Ben kişisel olarak neredeyse 1 milyon kez tıklanmışım. Bu kadar tıklanma benim bilimsel kimliğimden olamazdı. Biraz araştırınca Harun Yahya takma adıyla maruf (inanın o zaman bu kişinin Adnan Oktar olduğunu bilmiyordum) kişinin bu tıklamada önemli bir katkısı olduğunu zamanla öğrendim. Çünkü neredeyse her gün aşırı makyajlı, iri göğüslü, sarışın kızları karşısına alıp, benim sağda solda söylediklerimi ya da yazdıklarımı diline dolayarak: Türk Einstein’ı, evrimcilerin Duayeni, hocaların hocası gibi sıfatlarla konuya girip bana verip veriştiriyordu. Birkaç cümleden sonra kızlara dönüp bir daha tekrarlayalım deyip İnşallah ve maşallahla kızlara tekrarlatıyor; sonunda da çoğunluk Ankara’nın Bağları kıvrak türküsü ile kızları, izleyen gençleri gıdıklayacak biçimde oynatıyordu. Benim 1 milyon tıklanmam, bu kızları dinlemek isteyen gençler, Adnan Oktar ve güzel kızlarını tıklarken beni de tıklamış oluyorlardı. Benim reytingim de böylece artıyordu…

 

      Konuşmalarının bir kısmında: Evrimcilerin hocası, duayeni gibi övücü sıfatlarla beni işaret ederek Erzincan’da bir Evrim Müzesi kurmuş, gençlere evrim anlatıyormuş. Ey Ali Hoca, hocaların hocası, bana bir ara tür getir ben sana hemen 10 trilyon Tl ödeyeceğim diyerek, güya beni sıkıştırıyordu. Bununla da kalmıyor, benim ağzımdan internette Evrimcilerin Duayeni Ali Hoca sonunda itiraf etti diyerek bazı bilimsel konuşmalarımın altını ve üstünü kesip amacına uygun kısmıyla beni sıkıştırmaya çalışıyordu ve en ahlaksızı da dibine benim imzamla hiç ilgisi olmayan imza atılmış görünüyordu.

 

      Bani bu adamı niye mahkemeye vermiyorsun diye çeşitli insanlar uyardı. Çünkü arkasındaki gücü bilmiyorlardı. Öncelikle kendi ağzından da öğrendiğimiz kadarıyla 2-3 defa eski deyimiyle deli raporu almış; bu nedenle cezai ehliyeti yokmuş. Galiba birçok yargılamadan da bu belgeler ile kurtulmuş.

 

      İstanbul’da bir gazeteci yanılmıyorsam 58 dilden yüz kadar kitabın en iyi kalitede basımının ve 185 ülkeye bedelsiz dağıtımının Siyonist bir kuruluştan alınan 300 milyon dolar (internet bilgisi) ile yapıldığını ileri sürerek İstanbul Mahkemelerinde açtığı dava, mahkemelerin yetkisizlik kararı ile mahkeme mahkeme 10 yıl dolaşmasından sonra müruru zaman gerekçesi ile rafa kaldırılmıştır. Yani o günün yargısı da arkasındaydı.

 

      Amerika’da hidrolik mühendisi Henry Morris’in kurucusu olduğu Yaratılış Araştırma Enstitüsü (ICR: Institute for Creation Research) en etkili ve önde gelen yaratılışçı grup olarak tanındı. ICR tipi yaratılışçılık yalnızca evrim kuramını kökten reddetmekle kalmıyor, çağdaş doğal bilimlere tümden karşı cephe alıyor. Harun Yahya ve evrim karşıtı özel eğitilmiş Mustafa Akyol bu derneğin yakın izleyicileri. Mustafa Akyol bir zamanlar televizyonların vazgeçilmez evrim tartışmacısıydı. Her akşam bir yerlerde vaaz ediyordu. Sonra ne olduysa oldu birden bire kayboldu… Herhalde hakikati anlamış oldukları için değil, kendi içlerindeki bir paylaşım sorunu nedeniyle bu ambargoyu yemiş olmalı…

 

      Evrim karşıtlarının ve özellikle Harun Yahya’nın mensubu olduğu İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti Amerika’daki bu derneğin gerici üyelerini getirterek şehir şehir konuşturdular. Komünizmle Mücadele söylemi ile yola çıkan İlim Yayma Vakfı ve Cemiyeti’nin kimler tarafından kurulduğunu, kimlerin buralara destek sağladığını internetten öğrenmeniz Türkiye’nin kimler tarafından yönetildiğini anlama bakımından yararlı olacaktır (https://www.aydinlik.com.tr/turkiye/2017-mart/cia-belgelerinde-ilim-yayma-cemiyeti).

 

      İşin başka ilginç bir yönü de FETÖ lideri Fetullah Gülen de bu yıllarda Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nin kurucuları arasında yer almıştır. Aslında Türkiye’de haince giden hiçbir şey bir rastlantı ile olmamıştır. Planlı ve programlı ihanet organizasyonlarının Türkiye’deki uzantıları ile bu yüce ülkenin geleceği karartılmıştır.

 

      Şu anda yapılanlar belki ilk önlem olarak algılanabilir. Ancak ben tekrar söyleyeyim. Bu ihanet cephesinin kökleri ayrık otu gibi toprak altına çekilmiştir. Zamanı ve fırsatı bulunca filizlenecektir. Bu kökleri uzaklarda ve bilinmeyen yerlerde aramaya da gerek yoktur. Onlar, hala, biz aldatıldık diyerek bu zihniyet ile mücadeleyi yapanların içlerinde saklı olarak bulunmaktadırlar. Bunu bu günkü yönetim bilmiyor mu? Bal gibi biliyor. Ancak gel de baba erenlerin söylediğini söyleme: Baba erenler çuvaldızını kaybetmiş; onu kahvenin karşısındaki meydanlık yerde arıyormuş. Epeyi dolaşmadın ve bir aramadan sonra kahvedekiler merak edip baba erenlere soruyorlar. Baba ne arıyorsun? Çuvaldızımı kaybetmiştim; onu arıyorum. Baba, nerede ne zaman kaybettin. Dün akşam ahırda kaybettim. İyi de baba erenler ahırda yitirdiğin çuvaldızı niye bahçede arıyorsun? Orası çok karanlık…

 

      Yüzlerce yerde yaptığım konuşmada, yazdığım çok sayıda kitap ve makalede bugün yaşananları, o günlerde açık açık söyledim ve yazdım. İlgilileri uyardım. Hiç kimse bilmiyorduk, aldatıldık demesin. Bizzat ben onlarca yerde durumu bütün çıplaklığı ile halka anlattım. Açık açık bu bir Siyonizm projesidir; bu Müslümanları çökertme projesidir dedim; istihbarat servislerinin elinde bu konuşmalar muhakkak vardır.

 

      Ancak kendisi gibi düşünmeyenleri hain ve düşman olarak gören zihniyet ne yazık ki bu uyarmalara kulaklarını tıkadı. Adan Oktar İstihbarat Örgütlerimizden daha akıllıca davranarak, kendisi ve kendi gibi olanları deşifre edecek, yüklendikleri projenin başarısını önleyecek benim gibi insanları hedef tahtası yapıp, her gün televizyonlarında (onlarcasından ikisini vereyim: Canlı Sohbetler TV You Tube, 4 Ocak 2018; A9 Televizyonu, You Tube 25 Tem 2015; A9 Tv Dailmotion 9 Mar 2017 adımı alarak gündeme getirdiler; yazdıkları her kitabın arkasına benimle ilgili ilinti koydular. Düşüncelerimi yeren yüzlerce yazı yazdılar (internetten Ali Demirsoy + Adana Oktar ya da + Harun Yahya yazarsanız sayfalar önünüze gelecektir;

 

https://www.google.com.tr/search?ei=i2dIW4GiN4Gv6ASQn5y4Bg&q=ali+demirsoy+adnan+oktar+yuo+tube&oq=ali+demirsoy+adnan+oktar+yuo+tube&gs_l=psy-ab.12...83409.86302.0.89180.9.9.0.0.0.0.267.1450.0j6j2.8.0....0...1c.1.64.psy-ab..1.8.1447...0i22i30k1j33i21k1j33i160k1.0.IuLhEuOpzJg).

 

      Bu sitede benden bahsedilen 22.200 yazı internete konmuş.

 

      Bir gün Ankara Belediye otobüslerinin dört bir tarafına yapıştırılmış panolar ile Ankara Belediyesinin davetlisi olarak Ankara Halkı, Ankara Kavaklıdere’deki Sheraton Oteli’ne davet ediliyordu. Konu evrimdi. Gelişmekte olan bir ülkenin belediyesi evrim konseyi topluyordu; pep peh gelişmişliğe bakınız… Sanırsınız ki çağ atılıyoruz. Sakın yanlış anlamayınız, ileri çağa değil, geride bıraktığımız çağa..

 

      Çevremin de zorlaması ile ben de bu toplantıya katılmaya karar verdim. Birkaç arkadaşımla içeri girdim. Koşarak en önde bana bir yer verdiler. Sahnede, Cevat Babuna, Adan Oktar’ın briyantin saçlı birkaç yakışıklı yardımcısı ve Amerika’dan davet edilen yaratılışçı profesörler yerlerini almışlardı. Sunumlar başladı, çok mükemmel bir görsel sunum vardı. Bu arada ben de 10 dakika konuşacağımı ilettim. Olur dediler. 2 saat konuştuktan sonra birden bire konuşanlar kalkarak arka kapıdan kayboldular. Ben orada yetkili olduğunu tahmin ettiğim bir iki kişiye hani ben konuşacaktım, ne oldu diye sormaya kalmadı, son derece dekolte giymiş, endamlı ve çok güzel iki kız, biz sizin kitaplarınızla büyüdük, biz … Tıp Fakültesinde yardımcı doçentiz; size saygımız sonsuzdur; sizin için özel bir ağırlamamız olacak sayın hocam diyerek, otelin bir odasında bana bizzat kendilerinin pasta sunacaklarını söylediler. Çok kızgındım. Gerisini dinlemeden çıktım. Kim bilir eğer söylediklerini yapsaydım, kurulan tezgâh nedeniyle belki bu yazıyı yazacak cesareti kendimde bulamayacaktım. Gazetelere bakılırsa bu tezgaha gelen çok sayıda insanın (çoğu yönetici ve iş adamı) malum kasetleri bu tutuklanmada yana yakıla aranıyormuş.

 

      Bu toplantılar yanılmıyorsam 40 kadar ilde giderleri belediyelerce karşılanmak üzere tantanalar ile yapıldı ve gençleri zehirlediler. Bu belediye başkanları hala sırnaşık sırnaşık içimizde dolaşıyor. Ciddi bir soruşturma yapılacaksa ilk olarak suyun gözesinde başlamak gerekir.

 

      Devletin çoğumuzu dinlediği, gelirlerimizi kontrol ettiği bilinmektedir. Tek bir tanesinin bile yüzlerce liraya mal olan hologramlı, renkli ve en pahalı kuşe kâğıda basılmış yüz binlerce kitabın (58 dilden) 185 ülkeye bedelsiz dağıtımını neden bu devlet izlememiştir? İşte bu nedenlerle kendisine dava açmadım; mahkemeyi kaybedeceğim kuşkusuzdu. Bildiğimiz güçlerin hepsi arkasındaydı. Daha büyük bir kitleyi etkilemesi için A9TV’yi emrine verdiler. Aslında Adnan Oktar görevini layıkıyla yaptı. Bakın son 38 yılda devletin herhangi bir yerinde üst düzey bir yöneticiden ya da siyasiden evrime sıcak baktıklarına ilişkin tek bir kelime duydunuz mu? Bu politika Adan Oktar gibilerin üretimini şu ya da bu şekilde destekleyecektir. Bu, bu politikanın ve bu dünya anlayışının ne ilki ne de sonuncusu; her gün bir başkasını yaşayacağı. Dini, eğitime, politikaya, ticarete bulaştıranların varacakları başka bir sonuç kesinlikle olamaz; bu politika üzerine binecekleri üreten bir politikadır. Hiçbir şey yapmanıza gerek yok; sadece başınızı kaldırın, çevrenizi çeviren ve bu coğrafyada aynı deliğe işeyen ülkelere bir bakın. Herkesin onlarca Adnan Oktar’ı var. İzninizle bir yorum yapayım: Bu düzen böyle gitmez; çok az zamanımız kaldı. Küresel çatışma burnumuzun dibinde. Bu çıkmazdan kurtulmanın yolu bir şeylerin ipine sarılma değil; bilime rehber yapmadır. Demedi demeyin; yaşadan öğrenmenin insanlara özgü olduğunu unutmayın.  

 

      Her akşam televizyonlara çıkıp da sözüm ona ahkâm kesen bilim adamları, üniversitelerin âlim hocaları, her konuda fikir yürüten yöneticilerin hiç biri Adana Oktar’ın takma adının neden Harun Yahya olduğu konusunda tek bir kelime söylemedi. Çünkü Harun Yahya takma adıyla her dinden insanı etkiliyordu. Niye araştırsınlar ki? Aradıkları insanı bulmuşlardı.

 

      Antalya’da Atatürk Kültür Merkezinde evrimle ilgili yaptığım bir konuşmada kalabalık bir gruba şu sözleri söyledim. Harun Yahya adlı kişinin Adnan Oktar olduğunu yeni öğrendim. Bu adlandırma size garip gelmiyor mu? İslam’ı yayma ve yüceltme peşinde olan bir insanın takma adının Muhammet Ali, Ali Osman ya da bunlara benzer bir ad olması beklenmez mi? Hâlbuki ki bu kişi Harun Yahya takma adını almış. İyi de Harun, Musa’nın yardımcı peygamberidir ve Tevrat’ta şöyle bir talimatı vardır: İsrail oğulları diğer kavimlere egemen olmadığı sürece mücadeleyi bırakmayacaksınız. Yahya, İsa ile son yemeği yiyen havarilerden biridir ve ona verilen görev ise Hıristiyanlığı yaymadır. Bu adlandırma size garip gelmiyor mu? Bu konuşmadan sonra Adan Oktar daha çok kendi adını kullanmaya başladı ve takma adını çok az kullandı.

 

      Aslında evrim bizim dinimizin değil Tevrat’ın sorunudur. Kuran’da evrim ile ilgili geçen her bilginin daha ayrıntısını Tevrat’ta görebiliriz. Aslında İsrail oğulları sorunu, doğa bilimleri ile hiç ilgisi olmamış Müslümanlara ciro etmiştir. Böylece dedesinin adını bile bilmeyen bir topluluk akşam sabah evrim tartışmasının içine sürüklenmiştir. Doğa tarihi olmayan, ülkesini dışında herhangi bir doğal yapıyı incelememiş bilim adı gezgini olmayan bir ülkenin evrimle ilgili fikirler ileri sürmesi sizce mantıklı mı? Tam bir cahil cesareti…

 

      Yüzlerce yerde evrimle ilgili konuştum. Bunların bir kısmında kimliğini açık olarak beyan ederek ya da gizleyerek Harun Yahya yandaşları konuşmamı başından sonuna kadar beni filme aldılar. İçlerinden bazı pasajları seçerek ve önüne arkasına ek bilgi koyup çarpıtarak sundular.

 

      Adnan Beyin günlük yaşamı beni kişisel olarak ilgilendirmiyor. Lale Devri gibi yaşamış olabilir. Hatta basından edindiğimiz bilgiler doğruysa Lale Devrinde bile bu kadar safahat olmamış. Ne diyebilirim ki? Bir Ortadoğulu olarak helal olsun adama derim. Çünkü eşek olanın sırtına binen çok bulunur. Belli ki çevresinde sırtına binebileceği çok insan toplamış. Bu onların sorunudur. En azından Cumhuriyet Devrinde bir takım siyasilerimizin bayıldığı padişahlarımızın debdebesi ile yaşamış biri aramızda bulunuyor.

 

      Ahlaki yönü açısından da şaşıracak bir şey yok. Nedense bu sapkınlıkların üstüne hep bir dini örtü örtülüyor. Şu son 15 yılda yaşadıklarımıza bir bakın. Daha önce diyelim ki siyasilerin söylemi ile dini eğitimimiz yavandı; böyle şeyler (sapıklıklar) olabilirdi. Ancak devletin tüm gücü ile 15 yıldan bu yana güçlendirilmeye ve enjekte edilmeye çalışılan dini yönlendirmeler karşın, bu sapkınlıkların sayısı akılla açıklanamayacak kadar arttığı söylenmektedir. Bu bizde mi böyle? Söylenene bakılırsa dini referanslarla yola çıkan ülkelerin hepsinde böyle…

 

      Adnan Oktar ne ilk ne de sondur. Bu inanç sisteminin ürettiği tipik ve başarılı bir fenomendir. Bu kadar azgınlaşmasının nedeni –doğruysa- yabancı bir projenin uzantısı olması ve devletin güçlerini uzun zamandır arkasında bulmasıdır.

 

      Yaklaşık yarım yüz yıldır yazdım, konuştum, uyardım, yapmayın etmeyin dedim, hiç kimseyi uyandıramadım. Bugün aldatıldık sözü en azından bu olay için benim açımdan geçersizdir. Söylediklerimi hep dinimize bir tehdit olarak algıladılar ya da etkisini gidermek için öyle anlamayı istediler.

 

      Türkiye’de evrim karşıtının sembolü olarak bilinen, yüzlerce kitap, kaset, dergi ve sunumun sahibi olan Adnan Oktar’ın yakalanmasının 12.07.2018 tarihinde İsrail Gazetelerinde kara haber olarak verilmesi ve yapılan soruşturmalarda basına düştüğü kadarıyla İsrail’in önemli kişileri ile bizzat yüze yüz ilişki içerisinde olması, perdenin aralandığına işaret olabilir. Ancak bu zihniyet ile yetişmiş hatırı sayılır bir vatandaş kitlemiz var; aydınlanmanın kolay olmayacağını söyleyebilirim.

 

      Belki kastını aşan bir son cümle ile yazıyı kapatmak isterim: Evrim karşıtı olan çoğu insan ya bu coğrafyayı köleleştirmek isteyen bazı çevrelerin projesinin uzantısıdır ya da cahilliklerinin bir sonucu olarak düştükleri tuzaktır.

 

Prof. Dr. Ali Demirsoy



 Bu arada akıllı tasarım, Mustafa Akyol gibi savunucuların da aracılığıyla Türkiye’de de ilgi çekmeye başladı. Bu arada akıllı tasarım yanlısı az sayıda ABD’li bilim insanı, tezlerini bilimsel literatürde savunmakta zorluk çeker; ancak çok sayıda popüler kitap aracılığıyla görüşlerini kamuya sunarlar. Bunların birçoğu kısa zamanda Türkçeye çevrildi; bugün İstanbul kitabevlerinin bilim kısımlarında Phillip Johnson gibi akıllı tasarımcıların kitapları Stephen Jay Gould gibi gerçekten önemli biyologların kitaplarının yanında satılıyor. 1997’de, Harun Yahya ilk piyasaya çıktığında, yaratılışçılığı desteklemek için Amerika’dan ICR bağlantılı birkaç yaratılışçı konuşmacı getirmişti. Amaç, batılı bilim çevreleri içinde bile evrim karşıtı bir dalganın yükseldiği izlenimini yaratmaktı. 2007’de ise, İstanbul Belediyesi aracılığıyla bir “Yeryüzünde Yaşamın Kökeni” konferansı düzenlendi. Mustafa Akyol ve Alpaslan Açıkgenç gibi Türk kökenli akıllı tasarım yandaşlarının yanısıra, David Berlinski ve Paul Nelson gibi tanınmış akıllı tasarımcılar da konuştu. Harun Yahya’nın getirdiği yaratılışçılar gibi, akıllı tasarımcılar da bilimsel çevreler içinde evrim karşıtı olarak özel yetiştirilmiş insanlardır (Taner Edis: ABD’de Missouri eyaletinde Truman State University. Adı geçen üniversitede fizik bölümünde öğretim üyesidir. Son kitabı. An Illusion of Harmony: Scienceand Religion in Islam...

 

 


Rogg & Nok Haber Servisi:
E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir