26 Mayıs 2018 Cumartesi 22:47:49
» "GAYRİMİLLİ EĞİTİM" KİTABINA DAİR RÖPORTAJ...

"GAYRİMİLLİ EĞİTİM" KİTABINA DAİR RÖPORTAJ...

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Eğitim - 08 Mayıs 2018, Salı 16:07:03
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"GAYRİMİLLİ EĞİTİM" KİTABIMA DAİR RÖPORTAJIM

SORU: Öncelikle kitabınızın ismi ve kapak görseliyle başlamak istiyorum. Daha sayfaları çevirmeden kapağa şöyle bir baktığımızda eğitim sistemimizin "gayrimilli" olduğu ve Atatürk'ün eğitim sisteminden çıkarıldığında sistemin, denge ve bütünlüğün simgesi Jenga oyunda olduğu gibi bozulup yıkılacağı anlaşılıyor. Eğitim sistemimizden "milli"lik ve Atatürk çıkarıldı mı? Ne zaman başladı bu süreç?

 

Eğitim sistemimizden "milli"lik ve Atatürk maalesef çıkarılıyor. Bu süreç 27 Aralık 1949'da imzalanan "Fulbright Antlaşması"yla başladı ve eğitim düzenimiz ABD denetimine girmeye başladı. Antlaşmanın 5. maddesine göre oluşturulan 8 üyeli eğitim komisyonunun 4'ü Türk, 4'ü ABD'liydi. ABD'nin Türkiye'deki diplomatik heyetinin başı (misyon şefi) komisyonun başkanı olacak ve oyların eşit olması halinde kesin kararı verecekti. Komisyonun amacı "eğitim programının idaresini kolaylaştırmak" idi. Bu antlaşma ile ders programlarının geliştirilmesi ABD'li uzmanlara teslim edilmiş, Türk Tarih Kurumu ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Türk tarihine verdiği önemin etkisi azaltılmıştır. Bugün 2017 Temmuz ayında hazırlanan ve en son bu Ocak'ta güncellenen müfredat ile eğitimimiz gayrimilli bir hale bürünüyor; Atatürk ve ilkeleri çıkarılıyor. Öncelikle gayrimillilikten ne anladığımı belirteyim. Kadınların avret yerlerinin vücutlarının hangi bölgeleri, nikâhlanmanın nasıl olacağını mezhep temelinde belirleyen, Alevilerin Muharrem orucuna "nafile" diyen ifadeler milleti ayrıştıran ifadelerdir. Dahası dinsel temelde had, kısas, diyet, tazir gibi suç ve cezalar getirmek millet değil ümmet tasarımıyla açıklanabilir. Böyle bir eğitim sistemine milli denebilir mi? Geçen seneki imam hatip liselerinde okutulan "Akaid ve Kelam" ders kitabında millet ve milli devlet karşıtlığı şu ifadelerle gösterilmişti: "19. yüzyılla birlikte tüm dünyada yaygınlaştırılan ulus devlet anlayışının tektipleştirme ve homojenleştirme girişimleriyle birlikte yeryüzünde etnisiteye, dile, inanca ve hatta aynı inancın alt kolları olarak görebileceğimiz mezheplere dayalı bir ötekileştirme ve dışlama süreci yaşanmıştır." Görüyor musunuz? Ulus devlet etnisiteye, dile, inanca, mezheplere dayalı bir ötekileştirme yaşatıyormuş! Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'nden Atatürk ile imam hatip meslek dersleri (10 ders) öğretim programında Atatürk'e, laikliğe hiçbir sınıfta bir kelimelik dahi yer verilmemiştir. Atatürk ve din ile ilgili üniteler kaldırıldı. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında okutulan 5. sınıf Sosyal Bilgiler ders kitabının "Çağdaşlaşan Türkiye" ve "Yeni Türk Devletinin Temelleri" başlıklarında 11 sayfada işlenen Atatürk'ün ilkelerine, Cumhuriyet Devrimi'nin kazanımlarına ve Atatürk'ün milli egemenlik, devrim, kadın-erkek eşitliği, padişahlık, Medeni Kanun, eğitim gibi konulara bakışına yeni ders kitabında yer verilmedi. Bu konuları kapsayan "Çağdaşlaşan Türkiye" ve "Yeni Türk Devletinin Temelleri" başlıkları çıkarıldı. Lise tarih öğretim programında, "1909" tarihinden "darbe" diye bahsedilerek 1909 yılında 2. Abdülhamid'i tahttan indiren Harekât Ordusu'nun komutanlarından Mustafa Kemal Atatürk de "darbeci" sayılmış oluyor! Bu örnekler öyle çok ki...

 

SORU: Tarihçi kimliğinizden öte siz bir eğitimcisiniz. Atatürk'ten günümüze eğitim sisteminde çok şey değişti. Her ülkede, eğitim zamanla değişime, dönüşüme uğrar. Teknolojinin, sistemin değişmesinde bu kaçınılmaz. Son hükümet AKP'ye kadar olan değişikliklerle AKP dönemindeki değişiklikleri karşılaştırsanız, nasıl bir fark görüyorsunuz?

 

Atatürk, çağımızı emperyalizm çağı olarak tespit ederek bağımsız yaşamak için eğitimin her alanında oluşturulan programların temelini, yüzyıllardır toplumsal yaşamın ihtiyaçlarını karşılamayan, sorunlara çözümler üretmeyen hurafelerden, dogmalardan arındıracak olan pozitif bilimler, sanat, milli tarih, milli kültür oluşturmak gerekliliğini belirtmişti. Eğitimin milli olması noktasında şunu belirtir:

"Bir milli terbiye programından söz ederken, yabancı fikirlerden, şarktan ve garptan gelen tüm etkilerden tamamen uzak, milli özelliklerimizle ve tarihimizle bağdaşabilen bir kültür kastediyorum."[1]

 

3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Yasasıyla medrese ve vakıflara bağlı tüm eğitim kurumları MEB'e bağlanarak milli hale getirilmiştir. Atatürk'ün felsefesi aydınlanma ve onun dayanağı olan bilimsellikti. Eğitimden beklentisi ise "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" nesiller yetiştirilmesiydi. John Dewey ülkeye davet edilerek rapor istendi. J. Dewey'in raporunda anlattığı okul yıllar sonra Köy Enstitüleri olarak ortaya çıkmıştı. Fakat 1950lerle birlikte toprak reformu yapılamadı, Köy Enstitüleri "komünistlik" suçlamasıyla kapatıldı.[2] Çünkü, Aydınlanma ile Orta Çağ savaşıyordu, aydınlanmanın arkasındaki itici güç olan burjuvazi çıkarları gereği Orta Çağ'ın safına geçti.1949 yılında  dönemin iktidar partisi CHP Ankara ve İstanbul'da iki tane İmam Hatip kursu açtı. Bir süre sonra kurs sayısı sekize çıkartıldı. Din derslerinin müfredata konulması da bu döneme rastlar. Okulların 4. ve 5. sınıflarında seçmeli olarak okutulmak üzere din eğitimi başladı. CHP'nin önerisi ile Ankara Üniversitesi bünyesinde ilk İlahiyat Fakültesi açıldı.

 

Bu dönem aynı zamanda Türkiye'nin Atlantik sistemine girişine rastlar.

 

1966-1973 yıllarında Cumhurbaşkanlığı yapmış olan Cevdet Sunay "biz laik okullara karşı imam hatip okullarını bir 'alternatif' olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri bu okullarda yetiştireceğiz" diyordu.[3]

 

Artık millet değil ümmet toplumu tasarlanıyor ve solun, Atatürkçülerin önü kesilmek isteniyordu. Dinsel, mezhepsel, bölgesel, cinsel aidiyetler üzerinden "Kimlikçilik" kavramı da gündemimize girmiştir. "Kimliğimle yaşamak istiyorum" talepleri artmıştır. Hangi etnik kökenden, aşiretten, cemaatten, tarikattan, cinsel yönelimden olduğu özellikle öne çıkarılmakta ve/veya övgü haline getirilmektedir. Elbette çeşitlik kimliklere sahibiz ama kimliksel aidiyetin ulusal aidiyetin önüne konmasını doğru bulmuyorum. Aksi taktirde kimlik temelinde gruplara bölünmeye, bütünle kaynaşmak yerine kendi mahallesine çekilmeye, kutuplaşmaya, toplumsal çatışmaya neden olur.

 

AKP döneminde eğitimin daha paralı olması yanında eğitimin kamusallığı ortadan kaldırılarak özelleştiriliyor. Özel okulları teşvik kapsamında çocuklarını özel okullara gönderen ailelere 4000 TL'ye kadar katkı yapılarak devlet okullarına yatırım yapılmamaktadır. Özel üniversitelerin sayısı son 10 yılda iki katına çıktı.

Karma eğitimin kaldırılması yönünde kız imam hatip okulları açıldı. Eğitim karma olmaktan çıkarılıyor. Çoğu karma imam hatip okullarında kız-erkek olmak üzere okul giriş, teneffüs saat ve yerleri ayrıldı, giriş bölmelerine paravanlar çekildi.

 

Yeni müfredat ve ders kitapları cumhuriyet, laiklik, insan onuruna ve Atatürk'e karşıt ifadelerle doldu.

 

SORU: Yeni müfredattaki bu karşıt ifadelere birkaç örnek verebilir misiniz kitabınızdan?

 

Lise tarih müfredatında, "1909" tarihinden "darbe"[4] diye bahsedilerek 1909 yılında 2. Abdülhamid'i tahttan indiren Harekat Ordusunun komutanlarından Mustafa Kemal Atatürk de "darbeci" sayılmış oluyor Atatürk ilkeleri çıkarılıyor,  "İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşunun farklı bakış açılarıyla verileceği" cümlesiyle Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı ifadelerin dile getirilmesinin önü açılıyor.

 

Dahası kadının "boş ol" sözüyle boşanması, erkeğe çok eşlilik tanınması, cihad kavramının cizye, haraç, öşür gibi kavramlarla zikredilmesi de var. Kısas, diyet, tazir, kasten adam öldürmede köleye kölenin, kadına kadının öldürülebileceğine yönelik modern hukuku dışlayan ifadeler emperyalizme karşı milli birliği sağlayamaz ve kutuplaşma artar.

 

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi'nden Atatürk ile imam hatip meslek dersleri (10 ders) öğretim programında Atatürk'e, laikliğe hiçbir sınıfta 1 kelimelik dahi yer verilmemiştir.      Lise Kelam ders kitabında laik insanları "ateist" saymakta ve laik düzene açıkça karşı çıkılmaktadır:

 

"Seküler olduğunu söyleyen insanlar her ne kadar ateist olmadıklarını ve bir yaratıcıya inandıklarını belirtseler de bu âdeta Tanrı'yı göklerde kabul edip, yeryüzüne indirmemek ve Tanrı'ya "sen bizim işlerimize karışma" demekle aynı kapıya çıkmaktadır. Bir yönüyle de bu uygulama dini vicdanlara hapsetmenin, salt inanca indirgemenin, siyasette, hukukta, sanatta, ekonomide dine yer vermemenin bir başka şeklidir. Laiklikte de sekülerizmde de siyasî ve toplumsal hayat düzenlenirken Allah'ı, vahyi, kutsalı dikkate almamak esastır."[5]

 

"Temel Dini Bilgiler İslam 1" dersindeı "İslam ve Sosyal Hayat" ünitesinde "ahlaki yozlaşmanın sebepleri" arasında, laiklik yerine de kullanılan "dünyevileşme"yi belirterek ele vermişlerdir.[6]

 

"Müslüman olmayana selam verilmez, kestiği yenilmez"[7]deniyor, gayrimüslimlerin dinî kıyafetlerini giyinmek küfür sayılıyor[8], Alevi katliamına onay veren Ebu's-Suud anlatılacak,[9], İslam savaş hukuku anlatılacak. Fıkıh kitabında ganimet, gaza, fetih, haraç, cizye, öşür kavramları anlatılıyor.[10]

 

SORU: Kitabınızın 4. ve son bölümünün başlığı "Eğitim ve Toplumsal Mücadele". Bu bölümde alt başlık olarak yeni müfredata karşı çıkma adına okur, siyaseten verilen mücadeleyi merak ederken ilk başlık "Sendikaların Yaklaşımı". Yeni müfredata ilk ve etkili tepkinin muhalefet partilerinden ziyade sendikalardan gelmesini siyaseten bir eksiklik olarak görüyor musunuz?

 

Elbette. Muhalefet partileri eğitimdeki gayrimilli milli dönüşümü gündeme getirmenin halkı kazanamayacağını düşünüyor. "Halkı karşımıza alarak tepki toplamayalım, sonra oy alamayız" diyerek laiklik karşıtı eğitime yeterli duyarlılık gösterilmiyor. Bir kere araştırmıyorlar öğretim programlarını ve ders kitaplarını. Sunduğumda da önemsemiyorlar. Birkaç milletvekili mücadele veriyor. Mücadeleyi büyütmemeleri halkı kazanmalarını sağlıyor mu? Hayır. Toplumda "tepki gösterilmediğine göre iktidarın yaptıkları doğru veya büyütülecek konu değil" algısına neden oluyorlar. Bu da iktidarın eğitimi daha gayrimilli hale getirmesinde cesur davranmasına neden oluyor. Saldırı artıyor. Belirttim. Laik insanların "Tanrı'yı işlerimize karıştırmayan ateistler", laikliğin "manevi yozlaşma sebebi", "inanç problemi" olduğu ders kitaplarına girdi.

 

 SORU: Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk'ün "Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder." Sözü akla geliyor. Günümüzde, bir tarafta ideolojinin varolması ve sağlam temellendirilmesinin yolunun eğitimden, eğitimi dönüştürmekten geçtiğini bilen ve bunu uygulayan iktidar, diğer tarafta bu dönüşüme yeterince müdahale etmeyen, karşı çıkmayan muhalefet partileri, sivil toplum kuruluşları, medya, sendikalar ve halk var. Çözüm söz konusu olduğunda sizce kimlere ne görevler düşüyor? İktidar değişmeden müfredat değişemez mi?

 

İktidar değişmeden müfredat değişebilir. Toplumu mezhebine kadar ayıran eğitim ülkemizi emperyalizmin yönlendirmelerine daha açık kılar. Bir yandan istediğimiz gibi olmasa da AB, PYD (PKK), FETÖ ile zıtlaşmalar sürerken bir yandan da milleti karşına almanın akıl karı olmadığı fark edilirse belirli ölçüde müfredat değişebilir. Halinden memnun bir muhalefet (sendikası, derneği, partisi, barosu, odası) iktidarı fikrinden vazgeçiremez. Çünkü temel birçok konuda zigzaglı davranan bir iktidar var.

 

Yalnız bazı noktalara dikkat edilmelidir. Sadece laiklik savunuculuğu üzerinden mücadele edilmez. 2 sebeple. 1.si laiklik kapsayıcı değil, millet parçalandığı için gayrimilli eğitime karşı milli eğitim kavramı savunulmalıdır. 2.si, laiklik üzerinden tanım birliği yapılamayan kavram. Kimine göre din düşmanlığı kimine göre dinin özgürce yaşamasının garantisidir. Laiklik milletin, milli devletin bir unsuru olarak ele alınmalıdır, tek başına değil.

 

Müfredatın milleti böldüğü için emperyalizmin işini kolaylaştırdığı vurgulanmalıdır. Yani gayrimilli eğitim ile emperyalizmin planları arasındaki bağlantı kurulmalıdır.

 

Toplumsal mücadeleyi büyütmek için kitle örgütleri ve meslek kuruluşlarıyla ortak mücadele yöntemleri geliştirmelidir. "Milli Eğitim", "Atatürksüz Müfredata Hayır" gibi platform adları düşünülmelidir.

 

Bu Meclis/Komite, Milli Eğitim İl Müdürlüğü ve okul önlerinde basın açıklamaları yapmalı, imza masaları açmalı, okul-aile birliklerine, velilere eğitim ve müfredat üzerine seminer vermeli, panel ve sempozyumlar düzenlemelidir.

 



[1] Mahmut Tezcan, "Atatürk'ün Eğitim Anlayışına Felsefi ve Sosyolojik Yaklaşım", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.5, S.15, Temmuz 1989, s.573-574.

[2] Altunya, Eğitim Sorunumuza Bakış –Görüş ve Öneriler-, 3. Basım, Ürün Yayınları, Ankara, 1997, s.25.

 

[3] Işık Kansu, "Türkiye Üzerinde Rabıta Gölgesi-5", Cumhuriyet, 30.11.2012; Erbil Tuşalp, İslam Faşizmi, 2. Baskı, Doğan Kitap, İstanbul, 1999, s.28.

[4] Ortaöğretim Tarih Dersi 9-11 Öğretim Programı, s.46.

[5] Aynı yer.

[6] Ortaöğretim Temel Dini Bilgiler (İslam 1-2) Dersi Öğretim Programı, s.20.

[7] U. Murat Kılavuz, Nihat Morgül, Veli Karataş, Eba Müslim Yaşaroğlu, Ed. Ahmet Saim Kılavuz, Akaid, MEB Yayınları, Ankara, 2017, s.41-42.

[8] Age, s.42.

[9] Anadolu İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretim Programları, 2018, s.31.

[10] Fıkıh, MEB Yayınları, Ankara, 2017, s.173-174.

 


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir