24 Ekim 2019 Perşembe 08:44:54
» 23.01.2019 AHMET EREN DOĞA : KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDET

23.01.2019 AHMET EREN DOĞA : KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDET

...
Paylas
http://www.bagimsizozgurmedya.com
23.01.2019 AHMET EREN DOĞA : KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDET
http://www.bagimsizozgurmedya.com/turkhaber.html
Türkiye - 30 Mart 2019, Cumartesi 15:45:42
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 KADIN CİNAYETLERİ VE ŞİDDET

             

Bu gün var yarın yok olduğumuz şu güzelim dünyada başta Tanrının en önce yarattığı kadın erkek olmak üzere yaşamı kalplerden kalbe, gözlerden göze açan saygı, sevgi dostluk ve mutluluk çiçekleriyle dolu bir “HAYAT BAHÇESİ” yapmak varken: Maalesef günümüz Türkiye’sinde öne çıkan siyasi gündem ve karmaşalar arasında yukarıda görüldüğü gibi kadına olan şiddet ve ölüm olayları yeteri kadar dikkate alınmayarak bu şekilde alıp başını gitmektedir. Sadece 2018 yılı itibariyle ülkemizde yüzde 392 artışla tam 440 kadın öldürülmüş ve bundan bir misli kadın da şiddete maruz kalmıştır. Bu durum üzülerek söylüyorum, yazılı medyanın üçüncü sayfasında yer almaktadır. O da genellikle adliye tutanakları ve faillerin, yani katillerin ifadelerine dayandırılarak…

 

Hukuk bazında ise failler genellikle çeşitli nedenlerle yüzde 70 indirimle ortalama en az 10 yıl, en fazla 20 ile 26 yıl 4 ay arasında ceza almaktadırlar. İşin acı tarafı bu cinayet ve şiddet olaylarının yüzde onu karakol, savcılık ya da sığınma evi sürecinde, yani devlet gözetiminde işlenmektedir.

 

Oysa ta bebekliğimizden beri, “Evlat kokusu cennet kokusu,” deyip bizi bağrına basarak karnını barınak, kollarını sığınak, kucağını salıncak ve göğsünü bir yastık yapan bir kadın değil mi? Yine geçmişte bir bestekârımızın dediği gibi, “Başta taç; / Her derde ilâç; / Bir evlat pir olsa da; / Yine de muhtaç” olduğumuz anamız bir kadın değil mi?  Aziz Nesin’in ifadesiyle bir verirsen sana bin veren; bu kapsamda sperm verirsen çocuk veren, ev verirsen yuva veren, sebze verirsen yemek veren, bir gülücük verirsen kalbini veren ve bir şarkı verirsen sana konser veren eşiniz bir kadın değil mi? Samimiyetle ve canı gönülden kucak kucağa sarıldığınızda solda sizin kalbiniz, sağda onun kalbi olmak üzere çift kalple size dünyaları bahşeden ve mutluluktan havalara uçuran eşiniz bir kadın değil mi? Onun için devamlı olarak solda olan kalbinizin yanı başına aldığınız eşiniz, nişanlınız veya sevgiliniz bir kadın değil mi? Ve yine sevginin zirvesinde gençken kışın gözünüzde Kardelen, baharda Kır Çiçeği, yazın Kırmızı Gül, sonbaharda Kasımpatı ve dört mevsimde yanık Karanfil kokusu gibi burnunuza burcu burcu kokan sevgiliniz başlı başına bir kadın değil mi? Bu itibarla kısaca hayatta böyle en çok sevdiğiniz sevgiliniz ve ayrıca en iyi şekilde sevdiğiniz eşininiz ve en uzun da sevdiğin anneniz bir kadın değil mi? Hakeza canınızın ve kanınızın bir parçası kız kardeşiniz bir kadın değil mi?

 

Gelelim İstiklâl Harbine: Savaşta tetik çeken Kara Fatmalar, Nene Hatunlar, Nezahet Onbaşılar, Halime Çavuşlar, Gördesli Makbuleler, Emir Ayşeler, Tayyar Rahmiyeler ve cepheye mermi taşıyan Şerife Bacılar ve yine kağnıyla mermi taşırken çamura batan Koca Baş öküzün yerine kendini koşan Elifler bir kadın değil mi? Ta 1932’den itibaren bir Şeyhülislam torunu olan Keriman Halislerden başlayarak Nazlı Deniz Kuruoğulları, Arzum Onanlar, Neşe Erbekler, Azra Akınlar, Filiz Vurallar ve Günseli Başarlar gibi zaman zaman yüzümüzün akı ve medarı iftiharımız Dünya ve Avrupa Güzellik Kraliçesi seçilen bu kızlarımız bir kadın değil mi? Onun için Atatürk boşuna demedi,  “Kadın yerlerde sürünmeye değil, omuzlarda göklere yükselmeye lâyıktır,” diye… Onun için dünyada birçok ülkede daha kadın hakları verilmemişken, O 1934’de kadına “Seçme ve Seçilme” hakkını verdi. Onları çalışma ve kültür hayatına kazandırmak için elinden gelen her türlü gayreti gösterdi. Bunun için birçok kadını yurt dışına tahsile gönderdi.

 

Hal böyleyken kadın neden bu derece sadece erkeğin cinsel gailelerini yerine getiren bir meta ve çocuk doğuran bir kuluçka makinesi olarak görülmesinden de öte, Sibirya’nın en vahşi sırtlanlarından da beter aşağılanmakta şiddete ve cinayete maruz bırakılmaktadır? Bunu anlamak için lafı hiç eğip bükmeden İslam öncesi ve İslam sonrası Türk ve Arap kadınının durumunu irdelemek lazımdır.

                            

 

Yukarıda açıkça görüleceği gibi İslâm öncesi 720’de Moğolistan’da Gültekin (Kültekin) adına dikilen Tonyukuk abidelerinden; 734’de annesi Bilge Han adına dikilen Orhun kitabelerinden ve hatta Marco Polo veArap yazar İbni Batutaların “Seyahatnamelerinden” Türk’ün akılcılığını, hoş görüsünü, kadın erkek eşitliğini,kadına ne derece önem verdiğini ve ne derece onu yücelttiğini öğreniyoruz. Nitekim devlet idare eden Buhara Sultanı Toksan Sultan, Buhara Melikesi Hınık Hatun, Bilge Hanın eşi Kutlulu Sultan, XI. Yüz yıl Selçuklu Sultanı Tuğrul ve eşi (?), XIII. Yüz yıl Selçuklu Sultanlarından Melikşah’ın eşi Türkan Sultan, XIII. Yüz yıl İlhanlıların başkanı İl – Tutmuş’un çarşafı ve peçeyi kaldıran eşi Raziye Sultan, 1331 Yıllarında Özbek Hanı Sultan Muhittin’in yanında yer alan ve devlet idare eden eşleri Taytugil Hatun, Bayalun Hatun ve Urduca Hatunları görüyoruz. Yani o zaman kadın bu derece saygın; ekonomik özgürlüğü olan, sokağa yalnız çıkabilen, eşini kendisi seçen ve gerektiğinde boşanabilen ve istediği gibi süslenebilen ve devlet idare edebilen bir konumdaydı. Hakeza İslam öncesi Arap kadını da her ne kadar devlet idare ettiği pek görülmese de Türk kadınına benzer bir şekilde ekonomik özgürlüğü olan, sokakta yalnız gezebilen, eşini kendisi seçebilen ve istediği kadar erkekle evlenen ve isterse bunlardan boşanabilme hakkına sahip bir konumdaydı. Bunlara örnek olarak Hz. Muhammed’in büyük dedesi Haşim’in annesi Şair Selma bint Amr’ı, yine şair Bint Amrul Hadise’i, ayrıca ünlü Arap kadınlarından Ümmeye’yi, Ümm Hani’yi, Reyhane’yi, Reşane kızı Safiye’yi, Hutaym’ın kızı Leyla’yı, Cabir’in kızı Gazziye’yi sayabiliriz.

 

İşte Hz. Muhammed’in, “O bana Tanrı tarafından inciden tarh olunmuş köşklerle müjdelendi,” diyerek evlendiği Hz. Hatice de bunlardan biriydi. Akıllı, onurlu, sağlam karakterli, örtünme zorunda olmayan, güzel, zengin ve otoriter bir kadın olarak işlerini kendi elleriyle yönetirken, işlerinin daha kolay takibi ve kadınlık gereği eskittiği 2 kocadan sonra işe aldığı Hz. Muhammed’e bizzat kendisi evlenme teklifi yaptı ve Onunla evlendi. Tabi “Mühür kimdeyse sultan odur.” Ekonomik güç de Hz. Hatice’de olduğuna göre, tabiatıyla inisiyatif de onda olacaktı. Evlilik hayatında, aradaki duygusal ilişkiler gereği zaman zaman Suriye gibi uzak diyarlardan ticari seferlerden dönen kocasını evinin ikinci katından çok gözetledi ve O’nun Peygamberliğine her ne kadar inandı ve destek olduysa da, gene de inisiyatifi elinden bırakmadı. Hemen hemen her konuda onun dediği oldu. Hele bir seferinde ilk kocasından olan kızı Zeynep’i teyzesinin oğlu ve Kureyşli zengin tüccarlardan Ebûl As ile evlendirmek istediğinde, Hz. Muhammed, “Müslüman değildir” diye bu evliliğe şiddetle karşı çıktı. Ama bunun üzerine tabiri caz ise, Hz. Hatice masaya yumruğu vurdu ve kendi dediğini kabul ettirdi. İşte bu noktadan itibaren Hz. Muhammed’in erkeklik gururu çok incindi. Fakat yinede bir ses çıkaramadı. Tabi Hz. Hatice’nin ölümüne kadar böylesine bir otorite altında içine atıp durduğu gizliden gizliye bir eksiklikle yaşadı. Ve bir başka kadınla evlenemedi. Ne zaman ki Hz. Hatice öldü, işte o noktadan itibaren birden özgürleşen Hz. Muhammed’in kadına karşı bakış açısı 180 derece değişti ve onu her bakımdan tahakkümü altına almaya başladı. Kendisi toplam 23 adete kadar evlilik yaptı. Kızı Fatma üzülmesin diye Hz. Ali’ye bir başka kadınla evlenmesini yasaklarken herkesin 4 kadına kadar evlenmesine ve istediği kadar cariye almasına müsaade etti.

 

Bakınız T.C. Anayasal organlarındanbiriolan Diyanet İşler Başkanlığının yayımladığı 12 Ciltlik Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi adlı bir yapıtı vardır ki, yıllar boyu halkımız tarafından kapışıla gelir. 1985 yılında 9. basımı yapılan bu yapıtı şöyle bir taradığımızda göreceksiniz ki, Hz. Muhammed’in Kuran olmayarak kadın hakkında söylediği şu Hadisleri tek tek orada bulmak mümkündür. Önem sırasına göre bunlar;

      1)“Erkek Seyit (Efendi), kadın Tabi (Köle) dir.

 

      2)“……….Nikâh (Kadınlar için) bir nevi köleliktir… Kadınlarınız, Sizin elinizde özgürlüklerini yitirmişlerdir.”

 

      3)“Yeryüzü evliliğinde kadın kocasının gerçek anlamda eşi değildir; Zira kocasının asıl ebedi ve ezeli eşleri cennetlik kara gözlü, memeleri yeni sertleşmiş hurilerdir. Onun için evlilikte kadının görevi, kocasının hizmetlerini görüp, onu cennetteki öz karıları olan hurilere kavuşturmaktır.”

 

      4)“Bana cehennem halkı gösterildi. Çoğunluğu kadınlardandı. Siz kadınların çoğu cehennem kütüğüsünüzdür.”

 

      5)“Kadınlar insanların karşısına şeytan gibi çıkarlar.”

 

      6)“Kadın sözü dinleyen bir kimse felâh bulmaz. Onun için yerin altı yerin üstünden iyidir.”

 

      7)“Elin zinası, el temasıdır. Her kim yabancı bir kadının elini tutar ve Onunla tokalaşırsa, kıyamet gününde, onun iki avucuna ateş konur. Birinizin başına demirden bir şiş vurulması, onun kendisine helâl olmayan bir kadınla tokalaşmasından daha hayırlıdır.”

 

      8)Ayrıca Ebu Hüreyre’nin nakletmesine göre, “İyi ve saliha kadın, kocasının şehvet gailesini gideren kadındır. Onun için kocasına hizmet ve şehvet gailesini gidermek yanında, ona düşen diğer bir görev; Ona secde etmek ve Onu eğlendirmektir.” 

 

      9)Ebû Said’in nakletmesine göre, “Kadınlar dûn (alken ve dinen eksik yaratıklar) dır.”

 

     10)Müslim ve İbn Ömer’in nakletmesine göre, “Uğursuzluk üç şeyde vardır: Kadında, evde ve atta.”

 

     11)Usame b. Zeyd’in nakletmesine göre, “Namazı katleden şeyler; Köpek, eşek, domuz ve kadındır.”

 

     12)Ebû Hüreyre’nin nakletmesine göre, “Kadınlar eğe kemiği gibidir, onu doğrultmak istersen kırarsın.”

 

     13)İmam Gazali (age, 1975, c.2, s.149)’ye göre, “Eğer erkek tepeden tırnağa cerahat olsa, kadın da diliyle yalasa, yinede erkeğin hakkını ödeyemez.”

 

     14)Buhari’nin nakletmesine göre, “Erkek çocuk doğarsa 2 koyun, kız doğarsa 1 koyun kurban ediniz.”

 

     15)Ümmü Aliye’nin nakletmesine göre, “Kadın ölürse 3 gün, ama erkek ölürse 4 ay 10 gün yas tutun.”

 

     16)Kuran Ayetlerine göre, Kadının gerektiğinde dövülmesi ve yataktan uzak tutulması. Nisa 34.

 

     17)Mirasta erkeğin yarısı kadar hakka müstahak görülmesi. Nisa 11–176.

 

İki kadının bir erkeğin tanıklığına eşit olması. Bakara 282.

 

     18)Çok evliliğe izin verilmesi. Râda 38.

 

     19)“Kadınlar tarlanızdır, ona istediğiniz gibi girin” demesi. Bakara 223.

 

     20)Erkeklerin kadınlardan üstün ve onlar üzerinde hak sahibi olması. Bakara 288, Nisa 34.

 

     21)Kadının bir başka erkekle evlenmesinin şarta bağlanması, yani “Hülle”  gibi bir takım ağır şartlara tabi tutulması. Ahzap 53.

 

     22)“Hayızlı (Ay hali) dır diye kadınlara cenazeye gitmeyi, namaz kılmayı, Kâbe’yi tavaf etmeyi ve cinsel ilişkiyi yasaklaması. Bakara 222.

 

     23)Kadının cennete girmesini şarta bağlaması. İbrahim 23, Ahzap 35.

 

     24)Kadının tanınmayacak şekilde örtünmesi. Ahzap 33–53–55–59, Nur 31. gibi Ayetler mevcuttur.

 

Görüldüğü gibi bugün cereyan eden kadın cinayet ve şiddetin temelinde nesilden nesile gelen birinci derecede bu dini nedenler yatmaktadır. Onun için din adamları kadına karşı çağın gereklerine göre tavır almalıdırlar.

 

Lütfen bunları açıkladım diye bana sakın kızmayınız. Bir de kendiniz 1985’de 9. Basımı yapılan Diyanet İşler Başkanlığının yayımladığı 12 Ciltlik Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhini çok dikkatlice gözden geçirerek bu yazdıklarımın doğru olup olmadığını gözlerinizle görünüz.Buna mukabil bu asıl nedenleri kabul etmez ve itiraz ederseniz, çok üzgünüm ki, aynı cinayet ve şiddet olayları böyle devam edip gidecektir.Kaldı ki bakınız kadınlara bir Dünya Kadınlar Gününü kutlamayı bile çok gören bundan önceki Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez bu anlata geldiklerime benzer şekilde kadına dinen bakış açısını kısaca nasıl açıklıyor?

                   

 

Tabi Diyanet İşleri Başkanı böyle derse, başta kendisi olmak üzere diğer din adamları affedersiniz kırk yıllık Tecavüzcü Coşkun’u bile isyan ettirecek kadar nasıl kadını aşağılayıcı fetvalar verir? Bunun gibi daha neler, neler…

    

 

     

      

      

İşte böyle dini sebeplerden sonra ikinci derecede kadın cinayetleri ve şiddet sebepleri boşanma, terkedilme ve şiddetli geçimsizliklere dayanmaktadır. Ama her ne sebepten olursa olsun hiçbir zaman şunu unutmayınız ki, bu kadının dediği gibi

   

   

 

kadını aşağıladığın, dövdüğün, sövdüğün ve öldürdüğün kadar değil, sevdiğin kadar adamsın.

 

 

            Saygılarımla…

 

 

AHMET EREN DOĞA                                                                                            Yakapınar Köyü

 

 

Araştırmacı - Yazar                                                                                             Bayındır-İZMİR             

 

Cep Tel: 0532,7378945                                                                                                                

 

23 Ocak 2019

 

 

 

               

                                                                                                                                               


Rogg & Nok Haber Servisi:- Rogg & Nok Bağımsı Özgür Fikir, Düşünce yazar Grubu

E-Posta ile gönderilen veya direk Web sitesine yayınlanması için gönderilen yazıların fotoğraf gibi tüm demokratik protesto, bilgi, haber, yorum ve sosyal/siyasal içerikli paylaşımlar TC Anayasasının;
MADDE 25: "Düşünce ve Kanaat Hürriyeti";
MADDE 26: "Düşünceyi Açıklama ve Yayma Hürriyeti"
kapsamında Web sitemizde yapılmıştır.
Kişisel veya kurumsal Demokratik düşünce ve kanaatlerimiz engellenmesi ve/veya şiddet/baskı altına alınması, bu nedenle
"Yazar olan biz Hakkımızdaki veya kullanıcıların kullandıkları web sitesindeki yayınlanan haberler dolayısı ile olası her türlü anti-demokratik yasal girişimi",
TC Anayasası, AİHM ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamında, her türlü yasal haklarımız saklı kalmak üzere, peşinen reddederiz…

OKUYUCU YORUMLARI

UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.(Yorum Yapanın Taahütü)Yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Ad Soyad
E-Posta
Güvenlik Kodu: Guvenlik
Yorum
Copyright ©2010 - Tüm hakları saklıdır.
PHP Haber Sitesi Türkiye Tasarım
Rogg&Nok Haber- Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz Ve kaynak gösterilmeden Alıntı Yapılamaz. Yayınlanan Tüm Haber Ve Açıklamalar İlk Kaynaktan Ulaştırılan Açıklamalardır. Sitemiz Bu Açıklamalara Ekleme Veya Müdahelede Bulunmadan Yayınlar. Yorum,Makale, Sizden Gelenler Bölümündeki Yazılardan Yazanlar Sorumludur. Harici Bilgiler Ayrı Bir Sayfada Açılır. Rogg&Nok Haber Bu Linkler Ve İçeriklerinden Sorumlu Değildir.Her Türlü Haber Ve İletişim İçin roggnok@gmail.com Adresini kullanabilirsiniz. Sitemizden Daha İyi Yararlanabilmek için Gizlilik İlekeleri Ve Yayın Prensiplerimzi Okuyunuz. En İyi İnt Exp 8+ 1024x768 Görüntülenir